Google Arama

Custom Search
ugrasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ugrasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2020 Perşembe

Japon Yapıştırıcısı Nasıl Korunur?


Görüntü 1-2: Orijinal Japon Yapıştırıcısı, Kutusunda Tayvan Üretimi Olduğu Belirtiliyor. Sağdaki Kutusundan Çıkarılmış Görüntüsü  

 Japon yapıştırıcısı, (piyasada en çok satılan adıyla '502 Evo Bond') uğraşlarda en çok kullandığım mucize yapıştırıcıların başını çekiyor. İçine su çekmiş yağlı derileri, ıslanmış ahşap parçalarına anında yapıştırması, çatlamış ahşap levhaların çatlaklarına damlatıldığında, çatlağın insan gözünün göremeyeceği kadar incelmiş yerlerine kadar sızacak kadar ince bir sıvı olması (bir keresinde çatlağın iki buçuk katı kadar uzunluğunda bir yol alarak, ufak sandığım çatlağın aslında epey içlere ilerlediğini anlamıştım),  yere düşen ahşap parçaların kendileri kırıldığı halde içlerindeki japon damlatılmış bölgelerde kırık olmaması gibi 'ahşabın kendisinden daha sert' bir yapıştırıcı olması gibi özellikleri, bu yapıştırıcının elimin altında olmasını zorunlu kılıyor. Arasının iyi olmadığı tek malzeme plastikler. Plastikleri yapıştırmıyor. Ahşap, deri, ve metallerle arası aşk derecesinde iyi.    

 Piyasada bu yapıştırıcının iki türü var: Birincisi Tayvan malı olan orijinal, ikincisi ise ''çakması'', yani sahtesi...
Çoğu satıcı bu ikisini aynı tezgahta yan yana satıyor. Size ''ucuz olan mı, pahalı olan mı?'' diye soruyor. Pahalı dediği orijinal olanı. Aralarında iki kat fiyat farkı oynuyor. Orijinal olanı 10 TL civarında satılıyor. Ucuz olanını eve sokmayın. Şekerli su gibi, ne olduğu belli değil. sürüyorsunuz ama tutmuyor. Siz mutlaka ''orijinal olanından abi'' diye belirtin.  

Yalnız, Japon yapıştırıcısı gerektiği özenle saklanmadığı ve kullanılmadığı zamanlarda tıkanıp donarak bir süre sonra da bal kıvamına gelip katılaşarak kullanılmaz duruma geliyor. Bu güzel malzemeyi olduğu gibi çöpe atmak can sıkıcı bir durum oluyor. Peki neden böyle oluyor, katılaşmaya başlayan yapıştırıcıyı kurtarmanın bir yolu yok mu? Onu nasıl koruyacağız? Şimdi bunu araştıralım:


1) Özensiz Kullanılan Veya Yanlış Kesilen Kanal Ucu.

 Akışkan sıvı olarak satılan 502 Bond'ların sivri tüpleri oluyor. Kapağı açtığınızda altından çıkan sivri tüpün sivri kanal ağzı kapanıktır. Işığa tutup baktığınızda sivri uçtaki plastik kısmın karaltısını görürsünüz. İşte bir makas yardımı ile hemen bu plastik kısmın alt tarafından kesip plastik kısmı atarak bu kanalı açmanız gerek. Tüpünüzün ağzı ne kadar dar olursa tüpün içindeki yapıştırıcınız da o kadar uzun süre dayanır. Burada olay, tüpün içindeki yapıştırıcının hava ile olan temasını en az düzeyde tutacak delik darlığını sağlamaktır. Kanalın ağzını çok aşağıdan keserseniz geniş ağızlı bir kanal meydana gelir ve hem tüpün içindeki malzeme çabuk kurur hem de ''ince işler'' yaparken gereğinden fazla yapıştırıcının malzemeye bir anda dökülmesine neden olursunuz.
Satın aldığınız kutunun içinden mutlaka, raptiye çivisi gibi bir parça da çıkacak. İşte o parça çok önemlidir, kaybetmeyin. Yapıştırıcıyı malzemeye damlattıktan sonra tüpü dik konuma getirip parmağınızla gövdesinden biraz sıkarak kanal ucunda kalan artık yapıştırıcının kabarcık yaparak patlamasını sağlayın. Kabarcık patladıysa bir peçete yardımı ile hemen tüpün ağzını temizleyip bu raptiyeye benzer ek parçanın çivisini deliğin ağzına bir kere sokup çıkartın. Böylece kanal ağzının tıkanıp kapanmasını ertelemiş ve önlemiş olursunuz. Olur da kanalın ağzı bir şekilde tıkanmışsa yine bu malzemeyi tüpün kanalına sokup çıkararak kanalın ağzını açabilirsiniz. 

 

Görüntü 3-4: Kutudan Çıkan Açıcı Başlık ve Ucu Kesilmiş Tüp Ağzı


2) Sıcaklık

Japon yapıştırıcısını güneş görmeyen ve sıcak olmayan bir yerde tutun. En uygun yer bence buzdolabınızın yumurta ve şişe koyduğunuz raflarından birisidir. Yalnız, evde çocuklar veya yaşlılar varsa bunu önermem. Yapıştırıcıyı yiyecek bir şey sanabilirler. Böyle bir tehlike yoksa 502' nizi buzdolabında tutun. Japon yapıştırıcısı serin yerde geç donar ve uzun süre saklanabilir. Ben eskiden banyo dolaplarında saklardım. Her banyoda sıcak su buharıyla ısınan banyonun içinde Japon yapıştırıcısının ömrü de 6 ayı geçmiyordu. Bunu ne yazık ki geç fark ettim. Soğuk iyidir.


3) Kutunun Konumu

 Kutuyu veya tüpü devirmeyin! Devrilen tüpün içindeki malzeme kanala akar ve içeride donar. Geç fark ederseniz geri dönüşü yoktur. Kanalın içinde ince bir delik açmak için uğraşmanız gerekir. Önerim, toplu iğneyi kerpetenle tutup ateşte kızdırarak kanalın içine sokmak ve içeriye bir tünel açmaktır. Beyaz dumanlar ve küçük patırtılar eşliğinde bu kanal açılabilir. Ancak dumanı kesinlikle solumayın; gözünüze de değmesin. Yoksa canınız yanar. 


4) Katılaşan Japon Yapıştırıcısı Yeniden Çözülebilir Mi?


Bu konuyu epey araştırdım. Elbette, tinerin verniği çözdüğü gibi bu malzemeyi de çözecek ve kurtaracak bir çözücü olmalıydı. İnternette japon yapıştırıcısını çözen bazı ürünlere denk geldim ancak pahalılardı. Aseton, her yerde okuduğum bir çözümdü ancak kozmetikçilerden satın aldığım hiçbir Aseton, tüpün içinde katılaşmaya başlayan malzemeyi kurtaramadı. Aksine, tüpün tümüyle donmasına neden oldular. Sonradan öğrendim ki Asetonun %99 saflıkta olması gerekiyormuş. Kozmetikçilerde satılan asetonlar ise suyla karıştırılmış düşük yoğunluklu aseton çözeltileriymiş. Doğal olarak içlerindeki su ve kozmetik katkılar yapıştırıcıyı bozuyorlarmış. Zaten tüpün içindeki topaklanmalardan bu durum belli oluyordu. 
Saf aseton almak için kimya malzemesi satan yerlere uğradım. Ancak tehlikeli madde sınıfına girdiğinden dolayı ''özel fatura'' ile satın alınıyormuş. Yani kunduracı, sanayici, atölyeci falan olacaksınız ki bu malzemeyi alma hakkınız olsun. Araya tanıdık sokmadıkça zor. Zaten litresini 30 TL ye veriyorlardı. Yeni yapıştırıcı almak daha iyi bir seçenekti. 
 
5) Altın çözüm: Şırınga İğnesi!..

Diyelim ki ilk başta kestiğiniz tüp ucu artık işlevini yitirmeye ve tıkanmaya başladı. Bu aşamadan sonra yapmanız gereken, sıradan bir şırınga iğnesini alıp tüpün ağzına geçirip, yapıştırıcıyı şırınga iğnesinden akıtarak kullanmaktır. 
Bunu yapabilmek için tüpün ucunu makasla dikkatlice biraz daha kesip şırınga iğnesinin ağıza biraz sıkışarak oturacağı kadar ucundan keserek azıcık genişletmektir. Çok aşağıdan keserseniz iğne tüpe geçmez, çok yukarıdan keserseniz de şırınga iğnesi tüpün üstüne oturmaz ve düşer.
Tüpün ucuna sıkıştırılarak oturtulmuş iğnenin içinde yapıştırıcınız rahat şekilde geçip, hassas ve ince biçimde akacaktır. Kullandıktan sonra da şırınga iğnesinin kapağını iğnenin ağzına geçirirsiniz ki iğne sizi yaralamasın.
Önemli olan nokta şu ki büyük olasılıkla bir kaç gün sonra iğnenin içindeki yapıştırıcı kalıntıları donacak ve iğnenin içinden yapıştırıcı akmayacaktır. Bu artık pek sorun değildir. Basit bir çakmak alevini iğnenin ucundan ortasına doğru hızlıca gezdirerek iğnenin içindeki kalıntıların yanarak iğneyi terk etmesini sağlayabilirsiniz. İğnenin ucundan çıkan beyaz dumanı solumayın ve gözünüze gelmesini önleyin. Bu şekilde uzun süre Japon yapıştırıcınızı kullanmayı sürdürebilirsiniz. Gerekirse iğneyi değiştirip başka iğne takarsınız.  


Görüntü 5: Şırınga İğnesi ve Koruma Başlığı 


Görüntü 6: Şırınga İğnesi Tüpe Geçirilmiş. Metal Kısım İleride Çakmak Alevine Tutulup Temizlenerek Açılarak Kullanılmayı Sürdürecek.


15 Mayıs 2018 Salı

''John Stepforn'' Çılgın Bir Rock Efsanesi.

Bir çocukluk kahramanı;

john stepforn rock metal efsane gitar gitarı müzik star çizim grafik karakalem karikatür metalci kahraman ugrasi blog

Görüntü: John Stepforn'a dair elimde kalmış ender çizimleren birisi.




''John Stepforn''


 Metal-Rock müzik türlerine ilgi duyduğum zamanlarda kendi dünyamda yarattığım ve geliştirdiğim bir müzik kahramanı... John Stepforn adını da bir bakıma karakterin kimliğini yansıtan iddialı bir ad olarak uydurmuştum. ''John stepforn'' un imzası da kendi imzamdan daha özenli bir şekilde tasarlanmıştı. 
Mutlaka kuru kafalı bir kolye takan Stepforn, üstünde metal işleri olan siyah deri ceket ve siyah deri pantolonlar giyerdi. Saçları uzun, kulakları küpeli ve keçi sakallıydı. Gözleri her daim kanlı olurdu.
John Stepforn, çılgınca bir yaşam süren, kural tanımaz bir müzisyendi. Çılgın albümler çıkarır, çılgın magazin haberlerinde boy gösterirdi. Konserlerinde sıra dışı kareografilere yer verir; çoğunlukla da ''blue oyster'' adlı barda özel konserlerine çıkardı.
Konser duyurularını, afişlerini ve içinde ilginç parça adlarının da olduğu kaset-albüm kapaklarının görüntülerini boş derslerde kareli defterlere çizer; her birinde de ayrı bir konsept, slogan ve sahne uydurmaya çalışırdım. ...''Ölü Nefesler'' , ''Soğuk Uyku'', ''Beklenen Konser!''...' Bazen tebeşirle sınıf tahtasına da çizdiğim bu karalamaların altlarına, konser biletlerinin fiyatlarını bile yazardım ki sınıf arkadaşlarım bunun gerçek bir konser duyurusu olduğunu düşünerek, ''Blue Oyster nerede?'' türünden sorular sorarlardı. Bu resim ''John Stepforn'' için yaptığım son karalamalardan olsa gerek. Kağıdı oldukça temiz kalmış. Lise sonrası dershane defteri çizimi olabilir. ''Son Konser'' başlığı bir anlam içeriyor; ''abiliğe'' doğru ilerliyorken çocukluk dönemi kahramanlarımı terk ediyorum  Soluna ''unknown artist'' yazmışım. Yine ilginç bir konser ya da albüm teması olsa gerek. Bu karalamada John Stepforn, elektro gitarını acımasızca kavramış. Etleri çürüyor ve dökülüyor. Buna karşın haykırmayı var gücüyle sürdürüyor. Arka planda ritm tutan grup elemanı da yüzünün yarısını yitirmiş. Sol yanda ruhlara dönüşmüş izleyiciler müziğin ve temanın etkisiyle sahneye doğru eğilip uzuyorlar. Bu ve benzeri konser afişi karalamalarımda ses sistemlerini çizmeyi ayrıca severdim. Kendi ilginç hoparlör tasarımlarımı görsel olarak böylece kurgulardım. Burada gözüken hoparlör de müzisyenler gibi deforme olmuş; o da artık çürüyor; ama gösteri devam ediyor!...

17 Temmuz 2015 Cuma

DENİZ SUYU KOKUSU YAPIMI (Kendi Buluşumdur)




DENİZ SUYU KOKUSU YAPIMI (Kendi Buluşumdur:)


Tatile çıkamıyor, içinizdeki deniz özlemini gideremiyor musunuz? Deniz kıyısına attığınız iskemlede esintilerin yüzüne çaraparak ciğerlerinize deniz kokusunu doldurmasını mı istiyorsunuz? İşte size ilginç anlar yaşatacak bir deneyim.Yalnız dikkat edin çevrenizde bilmeyenler varsa sizi madde bağımlısı sanabilirler, gerekli açıklamayı yapınız.

Araç Gereçler

Araçlar

0,5 Litrelik Pet şişe

Gereçler

-Temiz su
-Tendürdiyot ya da Batikon
-Sofra Tuzu
-Temiz, Taşsız Toprak (Saksı toprağı olursa çok iyi olur)

Yapımı
Yapımı gerçekten basit olan bu uygulamayla birebir deniz suyunu taklit edeceksiniz. Karışımı bir kaç gün daha bekletirseniz rengi ve kokusu iyice oturacaktır.

Pet şişemizin 1/4 ünü  (çeyreği) temiz su ile dolduruyoruz.
Temiz su doldurduğumuz şişeye suyun çözebileceği son noktaya kadar tuz katarak iyice çalkalıyoruz. Suyumuz tuza aşırı derecede doymuş olmalı. Şimdi bulduğunuz taşsız temiz toprağınızdan biraz alarak pet şişemizin içine ekliyoruz. ve onu da iyice çalkalıyoruz. Sakın ola çamur olacak kadar kum eklemeyin. Dibe çökecek kadar olsun yeter. Şişeyi iyice çalkalayın ve kumu dağıtın. Bir süre kumun dibe çökmesini bekleyin. Bana sorarsanız bir günün sonunda kumun dibe tümüyle çökmesini bekleyin ki yukarıdaki temiz suyu ayırasınız.
Dibe çökmüş kumdan ayırdığınız temiz suya 20 damla tendürdiyot damlatın. Ve iyice çalkalayın. Suyu rengi hafif kızıla çalacaktır.

İşte deniz suyumuz hazır!....

Şişeyi iyice çalkalayın, su hemen köpürecektir. Çalkaladıktan sonra kapağı açın ve tertemiz deniz suyu kokusunu içinize çekin!...

Neden şişenin çeyreği kadar su?
-Suyun en iyi biçimde çalkalanabilmesi ve daha az malzeme harcamak için.

Neden Sofra Tuzu?
-Tuz suyun köpürmesini sağlar Deniz suyu da içindeki tuzdan dolayı köpürür. Aynı zamanda tuzlu su kokusunun olmasını sağlar.

Neden Toprak?
-Özellikle nemli saksı topraği içinde organik maddeler barındırır ve rutubetle karışık bir yosun kokusu barındırır. Deniz suyu içinde bulundurduğu organik maddeler nedeniyle biraz yosun, biraz balık gibi kokar.
Toprağı suya ilk kattığınızda zaten bu yosunsu kokuyu alacaksınız.

Neden Tendürdiyot?
-Çünkü içinde İyot var!..İyot kokusu deniz kokusundaki sizin zihninizi açıp gevşeten baş kahramandır. Tendürdiyot ve batikomda bol bol iyot vardır.

*Şişeyi çalkaladıktan  sonra kulağınıza da dayayın, köpükler deniz dalgası sesi etkisi vermektedir..
*Eksildikçe su ya da tendürdiyot ekleyebilirsiniz.
*Şişenizin ağzını kapalı tutun. Koklayacağınız zaman çalkalayıp kapağı açarak koklayın. Şişeyi güneşte bırakmayın. Yoksa pet şişe suyun kokusunu bozar.
*Suyu sakın ola akvaryumunuza dökmeyin veya içmeyin!. Çocuklardan ve bilmeyen gözlerden uzak bir yerde saklayın. Öldürmez ama hoş ta değildir.

21 Nisan 2014 Pazartesi

Şarap Yapımı (Evde) Üzerine...

Evde Şarap Yapımı Üzerine... 

Şarap yapımı, aslında ilgi ve uğraş alanlarımın içerisinde daha önceden yer edinmemiş ve birer deneme olarak kalmış uğraşılardandır. Çocukluk yaşımda elimin altında bilgisayar ve internet yoktu...Doğal olarak elimin altında ulaşabileceğim kaynaklar satın alınmış, çoğunlukla TÜBİTAK popüler gençlik ve çocuk kitapları dizisindendi, ya da herkesin evinde bir dönem olmuış olan 'Meydan Larousse' ansiklopedileri...
Kimya üzerine yazılmış böylesi bir kitapta meyvelerden şarap yapıldığını okumuş ve şaşırmıştım. Meyvelerin kendisi benim için birer tatlıydı, şarap eldesi de ne demek oluyordu?...

Ansiklopedilerden öğrendiğime göre de bu liste epeyce uzundu. Japonlar pirinçten (sake) , Türkler sütten (kımız) , Avrupalılar arpa ve baldan, her ulus ya da kültür zaman içinde çok değişik kaynakları kullanarak içkiler yapmışlar.

Yakın bir komşumuzun kendi memleketinden bize armağan olarak getirdiği kuşburnu taneleri önceleri evde pek ilgimi çekmemişti. Yalnız, babam bu meyvelerin suyunu tencerede kaynatıp bir içecek biçimine getirdiğinde benim de aklımdan ''bu meyvenin de şarabı olmaz mı'' diye bir soru geçti...

Buzdolabına konmuş olan kuş burnu suyunu hemen çıkarıp elime ansiklopediyi de alarak basit bir şekilde şarap yapımı denemesine giriştim...



Araçlar

*Cam kavanoz

*Plastik kaşık

*Siyah torba (3-4 tane)

*Dolap (karanlık, oda sıcaklığında, hareketsiz olacak)

Gereçler

*Elde Üretilmiş Ilık Doğal Meyve Suyu (Kuşburnu suyu kullandım)

*Şeker

*Bira Mayası

*Ilık Su

*Plastik Bardak


Yapımı:

Plastik bardağımızın içine satın aldığımız bira mayasından bir çay kaşığından biraz fazla olacak şekilde koyuyoruz ve üzerine ılık sudan azar azar koyarak tümüyle çözünmesini sağlıyoruz.

Ardından cam kavanozumuzun içine yarısına gelecek kadar meyva suyumuzdan koyuyoruz ve içine iki-üç tatlı kaşığı şeker katıp karıştırıyoruz.

Kavanozumuzun içine suda çözdüğümüz bira mayasını döküp karıştırıyoruz.

İşlemimiz bitti. Şimdi kavanozun ağzını hava almayacak şekilde kapatıyoruz. Daha sonra içine ışık sızmaması için 3-4 kat siyah poşete sarıyoruz ve karanlık-sarsılmaz bir dolaba kapatıp 3-4 ay bekliyoruz...


SONUÇ
 Bu işlemlerde kesin ölçü vermediğimi görmüşsünüzdür. Ölçü vermedim, çünkü o gün bu ölçüleri  tümüyle kafama göre almıştım. Aradan üç-dört ay geçtikten sonra kavanozumu yerinden hiç sarsmadan yavaşça aldım ve dikkatlice poşetlerinden soydum. Kapağı açmamla birlikte burnuma keskin bir alkol kokusu gelmişti. Bu beni oldukça heyecanlandırmıştı. Kavanozun görünümü ise şöyleydi:

Kavanozun dibinde çamur gibi çökmüş kil renginde tabaka vardı. Üstünde ise su gibi berrak bir sıvı vardı. Yüksek olasılıkla çok fazla malzeme katmıştım ve alttaki tabaka bu çökeltiyi oluşturuyordu. Yaptığım bu şarabı kendim denemedim. Çünkü alkole karşı antipatim vardı (bu günde dahil). En yakın deneklerim aile bireyleriydi! Önceleri ürktüler, çünkü ne yaptığım üzerine bilgileri yoktu. Kavanozu gören kaçıyordu, ardından zekice davranarak berrak sıvıyı bulandırmadan bir çay bardağına boşalttım. Şarabım şimdi daha az korkutucuydu, üstelik tertemiz ve parlaktı. Burnunu bardağa götüren yudumlamaya başladı, daha yok mu türünden bakışlara tanık oldum.

Başarıya ulaşmıştım!
Daha sonradan öğrendiğime göre bira mayası ile yapılan içkiler mideye dokunurmuş. Üzüm gibi meyvelerde ise dışarıdan maya katılmasına hiç gerek olmadan şarap yapılıyormuş. Benim bu şekilde başarı göstermemden sonra babamda heveslenmiş, kendisine benden daha ustaca yöntemlerle şaraplar yapmaya başlamıştı. Yine bir uğraşıya öncülük etmiş, geride güzel bir anı bırakmıştım. Bir kaç ay sonra Japonların pirinçten içki ürettiklerini anımsayarak aynı yöntemle haşlanmış pirinç suyundan şarap yapmaya çalıştımsa da nedense aynı başarıyı gösterememiştim...Bugün olsa elimin altındaki internetle belki de çok daha başarılı çalışmalar yapabilirdim...


27 Ocak 2013 Pazar

Sabun Yapımı ( Evde )

deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı


 EVDE SABUN YAPIMI

 Sabun yapımını çoğumuz ilk kez Yeşilçam ın ''Gülen Gözler'' filminde, gençlerin evlerine gelen ipoteği kaldırmak için sabun tozu yapımına giriştikleri sahnelerde görmüşüzdür. Filmdeki söz konusu sahnelerde bir sürü cam borular, düzenekler, fokurdayan ilginç sıvılar gözükmekteydi. İlginç işlere girişme eğilimi olan ben gibi çocuklar da, sabun yapımının ne denli karışık bir iş olduğu görüşüne bu sahneler aracılığıyla kapılmış olmalı. Yıllar sonra üniversitede gördüğümüz kimya laboratuarı dersinin notları arasında da sabun yapımına denk gelmiştim. Kolayca yapılabilecek bir kaç aşama var gibi gözükmesine karşın; Molarite hesapları ve teorik anlatımlar gibi bir çok konunun aynı anda anlatıldığı bu deney konuları bana ''neyse artık başka bir gün bakarız'' dedirtmişti...
Ne var ki bundan bir kaç yıl sonra dönüp dolaşıp ''kendi sabunumu yapsam ne güzel olur'' düşüncesiyle yeniden bu konuya yoğunlaşmış, bu kez sıkı bir araştırmayla aslında bu işin ev hanımlarınca bile yapılan kolay bir eğlence alanı olduğunu görüp şaşırmıştım.

İlk denemelerimi, araştırmalarımda denk geldiğim ve yorumlarını okuduğum kişilerin önerdikleri oranlara göre yaptım. Ne yazık ki sonuçlar bir yıkım ve verimsizlik örneğiydi. Elde ettiğim sabunlar, kullandığım yağın kütlece %10 u gibi çok düşük oranlarda üretimden çıkıyordu. Üstelik bu sabunlar oldukça kötü kokuyor ve yapış yapış olarak beklediğim sonuçlardan uzak kalıyordu. Boşan giden yağlar, oranlar tutmadığı için elimi dilimi yakan kostiğin acısını ikiye katlıyordu. Araştırmalarımda  biriktirdiğim yazıları yine yine okudum, orantılardaki ortak yüzdeleri ve püf noktaları gözden geçirdim. Hesap kitap konusuna ucundan bucağından yine girişmiş olsam da, ağzıma kendi elimle çaldığım bir parmak baldan artık vazgeçemezdim.


 Denemelerime aralık vermeden, çocukluğumdam bu yana edinmiş olduğum kullanışlı bilgilerle okulda edindiğim temel bilgileri birleştirip sonunda %100 verime yaklaşmış çok iyi  kalitede sabunu üretmenin yolunu buldum. Çevremdeki kişiler doğal olarak bu kadar uğraştan sonra ürettiğim bu sabunları kullanmakta çekindiler. Gel gör ki ben evdeki sabun noktalarındaki satın alınmış hazır sabunları yok edip kendi sabunlarımı yerleştirince alışmak ve başarımı görmek zorunda (!) kaldılar...Yeni ve eğlenceli bir uğraşı edindiğim  artık kesindi...


Sabun oluşumu üzerine teorik bilgi için (Tıklayınız)

Sabun üzerine bilgi (Tıklayınız) 

Araç Gereçler

Araçlar

-Sıcağa dayanıklı, metal olmayan karıştırma çubuğu (Bambudan Yapılan Çöp Şiş Çubuğu Kullandım)


-Duyarlı Tartı (Hassas Mutfak Terazisi. Kesinlikle önemli. Oranları tutturamazsanız sabun derinizi yakabilir, ya da hiç oluşmayabilir)

-Plastik Bardaklar ( İki tanesi yeter, kullandıktan sonra atılmaları gerek.)


-Paslanmaz Çelik Tencere. (Kesinlikle Önemli. Kabın kimyasal tepkimeye girmemesi gerek)


-Plastik Kaşık (Kostiğe elle dokunamayacağımız için uzun bir plastik kaşık kullanmak gerek, iş bitince o da çöpe atılacak.)


Gereçler

-Saf Su. (Bulamazsanız kaliteli bir içme suyu kullanın. Suda kireç olmamalı)

-Süt Kostik (Katı Kostik) (NaOH - Sodyum Hidroksit) (Temizlik maddeleri satan yerlerden poşet içinde üç lira gibi ucuz fiyata bulabilirsiniz. Dikkatli kullanılmazsa deriyi tahriş eden çok tehlikeli bir bazdır)

-Yağ (Her türlü organik yağ olur. Bitkisel olması daha iyi, hayvansal yağlar koku yapar)

-Alkol (Saf alkol yerine kolonya kullanabilirsiniz; tepkimeyi hızlandırıcı bir özelliği var)

-Tuz (Kaya Tuzu olursa iyi olur, yoksa sofra tuzu da iş görür.)


Kullanılacak Ölçüler:

-Yağ: 100 g.

-Kostik: 16 g.


-Su: 84 g.


-Tuz: 5-6 g.


-Alkol: (Yazıda)


-Koku: Yarım yemek kaşığı kadar konsantre (yoğun)


Kullanılan Oranlar:

-Kostik-Su Karışımı:  %16 lık

-Tuz-Su Karışımı: Derişik Çözelti



deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 1: Bütün Araç Gereçlerin genel Görünümü.

YAPIMI

Çelik Tenceremizi ocağa koyuyoruz ve içine 100 gram sıvı yağı boşaltıyoruz. Ocağın altını kısık ateşe alıyoruz. Böylece yağımız yanmadan ağır ağır ısınacak, bu arada diğer işlemleri yapmak için aralık bulacağız. Yağ ne kadar kızgın olursa tepkime o kadar çabuk olur.


deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 2: Çelik Tencerede Kısık Ateşte Isınan Yağ.


Kostik torbamızı dikkatlice açıyoruz. Kostik torbasındaki tozlar bile elimize değmemeli. Eldiven giyerek bu işlemi yapabilirsiniz. Plastik bir bardağı tartımıza koyup tartıyı sıfırlıyoruz ve plastik bir kaşıkla torbadan 16 gram kostik alıp bardağa koyuyoruz. Önemli uyarı: Tartınızın doğru ölçüm yapıp yapmadığına göz atın, yoksa çabalarınız boşa gider.

deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 3: Kostiği 16 Gram Olacak Kadar Tartıyoruz. 


Kostiği ölçtükten sonra, başka bir boş plastik bardak alıp 84 gram olacak kadar saf suyu bu yeni bardağa koyuyoruz.

Şimdiki işlemi yapmak için evinizin balkonu gibi açık bir havaya çıkmalısınız. Nedeni, kostiğin suyla verdiği tepkime sonucu ortaya çıkan ağılı (zehirli) gaz...
 İçinde 84 gramlık su olan plastik bardağın üzerine öteki bardaktaki 16 gramlık Kostiği boşaltıyoruz. Şu an elimizde 84 gram Su + 16 gram Kostik ten oluşan toplamda 100 gramlık çözeltimiz var.   Önemli uyarı: Kostiğin üzerine su dökmeyin, suyun üzerine kostik dökün. Eğer katı kostiğin üzerine su dökerseniz çevreye sıçrama yapabilir, sakıncalıdır.


Üstüne su boşalttıktan sonra kostik dolu olan bu bardağın hemen ısınmaya başladığını görebilirsiniz. Isı çok yüksek olabilir, bu nedenle bardağı yere koyun ve ahşap karıştırma çubuğu ile uygun biçimde karıştırın ki, katı kostikler çabuk çözünsün. Bu işlemler sırasında bardaktan çıkan gazı solumayın, Bardaktan elinize ya da çevrenize çözeltiyi sıçratmayın.

Kostiğin tümünün çözündüğünü gördüyseniz bu bardağın içine biraz alkol dökmelisiniz. Ben alkol olarak limon kolonyası kullandım. Alkolün miktarı size kalmış. Şişeyi 5-6 kez salladığınızda dökülen miktar yeterli olacaktır. Alkol, sabunlaşma tepkimesini hızlandıracak. Uçucu bir yapısı olduğundan işlemler sırasında arada bir yeni alkol eklemesi yaparsanız ve bardağın ağzını kapatacak bir şey koysanız iyi olur.


deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı

Görüntü 4: Kostik-Su Karışımı...



BAŞLIYORUZ!...

Anımsarsanız ocağa kısık ateşte olacak biçimde içinde sıvı yağın olduğu çelik tenceremizi bırakmıştık. Biz ara işlemleri yaparken yağ iyice kızmış, hatta yavaştan duman çıkarmaya başlamış olmalı. Eğer yağ bu durumdaysa işleme uygun demektir.

Şimdi içinde kostik çözdüğümüz sulu kostik çözeltimizin olduğu plastik bardaktan çok az bir miktarı kızgın yağın üzerine boşaltıyoruz. Önemli uyarı: Döktüğümüz bu azıcık çözelti yağa değer değmez fokurdayacak ve köpükler çıkarmaya başlayacak. Biraz geride durmanız iyi olur, herhangi bir şey size sıçramasın. Ocağın altı, kısık ateşte kalmayı sürdürsün.

İşte köpükler! Bu köpükler sabunumuzun ilk köpükleri!


Önemli Bilgi: Sakın ola bardaktaki tüm çözeltiyi tencereye bir anda ve tek seferde boşaltmayın, yoksa yağ kesilir, sabun oluşmaz. Her çözelti döküşünüzde tenceredeki ısı düşer. Her döküm işleminden sonra ısının yerine gelmesini bekleyiniz. Tencerenin ısındığını yavaşça duman çıkarmasından anlayabilirsiniz. Yarım saat içinde aralıklara bölerek döküm işlemini yapınız.
Ancak yarım saatin sonunda tüm çözeltiyi tüketmiş olmalısınız. 


deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 5: Kızgın Yağa Değer Değmez Köpüren Çözelti.  


Her döküm işleminden sonra tahta çubukla tencereyi karıştırın. Gördüğünüz köpüklenmeler sabun oluşumunun göstergesidir. Çözeltinize yukarıda belirttiğim üzere arada bir kolonya eklemesi yapınız. Tüm bu işlemler süresinde ocağınız kısık ateşte yanmayı sürdürmeli. Tencerenin içindeki yağın gittikçe yoğunlaştığını görebilirsiniz.


deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 6: Karıştır, Karıştır..  


Tenceredeki yağ, artık yağ olmaktan çıktı, köpük yığınına dönmeye başladı. Karıştırmayı sürdürün.


deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 7: Sabun Muhallebisi.

Çözeltimizi azar azar dökmeyi aralıklarla sürdürürken tencerenin içindeki sabunumuz iyice muhallebi kıvamına geldi. Gelin görün ki daha yeterli yoğunlukta değil. Her çözelti dökümünden sonra karıştırmayı sürdürün.

deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı

Görüntü 8: Katılaşmaya Başlayan Sabun. Çözelti Bitene Kadar Eklenmeli. 


Tencere, artık karıştırılamayacak kadar katı bir biçime geldiğinde işlemin bu bölümü bitmiş demektir. Bardaktaki çözeltiniz bu aşamada tümüyle bitmiş olacaktır. Önemli uyarı: Sabununuzun kullanılmaya uygun olup olmadığını basit birkaç sınamayla görebilirsiniz.
Sabun, içine döktüğünüz kostik nedeniyle bazik bir yapıdadır. Eğer kostiğin ayarını kaçırırsanız cildiniz yanabilir. Bunu sınamak için karıştırma çubuğunuzla tencereden bir parça sabun alıp parmağınıza sürün. Dilinizin ucunu hafifçe değdirdiğinizde eğer sabun hiç bir şekilde dilinizi acıtmıyorsa doğru yoldasınız demektir. Eğer diliniz çok yanıyorsa sabunu kullanmayın. Ayrıca çubuğunuza aldığınız bir parça sabunu az miktardaki temiz bir suyla karıştırdığınızda su beyaza dönüyorsa yine doğru yoldasınız demektir. Sabunlu çubuğun kendisini çeşme suyuyla yıkadığınızda eğer çubuk temizleniyorsa yine işlemleriniz doğru demektir.


Şimdi 5-6 gram tuz tartın ve bir bardağa koyun. Üzerine de azar azar sıcak su dökün. Tuzlu suyun aşırı derişik olması gerekiyor. Bu nedenle suyun ölçüsünü kaçırmayın. Tuzun tümü çözündüğünde yavaş yavaş katılaşmış sabunun içine dökün. Tuzu sabunumuzun sert olması için katıyoruz. Ne kadar çok tuz katarsanız sabun soğuduğunda o kadar sert olur. Eğer tuzu çok atarsanız sabun topaklaşır, birleşmesi güç olur. Az atarsanız, her elinizi yıkadığınızda cıvıklaşan sabunla uğraşırsınız. Tuzlu suyu döktüyseniz artık ocağın altını kapatabilirsiniz.
deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı

Görüntü 9: Aşırı Yoğun Tuzlu Su Sabun Üzerinde Gezdiriliyor.    

Koku Eklemek...
Sabununuza yüksek yoğunluklu esanslar koymalısınız, yoksa pek etkili olmaz. Esansı yarım yemek kaşığı olacak kadar sabuna dökebilirsiniz. Dökmeden önce sabunun üzerinde delikler aşarak kokunun içine işlemesini sağlayın ve esansı gezdirerek dökün. Ben oda kokusu olarak kullanılan seyreltilmemiş bir kokuyu püskürtücü yardımı ile sabuna sıktım. Önemli Uyarı: Kokuyu sabun tencerede soğumaya başladıktan sonra ekleyin.

deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı

Görüntü 10: Koku Ekleniyor....
Tahta bir kaşık yardımıyla tenceredeki tüm sabunu toplayın ve bir topak biçimine getirin.

deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 11: Sabunumuzu Kazıya Kazıya, Vura Vura Topluyoruz. 

Sabun, elinizi yakmayacak kadar soğumuş olmalı, buna karşın tümüyle de soğumuş olmamalı, yoksa biçim veremezsiniz. Aşağıda görüldüğü üzere tahta kaşık yardımı ile sabunumuzu kullanılabilecek bir biçime döve döve getiriyoruz.
deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 12: Bu aşamada Sıcak Sabun Neredeyse Ekmek Hamuru Gibidir. Soğumadan her Türlü Biçim Bir Araç Kullanarak Verilebilir. 


İŞTE SAF ZEYTİNYAĞI SABUNUMUZ!
SOĞUMAYA BAŞLAYAN SABUNUN İÇİNE  HER KERESİNDE DEĞİŞİK BOYALAR, KATKILAR VE KOKULAR KATIP ŞEKİL VEREBİLİRSİNİZ.. ELİNİZİ TERTEMİZ YAPAR, EŞE DOSTA ARMAĞAN OLUR!...


deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı

Görüntü 13: Mutlu Son, Ak-Pak Kokulu Saf Zeytinyağı Sabunumuz.




:)

















2 Ocak 2013 Çarşamba

-AD BENZERLİĞİ DUYURUSU-

Yakın zamanlarda internette ''ugrasi.com'' adıyla bir internet sitesi açılmış olduğunu gördüm. Bu sitenin benimle bir ilgisi yoktur. Dört yıldır yazılarımı yayınladığım ugrasi.blogcu ve onun kardeşi olan ugrasi.blogspot.com un adlarının kullanılarak açılmış olduğu ise açıktır; çünkü içerik türü benim bloğumun içerik türüyle aynı doğrultuda gitmektedir. Okuyuculara duyurulur... 

15 Eylül 2012 Cumartesi

Uçak Maketi Yapımı


10 Dakikada...

Üç Boyutlu Savaş Uçağı Maketi Yapımı


basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar

Görüntü 1: Maket Uğraşılarıma Esin Kaynağı Olmuş Olan Phantom F-4 Savaş Uçağı.

(Kendi Çocukluk Tasarımımdır)
Çocukluk yıllarımın nice büyük bir bölümü uçaklara, özellikle savaş uçaklarına olan yoğun ilgi ve uğraşıyla geçmişti. Denk geldiğim her savaşlı, uçaklı, bombardımanlı filmi izlemeye çalışır, yerel kanallarda gösterilen en eski Hollywood yapımı savaş filmlerini siyah-beyaz demeden herkesi sıkmak pahasına da olsa bıkmadan izler, filmler biter bitmez de ağzımdan türlü türlü motorlu uçak sesleri çıkararak düşlerimde uçurmak için bineceğim bisikletime koşardım.
Doğal olarak artık bisikletim benim bir savaş uçağı olurdu ve tek elimde biriktirdiğim bütün taşları gelene geçene, önceden belirlediğim hedeflere  ''bombardıman'' yapmak niyetiyle  bıkmadan atıp, bıkmadan fırlatırdım. (motorlu uçak ve makineli tüfek seslerinin gürültüsüyle) 


Gece gündüz savaş uçağı resimleri çizer, yeri gelir kendi tasarımlarını da bu çizimlere ekleyerek hevesimi en üst düzeyde tutardım. F-4 ler, F-5 ler, Tornadolar; öyle bir noktaya gelmiştim ki tepemden geçen uçağın sesinden hangi model olduğunu söyleyerek çevremdekileri şaşırtıyordum. Sağdan soldan da sürekli resimler dergiler, posterler toplayarak ta kısa sürede elimde büyük bir uçak resimleri arşivi oluşturmuştum. İlgimi bilen ve oğlu havacılıkla ilgili bir alanda çalışan sınıf öğretmenimiz de bir gün yalnızca benim için bir çuval dolusu uçak dergisi ve posterleri getirmişti sınıfa. En büyük yanlışı şuydu ki
 bana bu büyük ''hazineyi'' elden vermektense sınıfta teslim etmeyi uygun görmüştü. Doğal olarak bu koca arşiv kısa sürede sınıftaki kız-erkek tüm diğer öğrencilerce yağmalanmış, bana da kala kala bir kaç parça resim ve tanıtım kitapçığı kalmıştı. Evet, çuvalım hiç yok yere yağmalanmıştı! Sınıftaki benden başka hiç kimsenin uçaklara bu denli ilgisinin olmayışı ise bu elden çıkan hazinenin yürekleti acısını bir kat dah artırmıştı.  Ne yazık ki büyük olasılıkla ellerine geçirdikleri güzelim ''Cobra'' helikopter posterleri bir kaç gün sonra kent çöplüğünü boylamıştı...


Savaş uçaklarına böylesine ilgi duyduğum günlerde, bir ilgi alanımda ''savaş uçağı maketleri'' olmuştu. Büyük alış veriş merkezlerine her gittiğimizde yağlı boya savaş uçağı resimleriyle dolu o maket uçak reyonlarının bende yarattığı heyecan bambaşkaydı. Ah bir de şu fiyatları pahalı olmasaydı!... En ucuzu otuz liradan başlıyordu ki; o yıllar deli paraydı benim için. Bir kaç satın alıştan sonra artık yeni bir pahalı maket daha isteyemez olmuştum. Bir süre sonra öğrendim ki askeri hava üslerindeki çalışanlara kimi sıra ''metal'' savaş uçağı maketleri veriliyormuş. Bu benim için inanılmaz bir duyumdu! Her önüme gelen subaya, astsubaya bana da bir maket bulmaları için yalvarırdım. Çok kişiden ''kesin'' söz aldım bu konuda, gel gelelim bu gün daha elimde bir tek bile ''metal'' uçak maketi yok : )

İşte bu ''savaş uçağı maketi'' yapımı konusu, benim o yıllarda kendi olanaklarımla bulduğum bir maket yapım yöntemiydi. Bizden ''üç boyutlu bir şeyler'' yapmamızı isteyen resim öğretmenimize bu maketi yapıp götürdüğüm gün çoğu kişi benimle dalga geçmiş; tüm ''iki boyutlu'' olduğu yönündeki suçlamalar öğretmenimizin karşı çıkmasıyla yerle bir olmuştu. Üç boyutlu olan bu maketten o sıralar bir sürü yapmış, evde küçük bir sergi oluşturmuştum. En iyi yönü gerçek uçakların modellerini de bu çalışmalarımda kullanabiliyor olmamdı....


YAPIMI

 Araçlar
*Makas
*Cetvel
*Kalem

Gereçler

*Kalınca karton
*Yapıştırıcı (Tabancalı sıcak silikon bu iş için en uygun yapıştırıcı dır. Çocukluk yıllarımda bu gereç elimde olmadığından kullanması güç iş olsa da uhu, bant gibi şeyler kullanırdım)

Başlangıç
Öncelikle elimizdeki kartona aşağıda görüldüğü gibi üçgene benzeyen şekli cetvelle çiziyoruz. Bu bizim uçağımızın kanadı olacak; bu nedenle olabildiğince düzgün ve bakışık (simetrik) çizim yapmaya çalışın. Boyutları size kalmış. Uçağınızın ne kadar büyük olacağı en başta yapacağınız bu kanat büyüklüğüne bağlı olacak.

basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar



Görüntü 2: Kanadın karton üzerine çizimi

Görüntü 3: Kanadın çizildiği gibi kesilmesi.




Arka Ufak Kanatların kesilmesi.
Büyük kanatı kestikten sonra ondan daha küçük ve birbirinden ayrı iki küçük kanat daha kesilecek. Aşağıdaki görüntüde ''C'' olarak adlandırdığım iki parça keseceğiniz parçalardır ve uçağın arka kanatları olacaktır. ''C'' parçasının solundaki büyük kanat ilk adımda kesilen kanattır. Küçük kanatların ne büyüklükte olacağını büyük kanada göre ayarlayın..

basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
Görüntü 4: ''C'' parçacı adını verdiğim arka ufak kanatlar
Uçak Gövdesinin Çıkarılması
Uçak gövdesi, kanattan sonra en önemli ikinci parça. Uçağınızın gösterişli olmasını da büyük ölçüde kanat ve gövde biçimleri etkiler. Kartonumuza aşağıdaki gibi bir uçak gövdesi şekli çiziyoruz ve ardından çizdiğimiz gibi kesiyoruz. Boyutunu ise şöyle ayarlayın: İlk kestiğimiz büyük kanadın uzunluğunun neredeyse iki katı olsun. Yazımın sonundaki resimlere bakarak ta kendiniz bir ölçü tutturabilirsiniz. 
basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
Görüntü 5: Uçak Gövdesi. Ben Bu gövdeyi F-4 Phantom Uçaklarından Esinlendim. Eskiden Yaptığım Maketlerin Çoğu Da Bu Biçimde Olurdu. Buna Karşın Sizler Hoşlandığınız Diğer Uçakların İnternetteki Resimlerine Ve Çizimlerine Bakarak Kendi Maket Biçimlerinizi Oluşturabilirsiniz.



İniş Takımlarının (Tekerlerin) Çıkartılması
Uçağımızın iniş takımları kulağa gülünç gelse de yalnızca üç küçük diktörtgen parçadan oluşacak. Bu parçaları aşağıdaki görüntüde ''A'' parçaları olarak adlandırdım. İniş takımlarının ne büyüklükte olacağını önceden kestiğiniz uçak gövdesi parçasına göre belirleyin, o da aşağıdaki görüntüde gözüküyor.

basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
Görüntü 6-7: İniş Takımlarının Çizimi - Kesilmesi.


Füzelerin (Silahların) Çıkartılması 
Füzeleri de aşağıdaki görüntüdeki gibi çizip düzgünce kesiyoruz. Boyutları uçak gövdemizin uzunluğunun tam olarak yarısı olacak. Füzelerin burunları ve arkaları kanatlara koyuldukları yerden dışarı taşmalı ki göze güzel gözüksünler.
basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
Görüntü 8: ''B'' Parçası Olarak Adlandırdığım Füze Takımları.

Uçak Motorları
Uçağımız bir savaş jeti olacağı için uçağımıza iki jet motoru yapmamız gerekecek. Bunu da, aşağıda ''D'' olarak adlandırdığım iki diktörtgen parça keserek yapacağız. Boyutlarını uçak gövdesine göre aşağıdaki gibi ayarlayın. Çok uzun ya da çok kısa olurlarsa işinizi görmezler. Uçak kanadın burnundan uçak egzozuna kadar uzanmalılar.
basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
Görüntü 9: Uçak Motorları İçin Gereken İki Dikdörtgen Parça (''D'')

---UÇAĞIMIZ İÇİN  ELDE ETTİĞİMİZ TÜM PARÇALAR--

basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar

Görüntü 10: Uçağımızda Kullanacağımız Tüm Parçalar

UÇAK PARÇALARININ BOYANMASI,  SÜSLENMESİ
Uçağımızın elde ettiğimiz tüm parçalarını, işlevlerine göre her iki yüzlerini de boyayıp, çizmemiz gerekecek. Bu iş için baştan savma resimler değil, gerçeğe uygun çizimler yapmamız gerekecek. Bu nedenle elinizdeki gerçek uçak resimlerine bakarak bezemeler yapmanızı öneririm. Aşağıda benim artık el alışkanlığı olduğu için bir kaç dakikada çıkardığım süsleme biçimleri var. Ben çok uğraşmak istemediğim için abartmadan temel süslemeleri yaptım, siz isterseniz renkli kalemler, fırçalar, dahası yazıcınızdan çıkartıp kestiğiniz gerçek görüntüler kullanabilirsiniz.
basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
 

---PARÇALARIN BiRLEŞTİRİLMESİ---
Parçaların birleştirme işlemini silikon tabancasıyla yapacağız. Başka bir yapıştırıcı türü de kullanabilirsiniz, yine de söylemeliyim ki bant ve uhu gibi yapıştırıcılar sizi çok zorlar. En iyisi sıcak silikondur, sıktığınız anda katılaşıp sertleşir.
 Uçağımızın ana büyük kanadını düz bir yere koyuyoruz.

basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
Görüntü 12: Birleştirme işleminin ilk aşaması büyük kanatla başlıyor.

Büyük kanadın üzerine kanadı tam ortadan ikiye bölecek biçimde uçağın gövdesini dik bir şekilde yerleştiriyoruz ve aşağıda gösterildiği üzere kırmızı ok hattı boyunca silikonla buradan bir kez geçiyoruz. Aynı işlemi gövdenin arka yüzüne de yapıyoruz. Yapıştırma bitip silikon soğuduğunda gövdeden tutup uçağınızı biraz kaldırıp sallayın, eğer gövde ile kanatlar çok sallanıyorsa bir kat daha silikon geçin ki sağlam olsun.
basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
Görüntü 13: Kanadın Tam Ortasına Denk Gelen Uçak Gövdesi, Solda Görülen Silikon Tabancasıyla Kanada Oturtulup Yapıştırılıyor.

basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
Görüntü 14: Yalnızca Gövde İle Kanatları Birbirine Tutturulduğunda Bile Uçağımız Şimdiden Bir Savaş Uçağı Görüntüsünü Aldı.

Şimdi sıra, arkadaki kuyruğa küçük kanatçıkları eklemeye geldi. Daha önceden ''C'' parçası adını verdiğimiz kanatların her birini aşağıda görüldüğü üzere uçağın kuyruk kısmına kırmızı hat boyunca silikonla yapıştırıyoruz. ÖNEMLİ! Bu küçük kanatçıkları kanatlara doğru çok aşağı yapıştırmayın, üste doğru yükseltin. Nedeni kanatçıkların altındaki boşluktan jet motorlarını geçirecek olmamız. Eğer kanatçıkları çok aşağı yapıştırırsanız motor kanallarını büyük kanatla kanatçığın arasına sığdıramazsınız.   

basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
Görüntü 15: Küçük Kanatçıklar Yapıştırılırken...

Tekerlerin yapıştırılması için uçağımızı ters çeviriyoruz ve görüntüdeki kırmızı çizgiler ve onların arka yüzleri boyunca kanat altlarına yapıştırıyoruz. Silikonlama işlemi bitince Uçağınızı düz çevirip masa üzerine bırakın. Eğer sağlam bir şekilde yapıştırmadıysanız teker çubukları uçağı taşımayacaktır, bir kat silikon daha geçin. Eğer çubuklar eşit boyda değilse uşağını yamuk duracaktır, o zaman bir makasla uzun olan parçaları kırpabilirsiniz.    

basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
Görüntü 16: Tekerler Uçağa Yapıştırılıyor. Küçükken Bant Ya Da Uhudan Başka Yapıştırıcı Bilmediğimden Yapıştırıcısı Kurumayan Tekerler Sağa Sola Yatar, Kopar Ve Beni Çılgına Çevirirdi. Daha Sonradan Uhuyla Yapıştırdığım Tekerlere Bantla Sağlı Sollu Desten Vererek Kurutma Yöntemini Bulunca Biraz Olsun Sevinmiştim..

***Füzelerin yapıştırılması da tekerlerin yapışamsında kullandığımız yolla olacak.Ön ve arka tekerlerin tam arasına, füzelerin burunlarının biraz dışarı çıkacağı biçimde yapıştırma yapın. Altta, konumları gösteren bir görüntü daha ekledim.

basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar

basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
Görüntü 17-18: Üstte Yapıştırılan Füzeler, Altta İse Uçağa Alttan Bakıldığındaki Yapıştırma Konumları Gözüküyor. Yeşiller Tekerler, Kırmızılar İse Füzeler.

Jet motorlarını yapmak için  daha önceden ''D'' adını verdiğim iki dikdörtgen parçayı kullanacağız.
Diktörgenlerin her ikisini de birer su oluğu şekline getirip katlıyoruz. İsterseniz silindir bir boru olarak  ta katlayabilirsiniz. Aşağıda işlem açıkça gözüküyor.
basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar

Görüntü 19: Jet Motorlarının Dış Yüzeyini Kaplayan Tünelllerin Yapımı.


Oluk gibi katladığımız parçaların her birini gövdenin iki yüzeyine yapıştıracağız. Olukların ağızları gövdeye doğru bakacak biçimde gövdeye doğru parçaları sürün ve arkadaki küçük kanatların altına aşağıdaki gibi ittirin. Ardından kanalların üstündeki hat boyunca bu kanalları gövdeye yapıştırın. ÖNEMLİ! Bu işlemleri Uçağınız yerdeyken yapmayın, yoksa karton tekerleri yamultursunuz, uçağı elinize alarak bu işlemleri yapın.
basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
Görüntü 20: Motor Kanalları Her İki Yüzde De Yerleştiriliyor.

!!!İŞTE ÜÇ BOYUTLU SAVAŞ UÇAĞIMIZ!!!

basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
 Görüntü 21: Savaş Jetimiz Göreve Hazır!..

basit, el, ev, için, kartondan, kağıttan, maket, modeli, origami, oyuncak, oyunu, savaş, ugrasi, uçağı, uğraşı, yapımı, çocuklar
Görüntü 22: Savaş Uçağının Arkadan Görünümü

Bütün İşlemler Bitti! Savaş uçağımız artık sergilenmeye, oynanmaya hazır. Kanatların uçlarını yukarı doğru bükmüş olduğumu görebilirsiniz, bu gerçek uçaklarda da görülen güzel bir biçim. Burada gösterdiğim tüm işlemleri kendinizce zenginleştirebilir, boyayabilir, modelleri değiştirebilir ve daha da geliştirebilirsiniz. Çocukluk yıllarımda 43 parçalık oyuncak uçak koleksiyonumun üzerine bir de bu yaptığım uçakları ekleyerek ne kadar çok eğlenirdim!  O günlerde elimdeki çok az  gereçle yapmaya çalıştıklarımı bu gün ile kıyasladığımda ne kadar içten, saf ve özgünlermiş...


8 Ağustos 2011 Pazartesi

Yok Olan Hazinelerim...


 Bu blog üzerinde bir süredir anımsayabildiğim kadarı ile bazı anılarıma, yeniden kafamda canlandırabildiğim kadarı ile de eski tasarımlarıma, deneylerime ve zaman geçirmemi sağlamış uğraşılara yer veriyorum. Çoğu zaman ise yaptığım bir uğraşıdan geriye herhangi bir belge ve parça kalmadığı için de bunları ya unutmuş oluyorum, ya da yeniden aklımda canlandırabilme olanağım olmadığı için yazıya aktaramadan hafızama gömmek zorunda kalıyorum. Ama bana en çok ''keşke'' dedirten bir kaç tane yok olmuş ve ''kişisel hazinem'' olarak nitelendirdiğim bir kaç şey var ki, onların adını bu blogda anmamak eksiklik olur. Her ne kadar benden başka hiç kimse için herhangi bir değer taşımalarsa da;  Kişisel tarihimin çocukluk dönemlerini anlamam ve anmam için büyük kaynak olacaklardı -Eğer şu an elimde olsalardı-...

BÜYÜK 1995 AJANDASI

1995, ajanda, anı, anılar, bastibacak, bilim, defteri, el, gözlem, hatıra, hazineleri, kaybolmuş, olmuş, oyuncak, proje, tasarım, ugrasi, uğraşı, yapımı, yok 
Resim1: Cetveliyle, Kalemiyle, Çay Bardağıyla Bütünleşen Büyük Beyaz 1995 Ajandası...
Bu ajanda büyüklerimin bize ''karalayıp oynasınlar'' diye verdikleri ya da bizim her türlü kalem çeşidi ile karalayıp zorla üstüne yattığımız  bir ajandaydı.  Altın sarısı bir ayıraç kumaşı ve mavi çizgilerle bezenmiş sayfaları vardı. Hiç bir şekilde kapağının olmadığını hatırlıyorum; demek ki kapağını yok edip öylece kullanmışım. Aklıma ne gelse yazıp çizdiğim bu ajandanın içinde bana ''Keşke kaybolmasaydı'' dedirten şeyler başlıca şunlardı;
*Çizgifilm Karalamaları...Her bir sayfasına farklı resim çizerek oluşturduğum onlarca sayfalık minyatür çizgifilmler. Bu çizgifilmleri önce çizer, sonra boyar, ardından çizimde kullandığım kalemlerin markasını bile yazarak kafamdan uydurduğum oyuncu isimleri ve prodüksiyon şirketi adlarından oluşan jeneriğine varıncaya dek hazırlardım. En sonunda seslendirmesini yapmak üzere aklımdan konuşma senaryoları yazardım. İleriki yazılarımda bu konu üzerine ayrıca duracağım.
*Şifreli Yazı Teknikleri...Birilerinden saklamak istediğim ne varsa ya da birilerinin benim bir şeyler sakladığımı düşünmeleri amacıyla ürettiğim pek çok çeşit alfabe ve şifre teknikleri.
*Öyküler ...Büyük olasılıkla yeni bitirdiğim bir kitabın etkisinde kalarak ''Bende bir kitap yazacağım'' diye başladığım, çoğu yarım kalmış öyküler. Yinede belirtmeliyim, bir öyküyü tam olarak bitirip sınıfta okumuş ve Türkçe öğretmenimden durduk yere artı almıştım.
*Karikatürler...Gangsterliğe, mafya işlerine, kalpazanlığa ve vahşi batı maceralarına merak saldığım günlerde yapmış olduğum oldukça karalanmış kısa karikatür dizileri. Bu dizilerin arasında İngilizcemi geliştirmek adına yapmaya çalıştığım bir sayfalık -THE KNIVE-(BIÇAK) adlı ingilizce bir karikatür sayfası da vardı. Kısaca; Bir adamın diğer adamla sorun yaşayıp bir birlerini bıçakla öldürmeleri gibi anlamsız bir sonla bitiyordu. Yinede ingilizcemi pek geliştirdiğini sanmıyorum.
*Gemilerimin Evrimi...Çocukluğumdan lise yıllarma kadar yaptığım tüm yüzer maket gemiciklerinin aşama aşama geçirdiği gelişmeleri, yarattıkları düş kırıklıklarını ve yapılış şekillerini resimlerle anlatan dev yazı dizisi.
*Anılar ...Şifreli yazılarımla yazılmış, bir günlük yaşantımı anlatan, genelde sonunda platonik çocukluk aşklarımdan söz ettiğim pek kısa günlük denemeleri. Şifreli yazmak zor olduğundan genelde günlüğü kısa keser, altına da bir resim çizerdim. Resim güzel olmadığı zaman ise onunla dalga geçen bir kaç ekleme yapıp iç burkan anılarla birlikte camın kenarından sokağa bakınmayı sürdürürdüm. Anıların çoğunlukla gün batımında ve kışın yazılmış olması da bu yazıların başka bir özelliğiydi.
*Haritalar ...Düşsel devletim FRANPİYUS için [franpiyus için bakınız: Mahalle İçi Savaşlar-1] yapmış olduğum bayraklar ve devletimizin sınırlarını gösteren özene bözene kara kalemle işlenmiş haritalar. Bu haritalardaki yer adlarını gerçek adlarıyla değil, kafamdan uydurduğum kulağa ağır ve güzel gelen adlarla yazıp, o bölgede en çok göze çarpan ne varsa onlarıda ufak resimler olarak yer adlarının yanlarına eklemeyi de unutmazdım.
*Karakalem Resimler ...Çocukluğun verdiği beceriksizlikle bir çok başarısız insan figürü çizimleriyle dolu karakalem resimleri. Zeugma da çıkarılan ünlü mozaiklere özenip mozaikçilik yapmaya çalıştığım günlerde bir sayfanın yarısını kaplayacak şekilde mozaik insan kafası çizmiş, saatlerce uğraşmama karşın resmi gösterdiğim birisinin ''Kurbağaya benzemiş'' sözü ile şok olmuş ve mozaikçiliği bırakmıştım. Lokomotif resimleri,  ateşli dumanlı savaş sahneleri, savaş uçakları , piramitler, tanklar ve en önemlisi yelkenli gemilerde başta gelen resim konularını çekiyordu. 10 dakikada tam donanımlı bir yelkenli gemi çizmeyi bu gün bile sever, her keresinde arkadaşlarımın zorla elimden almasını da engelleyemem.
*Tasarımlar...Pistonlu motor çizimlerinin olduğu, deneylerimi anlattığım, yap bozlarla yaptığım maketlerin yapılış şekillerini yazdığım, anımsayamadığım pek çok tasarımı anlattığım dökümlerdi.
Tüm Bunların dışında kalan şeyler ise anımsayamadığım, anlatmaya değer olmayan şeyler ve ders çalışma karalamalarıydı.

TASARIM SANDIĞI
 Adından  anlaşılacağı üzere bir sandık olmayan, basit bir yazısız, kahverengi cam bardak kutusuydu kendisi. Onun içine benim en çok değer verdiğim tasarımları koyar, evin en gizli yerinde saklardım. Üstüne üstlük kimseler açmasın diye bir de kilit sistemi yapmıştım bu kutuya. Tellerle, bantlarla yaptığım bu basit kilit bir süre sonra bozuldu doğal olarak. Böylece kilit düzeneğinin tellerini bir süre sonra kutunun ağzını doğrudan kör düğümle bağlamak için kullanmıştım. Kutunun basitliği bir yana asıl önemli olan onun içine koyduklarımdı.  
 Önce bir A4 kağıdı alır, tasarımımı çizip kağıdın yarısını kesip atar, ardından tasarımımın olduğu kağıdı rulo şekline getirip bir ipi ruloya geçirirdim. İşte size antik çağlardan kalma bir tasarım parşömeni. Tasarım dolu bu rulolardan biriktirip kutusuna koydukça içim bir başka sevinçle dolar, uyduruk kutunun değeri gözümde gittikçe artardı.
Çöp arıtma sistemlerinden tutun, halat gerdirmeyle çalışan kendi boyuma  göre düşündüğüm arabalara kadar pek çok ilginç tasarım bu kutunun içine sığdırılmıştı. En önemlisi şifreli yazılarımın anahtar alfabesi,  yani tüm sırları da buradaydı. O kutu bu gün elimde olsaydı, bloğuma yazılacak oldukça çok konu çıkaracağı kesindi. 
1995, ajanda, anı, anılar, bastibacak, bilim, defteri, el, gözlem, hatıra, hazineleri, kaybolmuş, olmuş, oyuncak, proje, tasarım, ugrasi, uğraşı, yapımı, yok
Resim2: Yalnızca Tasarım Yaptığım Ya Da İçinde Aklıma Takılan Şeyler Olduğu Zaman Kördüğümlerini Açtığım Tasarım Kutusu. 

MUMYA KUTUSU
 Blog üzerinde anlattığım teknikle mumyaladığım böceklerin, çiçeklerin, yaprakların ve bu türlü şeylerin saklandığı kutsal kutu. Evet, kutsal diyorum çünkü bu mumyaların üzerini aklımdan uydurduğum gizemli dua yazılarıyla kaplar ve tüm mumyalama işlemlerini tören havasında yapıp, kutuyu da bodrumun en karanlık köşelerinde saklardım.  Her mumyanın üzerine kendi özel alfabemle, ''Onu açanın  lanetleneceğini'' de yazmayı unutmazdım.  Buradaki mumyaların bir kısmını;  apartman bahçesinde yaptığım ''Yer Altı Piramidi'' ne yerleştirip sonsuz uykularına gönderirdim.
(Nasıl Mumya Yaptığımı Okumak İçin-> http://ugrasi.blogcu.com/mumyalar-ve-ev-isi-mumya-yapimi/5594895
)
 1995, ajanda, anı, anılar, bastibacak, bilim, defteri, el, gözlem, hatıra, hazineleri, kaybolmuş, olmuş, oyuncak, proje, tasarım, ugrasi, uğraşı, yapımı, yok
Resim3: Dizi Dizi Sıralanmış Mumyalarım  Kutularının İçinde Boylunca Yatarak Yanlarına Koyacağım Yeni Ölümsüzleri Bekliyorlar...