Google Arama

Custom Search
şişe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şişe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2014 Pazartesi

Şarap Yapımı (Evde) Üzerine...

Evde Şarap Yapımı Üzerine... 

Şarap yapımı, aslında ilgi ve uğraş alanlarımın içerisinde daha önceden yer edinmemiş ve birer deneme olarak kalmış uğraşılardandır. Çocukluk yaşımda elimin altında bilgisayar ve internet yoktu...Doğal olarak elimin altında ulaşabileceğim kaynaklar satın alınmış, çoğunlukla TÜBİTAK popüler gençlik ve çocuk kitapları dizisindendi, ya da herkesin evinde bir dönem olmuış olan 'Meydan Larousse' ansiklopedileri...
Kimya üzerine yazılmış böylesi bir kitapta meyvelerden şarap yapıldığını okumuş ve şaşırmıştım. Meyvelerin kendisi benim için birer tatlıydı, şarap eldesi de ne demek oluyordu?...

Ansiklopedilerden öğrendiğime göre de bu liste epeyce uzundu. Japonlar pirinçten (sake) , Türkler sütten (kımız) , Avrupalılar arpa ve baldan, her ulus ya da kültür zaman içinde çok değişik kaynakları kullanarak içkiler yapmışlar.

Yakın bir komşumuzun kendi memleketinden bize armağan olarak getirdiği kuşburnu taneleri önceleri evde pek ilgimi çekmemişti. Yalnız, babam bu meyvelerin suyunu tencerede kaynatıp bir içecek biçimine getirdiğinde benim de aklımdan ''bu meyvenin de şarabı olmaz mı'' diye bir soru geçti...

Buzdolabına konmuş olan kuş burnu suyunu hemen çıkarıp elime ansiklopediyi de alarak basit bir şekilde şarap yapımı denemesine giriştim...



Araçlar

*Cam kavanoz

*Plastik kaşık

*Siyah torba (3-4 tane)

*Dolap (karanlık, oda sıcaklığında, hareketsiz olacak)

Gereçler

*Elde Üretilmiş Ilık Doğal Meyve Suyu (Kuşburnu suyu kullandım)

*Şeker

*Bira Mayası

*Ilık Su

*Plastik Bardak


Yapımı:

Plastik bardağımızın içine satın aldığımız bira mayasından bir çay kaşığından biraz fazla olacak şekilde koyuyoruz ve üzerine ılık sudan azar azar koyarak tümüyle çözünmesini sağlıyoruz.

Ardından cam kavanozumuzun içine yarısına gelecek kadar meyva suyumuzdan koyuyoruz ve içine iki-üç tatlı kaşığı şeker katıp karıştırıyoruz.

Kavanozumuzun içine suda çözdüğümüz bira mayasını döküp karıştırıyoruz.

İşlemimiz bitti. Şimdi kavanozun ağzını hava almayacak şekilde kapatıyoruz. Daha sonra içine ışık sızmaması için 3-4 kat siyah poşete sarıyoruz ve karanlık-sarsılmaz bir dolaba kapatıp 3-4 ay bekliyoruz...


SONUÇ
 Bu işlemlerde kesin ölçü vermediğimi görmüşsünüzdür. Ölçü vermedim, çünkü o gün bu ölçüleri  tümüyle kafama göre almıştım. Aradan üç-dört ay geçtikten sonra kavanozumu yerinden hiç sarsmadan yavaşça aldım ve dikkatlice poşetlerinden soydum. Kapağı açmamla birlikte burnuma keskin bir alkol kokusu gelmişti. Bu beni oldukça heyecanlandırmıştı. Kavanozun görünümü ise şöyleydi:

Kavanozun dibinde çamur gibi çökmüş kil renginde tabaka vardı. Üstünde ise su gibi berrak bir sıvı vardı. Yüksek olasılıkla çok fazla malzeme katmıştım ve alttaki tabaka bu çökeltiyi oluşturuyordu. Yaptığım bu şarabı kendim denemedim. Çünkü alkole karşı antipatim vardı (bu günde dahil). En yakın deneklerim aile bireyleriydi! Önceleri ürktüler, çünkü ne yaptığım üzerine bilgileri yoktu. Kavanozu gören kaçıyordu, ardından zekice davranarak berrak sıvıyı bulandırmadan bir çay bardağına boşalttım. Şarabım şimdi daha az korkutucuydu, üstelik tertemiz ve parlaktı. Burnunu bardağa götüren yudumlamaya başladı, daha yok mu türünden bakışlara tanık oldum.

Başarıya ulaşmıştım!
Daha sonradan öğrendiğime göre bira mayası ile yapılan içkiler mideye dokunurmuş. Üzüm gibi meyvelerde ise dışarıdan maya katılmasına hiç gerek olmadan şarap yapılıyormuş. Benim bu şekilde başarı göstermemden sonra babamda heveslenmiş, kendisine benden daha ustaca yöntemlerle şaraplar yapmaya başlamıştı. Yine bir uğraşıya öncülük etmiş, geride güzel bir anı bırakmıştım. Bir kaç ay sonra Japonların pirinçten içki ürettiklerini anımsayarak aynı yöntemle haşlanmış pirinç suyundan şarap yapmaya çalıştımsa da nedense aynı başarıyı gösterememiştim...Bugün olsa elimin altındaki internetle belki de çok daha başarılı çalışmalar yapabilirdim...


8 Temmuz 2010 Perşembe

Dalgıç Küre Yapımı (Eğlenceli Bir Oyun)

 İçi su dolu saydam şişelerle oynamak birçokları gibi benimde güzel bir eğlencemdi bir zamanlar.
Şişeyi kulağıma dayayıp çalkalandıkça çıkan seslerle ne hayaller kurardım...
Ardından şişenin içine boncuklar, renkli simler ve misketler atıp apayrı dünyalara dalardım.

 Doğaldır ki birçok gözlemimi de bu oyunlar sırasında yapardım o yaşlarımda.
İşte yine böyle bir oyun sırasında içi ağzına kadar su dolu 2,5 litrelik gazoz şişesinin içine küçük toplar haline getirdiğim suda batıp batmamakta kararsız olan alüminyum folyo parçaları attım.
Şişeyi sıkıca kavrayıp biraz çalkaladım, folyolar batmaya başladı. Bu sıradan bir olaydı elbette. Ama şişeyi masanın üzerine koyduğum zaman bir de ne göreyim, folyolar birden yukarı doğru yöneldiler.
Şişeyi sıktıkça folyolar suyun dibine kadar batıyor, sıkmayı bırakınca yukarı doğru hızla çıkıyorlardı. Şişeyi sıkmak için çok güçte harcamıyordum ve bu da beni şaşırtmaya yetiyordu.
İşi abarttım ve çok değişik şekillerde bir sürü kürecikler yapıp şişenin içine attım.
Artık elimde oynayacak yeni bir oyun bulmuştum. Kürecikleri suyun ortasında tutmaya çalışmak bile ayrıca eğlenceydi.

Yıllar sonra bu olayın nasıl meydana geldiğini bulduğumda ise artık yaşım çoktan geçmişti oyunlar oynamak için...

Şişeyi sıktığımda iç basınç yükseliyor ve folyonun içindeki hava kabarcıklarının hacmi azalıyor. Ve bu nedenle kürecikler batıyor. Basınç kalktığında ise hava kabarcıkları genişliyor ve kürecikler yüzmeyebaşlıyor. Denizaltılarda da buna benzer bir yöntem kullanılıyor.

Dalgıç Kürelerin Yapımı.
Araç Gereçler
#Kolayca sıkılabilen ve eski halini geri alabilen herhangi pet şişe (Yeşil gazoz şişeleri iyidir)
#Su
#Alüminyum Folyo

Resim1:Küreciklerin boyutları... Mantar (veya denizanası) şeklinde olanlar daha göz alıcı ve suda dik şekilde yüzüyorlar.
Bu uğraşıdaki en önemli nokta küreciklerin boyu ve ne kadar sıkı olduğudur.
Eğer kürecikleri çok sıkı ve sert yaparsanız suya hemen batarlar. Çok gevşek veya büyük kürecikler yaparsınızda suya batmamak için direnirler.
Küreciğinizi suya attığınızda suyun içine doğru batar gibi yapıp sonra yavaşça yüzeye çıkıyorsa olmuş demektir. Açıkçası ne yapacağını bilemeyen kararsız ve uyuşuk kürecikler bizi eğlendirecek.
Kolaylık olsun diye bir kabı su ile doldurup yaptığınız küreciklerin hangilerinin bu duruma uygun olduğunu ayarlayabilir, deneyip seçebilirsiniz.
Şimdi pet şişenizi alıp ağzına kadar çeşme suyu doldurun ve içine dalgıç küreciklerinizi - zedelemeden- (çünkü hemencecik bozulabilirler), atın. Son olarak şişenizin kapağını sıkıca kapatın ve işte eğlenceniz hazır!

 Şişeyi hafifçe sıktığınızda suyun en üstünde yüzen ve şişe kapağına yakın olarak gizlenen küreler birden aşağı doğru dalmaya başlayacak ve hız kesmeyip dibe çarpacaklar. Şişe gevşediğinde ise tekrar yüzeye doğru yol alacaklar. Küreleri şişenin ortasında sabit olarak bekletmeye çalışmayı da deneyin.
-En iyi dalgıç küreler en az güçle dibe batanlarıdır- Diğerleri sizi zorlar veya hiç hareket etmezler.

Bir adım ileri gidebilmek...Şimdi düşünüyorum da aslında böyle bir şişeyi odamda süs aracı olarak kullanabilirim...
Geçmiş günlerde yaptığım bir deneyde pet şişenin içine çelik sünger tellerinden bir elektrikli ısıtıcı koymuştum. Elektrik verdiğimde tel ısınıyor ve içerideki basıncı artırıyordu. Çıkışına röle bağladığım zamanlayıcı bir devre ile kürelerin otomatik olarak inip çıkmasını sağlayabilirim belki...(Ama zamanımın olacağını hiç sanmıyorum:)


Resim2: Uğraşının gif hali.