Google Arama

Custom Search
su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
su etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Temmuz 2015 Cuma

DENİZ SUYU KOKUSU YAPIMI (Kendi Buluşumdur)




DENİZ SUYU KOKUSU YAPIMI (Kendi Buluşumdur:)


Tatile çıkamıyor, içinizdeki deniz özlemini gideremiyor musunuz? Deniz kıyısına attığınız iskemlede esintilerin yüzüne çaraparak ciğerlerinize deniz kokusunu doldurmasını mı istiyorsunuz? İşte size ilginç anlar yaşatacak bir deneyim.Yalnız dikkat edin çevrenizde bilmeyenler varsa sizi madde bağımlısı sanabilirler, gerekli açıklamayı yapınız.

Araç Gereçler

Araçlar

0,5 Litrelik Pet şişe

Gereçler

-Temiz su
-Tendürdiyot ya da Batikon
-Sofra Tuzu
-Temiz, Taşsız Toprak (Saksı toprağı olursa çok iyi olur)

Yapımı
Yapımı gerçekten basit olan bu uygulamayla birebir deniz suyunu taklit edeceksiniz. Karışımı bir kaç gün daha bekletirseniz rengi ve kokusu iyice oturacaktır.

Pet şişemizin 1/4 ünü  (çeyreği) temiz su ile dolduruyoruz.
Temiz su doldurduğumuz şişeye suyun çözebileceği son noktaya kadar tuz katarak iyice çalkalıyoruz. Suyumuz tuza aşırı derecede doymuş olmalı. Şimdi bulduğunuz taşsız temiz toprağınızdan biraz alarak pet şişemizin içine ekliyoruz. ve onu da iyice çalkalıyoruz. Sakın ola çamur olacak kadar kum eklemeyin. Dibe çökecek kadar olsun yeter. Şişeyi iyice çalkalayın ve kumu dağıtın. Bir süre kumun dibe çökmesini bekleyin. Bana sorarsanız bir günün sonunda kumun dibe tümüyle çökmesini bekleyin ki yukarıdaki temiz suyu ayırasınız.
Dibe çökmüş kumdan ayırdığınız temiz suya 20 damla tendürdiyot damlatın. Ve iyice çalkalayın. Suyu rengi hafif kızıla çalacaktır.

İşte deniz suyumuz hazır!....

Şişeyi iyice çalkalayın, su hemen köpürecektir. Çalkaladıktan sonra kapağı açın ve tertemiz deniz suyu kokusunu içinize çekin!...

Neden şişenin çeyreği kadar su?
-Suyun en iyi biçimde çalkalanabilmesi ve daha az malzeme harcamak için.

Neden Sofra Tuzu?
-Tuz suyun köpürmesini sağlar Deniz suyu da içindeki tuzdan dolayı köpürür. Aynı zamanda tuzlu su kokusunun olmasını sağlar.

Neden Toprak?
-Özellikle nemli saksı topraği içinde organik maddeler barındırır ve rutubetle karışık bir yosun kokusu barındırır. Deniz suyu içinde bulundurduğu organik maddeler nedeniyle biraz yosun, biraz balık gibi kokar.
Toprağı suya ilk kattığınızda zaten bu yosunsu kokuyu alacaksınız.

Neden Tendürdiyot?
-Çünkü içinde İyot var!..İyot kokusu deniz kokusundaki sizin zihninizi açıp gevşeten baş kahramandır. Tendürdiyot ve batikomda bol bol iyot vardır.

*Şişeyi çalkaladıktan  sonra kulağınıza da dayayın, köpükler deniz dalgası sesi etkisi vermektedir..
*Eksildikçe su ya da tendürdiyot ekleyebilirsiniz.
*Şişenizin ağzını kapalı tutun. Koklayacağınız zaman çalkalayıp kapağı açarak koklayın. Şişeyi güneşte bırakmayın. Yoksa pet şişe suyun kokusunu bozar.
*Suyu sakın ola akvaryumunuza dökmeyin veya içmeyin!. Çocuklardan ve bilmeyen gözlerden uzak bir yerde saklayın. Öldürmez ama hoş ta değildir.

17 Temmuz 2010 Cumartesi

Yeşil Ateş (Elektrolizden Renklere)

‘’ Pek az bilimsel buluş, bir rastlantı sonucu bulunmuştur’’. Uzun zaman önce okuduğum bir kitaptan aklımda kalmış olan bir tümce bu.
Mikrodalga fırınlar; cepte eriyen çikolatadan, yerçekimi olgun bir elmadan, radyasyon ışımaları bir filmde kalan koca bir lekeden, ‘’Kral Suyu’’ denilen çok tehlikeli bir asit ise İslam bilginlerinin ve simyacılarının altın üretme çalışmaları sırasında bulunmuş ve bu buluşlar bilim tarihine böylece geçmişler.
Bu yazımdaki ‘’Yeşil Ateş’’ üretimi de, bilimsel olup olmadığı önemli olmasa da pigment üretme çalışmalarım içinde rastlantı sonucu bulduğum ve ürettiğim, asıl amacımdan daha ilgi çekici olan bir uğraştı. Evde ressamın bol oluşundan doğan boya gereksinimini karşılama düşleri ile yaptığım elektroliz kökenli pigment çalışmalarını daha sonraki yazılarımdan birinde anlatacağım.

Yeşil Ateş dediğim şey aslında çoğumuzun bir şekilde gördüğü, renkli alev çıkaran çakmakları anımsatıyor ilk anda. Bu çakmaklar, çeşitli kimyasalları yakarak renkleri üretiyorlar ama benim yeşil alevim, normal ateşe tutulduğu zaman yeşil ışıklar saçan bir levhadan oluşuyor. İşin ilginç yönü ise bu levhanın ısı nedeni ile kolay kolay bozunup özelliğini yitirmemesi ve sağlam bir yapısı olması.
Levhanın üst kısmını kaplayan mineral yüksek olasılıkla Bakır(II) Klorat Bileşiği. Yüksek olasılıkla diyorum çünkü her ne kadar üretimde kullanılan kimyasal maddelerin içeriğini bilsem de, özellikle elektroliz sırasında oluşan yapıların içine sulu bileşikler gibi değişik maddeler katılabiliyor. Ya da siz bir ürün elde etmek istediğiniz zaman elektroliz sıvısına kattığınız maddelerin oranı elektrolizin gidişini kökten etkileyebiliyor. En basitinden bir plakadan ilk anda oksijen çıkışı gözlenirken, kattığınız fazladan tuz plakanın birden Klor üretmesine neden olabiliyor.
Yükseltgenme-İndirgenme (Redoks) denklemleri ile aslında bu kısıma bir açıklık getirebilirdim ama bu benim için çokta önemli değil.

Resim1: Bakır(II) Klorid... Bu Resime Ulaştıktan Sonra Kendi ürettiğim Bileşiği Daha İyi Tanıdım.

Elektroliz Üzerine Kısa Bilgiler...
Bu uğraşı ‘’elektroliz’’ olayı üzerine kurulduğundan bilmeyenler için ya da en azından konunun akıcılığı açısından biraz bilgi vermek gerekli.
Elektroliz en kaba tanımı ile elektriği ileten bir sıvıya elektrik akımı verilmesi sonucu oluşan kimyasal ve elektriksel değişimler bütünüdür. Elektroliz ile suyu bileşenlerine ayırabilir, bir anahtarınızın üzerini başka bir metalle kaplayabilir, ya da üretmek istediniz bir bileşiği gerekli maddeleri kullanarak üretebilirsiniz. Ayrıca elektroliz, kimyayı seven bir uğraşıcı için en kolay ve eğlenceli uğraşılardan birisidir. Eskiden saatlerce bir kabın başında durup bulabildiğim işe yarar her cismi elektroliz olayına katmamın beni bu uğraşılarda ileri bir noktaya götürdüğü kesin:)                                        
  ELEKTROLİZ ÜZERİNE AYRINTILI BİLGİ (TIKLA)
Resim2: Tipik Bir Elektrolizin Görsel Sunumu. Anot (+), Katot(-) Ucu Simgeler.

Resim3: Suyun Elektrolizi Okullarda Yeniden Yeniden Öğretildiğinden Bu Şekil Çoğu Kişinin Aklında Yer Etmiştir Sanırım. İlk Okulda Elektrik Üzerine Bilgim Olmadığından Suyun İçine Ocağın Yüksek Gerilimli Elektriğini Verip Elektroliz Yapmaya Çalıştığımı Hatırladıkça O Halime Acıyorum Şimdi. Elektroliz Yalnızca Doğru Akım Kullanılarak Sağlıklı Bir Şekilde Yapılabilir Ve Önemli Olan Şey Gerilimden Çok Akım Şiddetidir. Ayrıca Su Ne Kadar Safsa O Kadar Kötü İletkendir.
UĞRAŞININ YAPIMI
ARAÇLAR ve GEREÇLER.
*Elektroliz Kabı ( Plastik, cam gibi fazla büyük olmayan yalıtkan bir kap olabilir ama pet bardaklar en iyisidir.)
*Bakır Levha (Levha en iyisidir ama bulamazsanız bakır teller işinizi görebilir sanıyorum).
*Elektrik Teli
*Güç Kaynağı (3-9-12 Volt luk DC adaptör olabilir. Ben pil kullanmadım, sıvı aşırı iletken olduğundan kısa devre oluşabilir. Kısa Devre Yapan Bir Pilden Korkun!)
*Saf Tuz –NaCl- (Kaya Tuzu kullanmanızı öneriyorum, sofra tuzunun içinde iyot gibi ek maddeler var ama iş görebilir yinede. Balık çarşılarında kolaylıkla bulabilirsiniz, çok ucuzdur.)
*Su
*Karıştırıcı Çubuk
*Kerpeten maşa benzeri bir araç.
*Bant

 VE BAŞLIYORUZ…

 Öncelikle pet bardağınızın içini yarısına kadar su ile doldurun ve içine olabildiğince tuz atarak tüm tuzları suda çözün.

Daha sonra pet bardak boyunda kestiğiniz bakır levhaların (genişliği size kalmış) üst uçlarını elektrik tellerinin birer uçlarına bağlayın. Bağlama işlemini lehim yolu ile yaparsanız işiniz daha sağlam olur. Unutmayın ki bir işi ne kadar sağlam yaparsanız o kadar az sorun ile uğraşırsınız.

Şimdi bu levhaları suyun içine yarısına kadar daldırın ve bant ve benzeri bir gereçler plastik bardağa tutturun. Levhalar birbirine değmesin.

Her biri bir levhaya bağlı olan iki teli, Güç kaynağınızın + ve – uçlarına bağlayarak elektrolize başlayın.

Resim2: Yeşil Ateşe Giden Yol. Şekilde 2. Levhanın Altındaki Parçalar Kendi Kopan Parçaları. İki Levha da Bakırdan Ve Her İyon Kutupça Zıttı Olan Yöne Gidiyor. 2. Levhanın Üzerinde Ne Yazık Ki Saf Na (Sodyum) Birikmiyor. Sodyum, (-) Kutuba Gidemeden Yolunun üstündeki Hidrojen Ve Oksijenlerle Birleşip NaOH (Sodyum Hidroksit) Adlı Bileşiği Oluşturuyor. NaOH Kaygan, Kaşındırıcı Ve Zararlı bir maddedir. Saf Olduğu Ve Suyla Birleştiği Anda ısıyı 15 dakika Boyunca 50C de tutabilir.

 Elektroliz Sırasında Neler Olacak?

Elektroliz sürerken görebileceğiniz şeyler;

Levhalardan gaz kabarcığı çıkışları,

(-) Uca bağlı levhanın kararması, incelmesi, yer yer kopması,

(+) Uca bağlı levhanın suyun içinde kalan kısmının sararması ve kalınlaşması,
Ve en ilginci de uzun süre beklerseniz sıvının önce sararması, ardından bir portakal suyundan eksiği kalmayacak şekilde tupturuncu olmasıdır. Öyle ki, çevrenizdekiler bunu içmek bile isteyebilir bilmeden.
 DİKKAT! Bu çalışma sırasında kullandığınız hiçbir şeyi yutmamaya dikkat edin, Bakırın ve ağır metallerin bileşikleri zehirleyicidir!

Size önerim, su çok fazla sararmadan sürekli olarak (+) ucu gözlemlemeniz. Eğer bu ucun suyun içinde kalan kısmında sarımsı bir tabaka oluşmuş ve yeterince yayılıp kalınlaşmışsa elektriği kesip levhayı sudan çıkarın ama bu ıslak tabakaya zarar vermemeye özen gösterin. Diğer levha işe yaramayacak.

Şimdi bir kerpeten yardımı ile levhanın kuru ve temiz kısmından tutun ve daha önceden çok kısık bir ateşte yakmış olduğunuz gaz ocağı alevinin içine tutun.

Levhanız kurumaya başladıktan sonra Parlak Ve Yeşil Alevler Çıkararak Yanacaktır!
İşte artık Yeşil Alev elde etme yöntemini başardınız.

Resim3: Eski Resim Arşivimden Çıkarttığım Resimlerin İlki. Resimde Granitin Üstünde Yarısı CuCl Kaplanmış Levha Açıkça Gözüküyor. Gazlı Çakmağım İse Az Sonra Oluşacak Olan Görsel Güzelliği Tetiklemek İçin Hazır Ol da Bekliyor.
Resim4: İşte Yeşil Alev. O Kadar parlak Ki Merkezi Beyaza Dönmüş.


 Gaz ocağını söndürüp tekrar yaktığınızda bile levha özelliklerini yitirmeden mavi alevleri yeşile döndürmeyi sürdürecektir. Bu levhayı bir çok kez kullanabilirsiniz ama aşırı ısıdan, kaplamayı sökmekten ve başka kimyasallarla etkileşmesinden korumanız gerekir. Korkmayın, bu tabaka kolay kolay çıkmaz ve bulaşmaz. Yaşasın Bakır Klorat!

Resim6: Karanlık Ocakta Yıldız Gibi Ipıl Ipıl Parlayan Bir Yeşil ışık Huzmesi...

Resim7: Ufak Bir Tasarım... Bir Alev Ocağının Üstüne Bakır Klorat Kaplı Bakır Bir Mazgal Yerleştirilir Ve Alttan Yükselen Mavi Alev Mazgallardan Geçerken Yeşile Dönüp Yukarı Yeşil Alev Olarak Çıkar. Çakmağın İçine Konulan Bir telde Bu Görevi görebilir.((Turuncu Kısım Mazgalın Üstten Görünüşü).

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Su Geçirmez Karton Yapımı

Plastiğe karşı ufak bir devrim (kendi tasarımım:)

   İlkokul yıllarımda yaptığım uğraşılar çok yönlü uğraşılardı. Ve her uğraş içinde ayrı türden gereçler kullanılması da gerekiyordu doğal olarak. Uçan bir maket yapılmak istendiğinde yeğnilik (hafiflik) yönünden iyi, dişli çarklar gibi sürekli devinen ve sürtünen parçalar için sert, suya değecek parçalar içinse su geçirmez veya yüzen cisimler bulmak ve üretmek gerekiyordu.

  Gemilere ilgimin olduğu dönemlerde de kendime elektrikli motorla çalışan bir gemicik yapmak istemiştim ama ne tahtalarla uğraşacak kadar zamanım, nede yeterli becerim vardı. Su geçirmez, sağlam ve yeğnilik yönünden iyi bir gereci bulmam gerekiyordu. Kâğıt veya karton akla ilk gelen seçenekler olsa da suya karşı çok dirençsizdiler.

 İşte bu noktada birden plastiksi bir gerecin işime yarayacağını düşündüm. Evde kesip biçebileceğim bir plastik yüzey yoktu, o zaman bende kendi plastiksi maddemi üretecektim. Vernik, cila gibi solventler kuruduğu zaman plastiksi bir özelliğe bürünebildiklerine göre, bende iyice seyreltilmiş cilayı mukavva kartonumun iliklerine kadar çektirebilirdim ve yeni bir yöntemin kapılarını aralayabiliridim.
YAPIMI
#Araçlar
—Pet bardak,
—Karıştırıcı çubuk
#Gereçler

—Vernik veya cila

—Sentetik Tiner

—Deney amacı ile kare şeklinde kesilmiş küçük mukavva karton (Ben evde bulamadım ve oluklu karton denedim yinede oldu.)


Resim1: Kullanılan araç gereçlerin genel görünümü.
Cila kutunuzu açın ve içinden plastik bardağa az miktarda cila aktarın.

Resim2: Aktarım işlemi (çöp şişle yapmam zor oldu ama elime o geldi)
Ardından bardağa kullandığınız ciladan daha çok olacak şekilde tineri boşaltın ve karıştırıcı çubuğunuzla iyice karıştırın, cila çözünsün.

Resim 3,4: Tinerin dökülmesi ve karıştırılması.
Şimdi kartonunuzu alıp bardağın içine atın ve her yerinin ıslanmasını sağlayın.
 Bardağınızın ağzını hava almayacak şekilde kapatın; böylece çözeltideki tinerin uçup sıvının sertleşmesini engellemiş olursunuz.



Resim4 ve 5: Son işlem. Karton aç bir şekilde cilalı tineri içiyor.
 Tinerin içinde çözünmüş cilanın bulunduğu bu akıcı ve ince sıvı, kartonun içine doğru ilerlerken yanında cilayı da taşıyacak.
Bir süre bekledikten sonra bardağın içindeki kartonu çıkarın ve kuruması için bir yere koyun.

Karton kuruyasıya kadar keskin bir koku yayar, kuruduğunda kokusu eskisi kadar keskin olmaz.

İşte su geçirmeyen, içine çektiği cilanın etkisi ile sertleşmiş dayanıklı ve parıldayan bir kartonunuz oldu.


Resim 6,7: Parıldayan Karton Ve Gerçeğin Ta Kendisi. Su Damlası Olayın Şaşkınlığı İçinde...
Önemli!
#Çözeltinize ne kadar cila koyacağınız, ne kadar tiner koyacağınız size kalmış ama tineri az katarsanız cilanın kartonun içine ilerlemesini zorlaştırırsınız. Çok tiner koyarsanız da, kartonun suya karşı direncini sağlayan cilanın etkisini azaltırsınız. Sonuçta tiner uçup gidecek…

Diyelim ki sabırsız davrandınız ve kartonu hemen çıkarıp kuruttunuz veya cilayı az tuttunuz.

 O zaman karton suyu içine az da olsa alacaktır ama yinede suyun etkilerine karşı direnç kazandığını ayırt edebilirsiniz.

#Bu deneyde elimde mukavva olmadığı için oluklu karton kullandım. Sertleşme olmasa da su geçirmeme özelliğini korudu. İçinde hava boşlukları olan oluklu kartonlar ne kadar sert olabilirdi ki:)

#Kokusuz tiner kullandım ama cila kokuyordu yinede. Tinerin kokusuz olduğuna aldanmayın koku yok diye ağzını açıkta bırakırsanız eskisinden daha zarara girersiniz.:))

 Bu yöntemi bulduktan sonra yaptığım gemicikte kullandığım en etkin parçalar mukavva kartondan oluşuyordu. Düşünsenize, gemiyi ilerleten ve suyun altında bulunan en önemli parça olan pervaneler kâğıttan (sonuçta kâğıt kökenli) yapılmıştı!...

8 Temmuz 2010 Perşembe

Dalgıç Küre Yapımı (Eğlenceli Bir Oyun)

 İçi su dolu saydam şişelerle oynamak birçokları gibi benimde güzel bir eğlencemdi bir zamanlar.
Şişeyi kulağıma dayayıp çalkalandıkça çıkan seslerle ne hayaller kurardım...
Ardından şişenin içine boncuklar, renkli simler ve misketler atıp apayrı dünyalara dalardım.

 Doğaldır ki birçok gözlemimi de bu oyunlar sırasında yapardım o yaşlarımda.
İşte yine böyle bir oyun sırasında içi ağzına kadar su dolu 2,5 litrelik gazoz şişesinin içine küçük toplar haline getirdiğim suda batıp batmamakta kararsız olan alüminyum folyo parçaları attım.
Şişeyi sıkıca kavrayıp biraz çalkaladım, folyolar batmaya başladı. Bu sıradan bir olaydı elbette. Ama şişeyi masanın üzerine koyduğum zaman bir de ne göreyim, folyolar birden yukarı doğru yöneldiler.
Şişeyi sıktıkça folyolar suyun dibine kadar batıyor, sıkmayı bırakınca yukarı doğru hızla çıkıyorlardı. Şişeyi sıkmak için çok güçte harcamıyordum ve bu da beni şaşırtmaya yetiyordu.
İşi abarttım ve çok değişik şekillerde bir sürü kürecikler yapıp şişenin içine attım.
Artık elimde oynayacak yeni bir oyun bulmuştum. Kürecikleri suyun ortasında tutmaya çalışmak bile ayrıca eğlenceydi.

Yıllar sonra bu olayın nasıl meydana geldiğini bulduğumda ise artık yaşım çoktan geçmişti oyunlar oynamak için...

Şişeyi sıktığımda iç basınç yükseliyor ve folyonun içindeki hava kabarcıklarının hacmi azalıyor. Ve bu nedenle kürecikler batıyor. Basınç kalktığında ise hava kabarcıkları genişliyor ve kürecikler yüzmeyebaşlıyor. Denizaltılarda da buna benzer bir yöntem kullanılıyor.

Dalgıç Kürelerin Yapımı.
Araç Gereçler
#Kolayca sıkılabilen ve eski halini geri alabilen herhangi pet şişe (Yeşil gazoz şişeleri iyidir)
#Su
#Alüminyum Folyo

Resim1:Küreciklerin boyutları... Mantar (veya denizanası) şeklinde olanlar daha göz alıcı ve suda dik şekilde yüzüyorlar.
Bu uğraşıdaki en önemli nokta küreciklerin boyu ve ne kadar sıkı olduğudur.
Eğer kürecikleri çok sıkı ve sert yaparsanız suya hemen batarlar. Çok gevşek veya büyük kürecikler yaparsınızda suya batmamak için direnirler.
Küreciğinizi suya attığınızda suyun içine doğru batar gibi yapıp sonra yavaşça yüzeye çıkıyorsa olmuş demektir. Açıkçası ne yapacağını bilemeyen kararsız ve uyuşuk kürecikler bizi eğlendirecek.
Kolaylık olsun diye bir kabı su ile doldurup yaptığınız küreciklerin hangilerinin bu duruma uygun olduğunu ayarlayabilir, deneyip seçebilirsiniz.
Şimdi pet şişenizi alıp ağzına kadar çeşme suyu doldurun ve içine dalgıç küreciklerinizi - zedelemeden- (çünkü hemencecik bozulabilirler), atın. Son olarak şişenizin kapağını sıkıca kapatın ve işte eğlenceniz hazır!

 Şişeyi hafifçe sıktığınızda suyun en üstünde yüzen ve şişe kapağına yakın olarak gizlenen küreler birden aşağı doğru dalmaya başlayacak ve hız kesmeyip dibe çarpacaklar. Şişe gevşediğinde ise tekrar yüzeye doğru yol alacaklar. Küreleri şişenin ortasında sabit olarak bekletmeye çalışmayı da deneyin.
-En iyi dalgıç küreler en az güçle dibe batanlarıdır- Diğerleri sizi zorlar veya hiç hareket etmezler.

Bir adım ileri gidebilmek...Şimdi düşünüyorum da aslında böyle bir şişeyi odamda süs aracı olarak kullanabilirim...
Geçmiş günlerde yaptığım bir deneyde pet şişenin içine çelik sünger tellerinden bir elektrikli ısıtıcı koymuştum. Elektrik verdiğimde tel ısınıyor ve içerideki basıncı artırıyordu. Çıkışına röle bağladığım zamanlayıcı bir devre ile kürelerin otomatik olarak inip çıkmasını sağlayabilirim belki...(Ama zamanımın olacağını hiç sanmıyorum:)


Resim2: Uğraşının gif hali.

Bubi Tuzağı Yapımı (Çakma Bataklık)

 Bastıbacaklığın şeytani yönlerinden biriside arkadaşları faka bastırmaktı…
Bunun için uygulanan yöntemlerin arasında da tuzak kurmakta mutlaka olmalıydı elbette.
 Toprakla, çamurla, suyla saatlerce aylarca uğraşınca da bu güzel üçlünün bazı numaralarını da öğreniyordunuz doğal olarak. Çamura her kıvamı verip tutturmakta ayrı beceri işi idi.
 Örneğin çamurunuz yeteri kadar ince kumdan oluşmamışsa veya suyunu ayarlayamamışsanız kurumaya başladığı zaman mutlaka çatlar. Ama onu gölgede kurutup suyunu kumunu doğruca ayarlamışsanız taştan farkı kalmaz.
 Ama toprakla suyun karıştığı öyle bir güzel oran vardır ki o oranı tutturduğunuzda değmeyin keyfinize.

  Önce toprağa bir çukur açardık, daha sonra içini güzelce taşsız toprakla doldururduk. Yalnız burada kullanılan kum (veya toprak) inşaat kumu gibi kumlar olmamalıdır.
 Daha sonra bu kumun üzerine bolca su dökülür, aynı zamanda bir sopa ile karıştırılmaya başlanır. Çamurun içinde kuru taneler kalmamalıdır.
 Gelelim kıvamına. Şöyle diyelim; Sopayı çamura daldırıp çıkardığınızda sopanın üstündeki çamur akmalı, üstüne su döktüğünüzde artık çamur suya doymuş olalı ve içine emmemelidir. Ve en önemlisi çamurun üstüne kuru kum attığınızda kum ıslanmadan öylece kalmalıdır.
Eğer bu kıvamda bir çamur tutturduysanız şimdi bu çamurun üzerine güzelce kuru kumunuzu ıslak çamur hiç gözükmeyene kadar serpin… Çukurunuzun üstü toprakla aynı seviyede kalmalıdır, Ne alçak ne yüksek.

 Çukurun çevresini temizleyin, sanki hiç orada uğraşılmamış görüntüsü yaratın, yeni serptiğiniz kumun üstüne küçük taşları, sopaları gelişi güzel serpin.

 Oradan geçen zavallı arkadaşınızın, çukura ayağı veya bisikleti gömülmeden önce gördüğü tek şey hiçbir şey olacaktır. Çünkü içi iğrenç bir kıvamdaki çamurla dolu kuyunuzun üstü normal bir toprakla örtülüdür.

Bunu kaç arkadaşa yaptığımı hatırlamam, ama işin önemli ve eğlenceli bir yanıda, çukurdan sizinde haberinizin olmadığı izlenimi yaratmak…
Yaramazdık yahu…




YAPAY YANARDAĞ (Toprakla)

  Yanardağlar büyük küçük herkesin ilgisini çeken görkemli jeolojik yapılardır. Şiddeti ve tehlikesi ne kadar büyük olursa olsun sundukları muhteşem manzaralar görülmeye değerdir.
 Yanardağlar yer kabuğunun altındaki erimiş halde bulunan yüksek sıcaklıklardaki malzemenin yeryüzüne patlamalar veya sakince püskürmeler çıkması sonucu oluşuyor. Yanardağlar genellikle kıtaların kesiştiği sınır çizgilerinde olur, çünkü bu bölgeler oldukça hareketlidir ve magma denilen erimiş kayalaar fırsat buldukça yüzeye çıkar ve yüzeye çıktığında ''lav'' adını alır.

  Bir yanardağın şiddeti, püskürttüğü lavların yoğunluğuna bağlıdır. Metal içeriği fazla olan lavlar (bazik lav) çok akışkandır ve fazla tehlike yaratmaz. Havai adalarında bulunan yanardağlar bu bölüme girer ve oldukça güzel görüntüler sunar. Silisyum elementi ve bileşiklerini içinde fazlaca bulunduran asidik (felsik) lavlar ise yoğun ve çok tehlikelidir, çünkü lavın yoğunluğundan dolayı içindeki gazlar kolayca kaçamaz ve bir noktada birikip ani bir şekilde patlar.
Ayrıntılı Bilgi:http://tr.wikipedia.org/wiki/Yanarda%C4%9F
Küçük yaşlarımda sürekli yaptığım bu uğraşta, çok basit ve orayı burayı yakmayan bir yanardağ yapılacak. Uğraşın açık alanda yapılması gerekir, işin içinde su, toz, toprak ve çamur var…
Gerekenler
*Çalışır durumdaki bir musluğa takılmış içinde su olmayan kuru bahçe hortum (Uzun olması iyi sonuç verir)
*Kum (Bol tozlu ince taneli nemsiz kuru toprak)
*Taş(Hortumun dik durmasını desteklemek için, başka şeylerde kullanabilirsiniz.)
Yapılışı

 Hortumu musluğa takın ve öteki ağzını musluğun çokta uzağında kalmayacak, ama aynı zamanda sizinde ıslanmayacağınız bir uzaklıkta yere bırakın.

Şimdi bir taş bulun ve hortumun açıktaki ağzının biraz altına koyup hortumu yukarı doğru kıvırın. Aynı zamanda diğer arkadaşız hortumu siz bu şekilde tutarken gömmeye başlasın.

Eğer tek başınız yapacaksanız hortumun kıvrılıp düzleşmemesi için taşları ve küçük sopaları destek yaparak birazda kafa yorarak kendiniz de tutturabilirsiniz.
 (!) Tepe şekline gelmiş ve içinde yukarı bakan bir hortumun olduğu bu tepeciğin yüksekliği size kalmış.Önemli olan hortumun yukarı bakması ve kum tepeciğinin içinde gömülü olarak kalması.Çok fazlada gömmeyin, bu sefer tepenin sivri kısmından ağırlık sebebi çıkamayan duman ve su yan taraflardan fışkırır. Hortumun içini tıkayacak şekilde taşların kaçmamasına da dikkat edin. Tepenin alt kısımlarını istediğiniz taştan topraktan yapın ama üst kısımlarını bol tozlu kuru topraktan seçmeniz sizin yararınıza.

Resim1: Yapay Yanardağın Şeması...