Google Arama

Custom Search
anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2011 Pazartesi

Yok Olan Hazinelerim...


 Bu blog üzerinde bir süredir anımsayabildiğim kadarı ile bazı anılarıma, yeniden kafamda canlandırabildiğim kadarı ile de eski tasarımlarıma, deneylerime ve zaman geçirmemi sağlamış uğraşılara yer veriyorum. Çoğu zaman ise yaptığım bir uğraşıdan geriye herhangi bir belge ve parça kalmadığı için de bunları ya unutmuş oluyorum, ya da yeniden aklımda canlandırabilme olanağım olmadığı için yazıya aktaramadan hafızama gömmek zorunda kalıyorum. Ama bana en çok ''keşke'' dedirten bir kaç tane yok olmuş ve ''kişisel hazinem'' olarak nitelendirdiğim bir kaç şey var ki, onların adını bu blogda anmamak eksiklik olur. Her ne kadar benden başka hiç kimse için herhangi bir değer taşımalarsa da;  Kişisel tarihimin çocukluk dönemlerini anlamam ve anmam için büyük kaynak olacaklardı -Eğer şu an elimde olsalardı-...

BÜYÜK 1995 AJANDASI

1995, ajanda, anı, anılar, bastibacak, bilim, defteri, el, gözlem, hatıra, hazineleri, kaybolmuş, olmuş, oyuncak, proje, tasarım, ugrasi, uğraşı, yapımı, yok 
Resim1: Cetveliyle, Kalemiyle, Çay Bardağıyla Bütünleşen Büyük Beyaz 1995 Ajandası...
Bu ajanda büyüklerimin bize ''karalayıp oynasınlar'' diye verdikleri ya da bizim her türlü kalem çeşidi ile karalayıp zorla üstüne yattığımız  bir ajandaydı.  Altın sarısı bir ayıraç kumaşı ve mavi çizgilerle bezenmiş sayfaları vardı. Hiç bir şekilde kapağının olmadığını hatırlıyorum; demek ki kapağını yok edip öylece kullanmışım. Aklıma ne gelse yazıp çizdiğim bu ajandanın içinde bana ''Keşke kaybolmasaydı'' dedirten şeyler başlıca şunlardı;
*Çizgifilm Karalamaları...Her bir sayfasına farklı resim çizerek oluşturduğum onlarca sayfalık minyatür çizgifilmler. Bu çizgifilmleri önce çizer, sonra boyar, ardından çizimde kullandığım kalemlerin markasını bile yazarak kafamdan uydurduğum oyuncu isimleri ve prodüksiyon şirketi adlarından oluşan jeneriğine varıncaya dek hazırlardım. En sonunda seslendirmesini yapmak üzere aklımdan konuşma senaryoları yazardım. İleriki yazılarımda bu konu üzerine ayrıca duracağım.
*Şifreli Yazı Teknikleri...Birilerinden saklamak istediğim ne varsa ya da birilerinin benim bir şeyler sakladığımı düşünmeleri amacıyla ürettiğim pek çok çeşit alfabe ve şifre teknikleri.
*Öyküler ...Büyük olasılıkla yeni bitirdiğim bir kitabın etkisinde kalarak ''Bende bir kitap yazacağım'' diye başladığım, çoğu yarım kalmış öyküler. Yinede belirtmeliyim, bir öyküyü tam olarak bitirip sınıfta okumuş ve Türkçe öğretmenimden durduk yere artı almıştım.
*Karikatürler...Gangsterliğe, mafya işlerine, kalpazanlığa ve vahşi batı maceralarına merak saldığım günlerde yapmış olduğum oldukça karalanmış kısa karikatür dizileri. Bu dizilerin arasında İngilizcemi geliştirmek adına yapmaya çalıştığım bir sayfalık -THE KNIVE-(BIÇAK) adlı ingilizce bir karikatür sayfası da vardı. Kısaca; Bir adamın diğer adamla sorun yaşayıp bir birlerini bıçakla öldürmeleri gibi anlamsız bir sonla bitiyordu. Yinede ingilizcemi pek geliştirdiğini sanmıyorum.
*Gemilerimin Evrimi...Çocukluğumdan lise yıllarma kadar yaptığım tüm yüzer maket gemiciklerinin aşama aşama geçirdiği gelişmeleri, yarattıkları düş kırıklıklarını ve yapılış şekillerini resimlerle anlatan dev yazı dizisi.
*Anılar ...Şifreli yazılarımla yazılmış, bir günlük yaşantımı anlatan, genelde sonunda platonik çocukluk aşklarımdan söz ettiğim pek kısa günlük denemeleri. Şifreli yazmak zor olduğundan genelde günlüğü kısa keser, altına da bir resim çizerdim. Resim güzel olmadığı zaman ise onunla dalga geçen bir kaç ekleme yapıp iç burkan anılarla birlikte camın kenarından sokağa bakınmayı sürdürürdüm. Anıların çoğunlukla gün batımında ve kışın yazılmış olması da bu yazıların başka bir özelliğiydi.
*Haritalar ...Düşsel devletim FRANPİYUS için [franpiyus için bakınız: Mahalle İçi Savaşlar-1] yapmış olduğum bayraklar ve devletimizin sınırlarını gösteren özene bözene kara kalemle işlenmiş haritalar. Bu haritalardaki yer adlarını gerçek adlarıyla değil, kafamdan uydurduğum kulağa ağır ve güzel gelen adlarla yazıp, o bölgede en çok göze çarpan ne varsa onlarıda ufak resimler olarak yer adlarının yanlarına eklemeyi de unutmazdım.
*Karakalem Resimler ...Çocukluğun verdiği beceriksizlikle bir çok başarısız insan figürü çizimleriyle dolu karakalem resimleri. Zeugma da çıkarılan ünlü mozaiklere özenip mozaikçilik yapmaya çalıştığım günlerde bir sayfanın yarısını kaplayacak şekilde mozaik insan kafası çizmiş, saatlerce uğraşmama karşın resmi gösterdiğim birisinin ''Kurbağaya benzemiş'' sözü ile şok olmuş ve mozaikçiliği bırakmıştım. Lokomotif resimleri,  ateşli dumanlı savaş sahneleri, savaş uçakları , piramitler, tanklar ve en önemlisi yelkenli gemilerde başta gelen resim konularını çekiyordu. 10 dakikada tam donanımlı bir yelkenli gemi çizmeyi bu gün bile sever, her keresinde arkadaşlarımın zorla elimden almasını da engelleyemem.
*Tasarımlar...Pistonlu motor çizimlerinin olduğu, deneylerimi anlattığım, yap bozlarla yaptığım maketlerin yapılış şekillerini yazdığım, anımsayamadığım pek çok tasarımı anlattığım dökümlerdi.
Tüm Bunların dışında kalan şeyler ise anımsayamadığım, anlatmaya değer olmayan şeyler ve ders çalışma karalamalarıydı.

TASARIM SANDIĞI
 Adından  anlaşılacağı üzere bir sandık olmayan, basit bir yazısız, kahverengi cam bardak kutusuydu kendisi. Onun içine benim en çok değer verdiğim tasarımları koyar, evin en gizli yerinde saklardım. Üstüne üstlük kimseler açmasın diye bir de kilit sistemi yapmıştım bu kutuya. Tellerle, bantlarla yaptığım bu basit kilit bir süre sonra bozuldu doğal olarak. Böylece kilit düzeneğinin tellerini bir süre sonra kutunun ağzını doğrudan kör düğümle bağlamak için kullanmıştım. Kutunun basitliği bir yana asıl önemli olan onun içine koyduklarımdı.  
 Önce bir A4 kağıdı alır, tasarımımı çizip kağıdın yarısını kesip atar, ardından tasarımımın olduğu kağıdı rulo şekline getirip bir ipi ruloya geçirirdim. İşte size antik çağlardan kalma bir tasarım parşömeni. Tasarım dolu bu rulolardan biriktirip kutusuna koydukça içim bir başka sevinçle dolar, uyduruk kutunun değeri gözümde gittikçe artardı.
Çöp arıtma sistemlerinden tutun, halat gerdirmeyle çalışan kendi boyuma  göre düşündüğüm arabalara kadar pek çok ilginç tasarım bu kutunun içine sığdırılmıştı. En önemlisi şifreli yazılarımın anahtar alfabesi,  yani tüm sırları da buradaydı. O kutu bu gün elimde olsaydı, bloğuma yazılacak oldukça çok konu çıkaracağı kesindi. 
1995, ajanda, anı, anılar, bastibacak, bilim, defteri, el, gözlem, hatıra, hazineleri, kaybolmuş, olmuş, oyuncak, proje, tasarım, ugrasi, uğraşı, yapımı, yok
Resim2: Yalnızca Tasarım Yaptığım Ya Da İçinde Aklıma Takılan Şeyler Olduğu Zaman Kördüğümlerini Açtığım Tasarım Kutusu. 

MUMYA KUTUSU
 Blog üzerinde anlattığım teknikle mumyaladığım böceklerin, çiçeklerin, yaprakların ve bu türlü şeylerin saklandığı kutsal kutu. Evet, kutsal diyorum çünkü bu mumyaların üzerini aklımdan uydurduğum gizemli dua yazılarıyla kaplar ve tüm mumyalama işlemlerini tören havasında yapıp, kutuyu da bodrumun en karanlık köşelerinde saklardım.  Her mumyanın üzerine kendi özel alfabemle, ''Onu açanın  lanetleneceğini'' de yazmayı unutmazdım.  Buradaki mumyaların bir kısmını;  apartman bahçesinde yaptığım ''Yer Altı Piramidi'' ne yerleştirip sonsuz uykularına gönderirdim.
(Nasıl Mumya Yaptığımı Okumak İçin-> http://ugrasi.blogcu.com/mumyalar-ve-ev-isi-mumya-yapimi/5594895
)
 1995, ajanda, anı, anılar, bastibacak, bilim, defteri, el, gözlem, hatıra, hazineleri, kaybolmuş, olmuş, oyuncak, proje, tasarım, ugrasi, uğraşı, yapımı, yok
Resim3: Dizi Dizi Sıralanmış Mumyalarım  Kutularının İçinde Boylunca Yatarak Yanlarına Koyacağım Yeni Ölümsüzleri Bekliyorlar...

Mahalle İçi Savaşlar -2 (KUM DÜZÜ SAVAŞI-1)


Yazı Dizisinin İlk Kısmını Okumak İçin Tıkla 
Kum düzlüğü savaşı, yazı dizisinin ilk kısmındaki kuşbakışı harita da 1. numaralı olarak gösterilen yerde yapılmıştı. Bu savaştan sonra bugün beni en çok düşündüren şey savaşın taşlarla ve sopalarla yapılmış olmasıydı. Çocukluk cesareti işte. Bugün eline taş alan birisini görsek topuklar kaçarız herhalde...
           -Kum Düzü- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı Kum Düzü...(Mahalle İçi Savaş Anıları) Uğraşı Savaş Anı. (Kum Düzü Savaşı) Uğraşı. Saydam Yüzey (Cam, CD Kapağı vb.) Bakır Levha Ve Bakır Oksit Eldesi Güneş Pili Güneş Pili Nasıl Çalışır? (Çalışma Prensibi) Klor Gazı Üretimi Elektroliz Şeması Pas (Küf) Nasıl Sökülür, Çıkarılır Direnç Hesaplama Programı Zırh (Miğfer) Zırhlara Bürünmüş Görünümüm Roma Lejyoneri (Roman Legioner) ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay öykü anı günlük anıları basit easy eğlenceli eskiden oynanan oyun oyunlar çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment mahalle içi savaşlar anıları eski hatıralar günleri eylenceleri eylencesi kartopu çamur siper planı haritası tüftüf mazı kağıt uçak siper taş toprak kazma kazı sopa kum günlüğü anısı eğlenceli zaman geçir karakalaem resim çalışmaları çalışması nasıl çizilir çiz kurşun kalem animasyon öykü roman hikaye şiir canlandırma animasyon kılıç kalkan zırh filmi topuz osmanlı 1. dünya 2. dünya franpiyus marşı bayrağı parası saldırısı meydan bozgunu bayrak hile hileleri taktikleri taktik harabeleri kalıntıları arkeolojik yıkımı perspektif olay yeri resmi tablosu
Resim1: Kum Düzlüğünün Yandan Görünüşü. Görüldüğü Üzere Bu Yer, Tepe Eteklerinin Mahalle İçine Sokulduğu Alanın En Uç Noktasında Ve Sonunda Ufak Bir Uçuruma Varılıyor. Bu Uçurumun Varlığı Daha Sonra Bizi Çok Zor Durumlara Düşürecekti...(En Öndeki Görüntü).

Kum düzlüğünde ben ve diğer arkadaşlarım yine her zamanki gibi çeşitli kuyular açıp kendimize yeni oyunlar türetiyorduk. Havanın kavurucu etkisi, öğle vakti geçmiş olduğu için hafifçe kırılmıştı. Açtığımız kuyular o kadar simetrik ve düzgündü ki aklımdan hemen ''siper gibi oldular'' diye bir düşünce geçti. Ne şanslıymışım ki o anda uzaktan bize doğru gelen bir kaç arkadaşımda beni heyecanlandırmaya yetmişti. İşte düşmanda göründü!
Elimde ne varsa yere bırakıp hemen yanlarına koştum ve ''Savaş yapalımmı, yer çok uygun hadi istediğiniz adamı seçin'' gibilerden dolambaçlı bir çok laf ettim. Savaş oyunlarını başlatmak çok zordur.  Savaşta özellikle karşı takıma atmaya çalıştığınız adamlar çok nazlıdır. Annesinin ona yaramazlık yapmaması için ettiği lafları hatırlayıp, giysilerinin yıpranacağını söyleyip, taşlı sopalı bir mücadeleye girmekten kaçınmanın gerektirdiği bakışlarla sizi iyice deliye çevirirlerdi.
  Ama bende yöntem çoktu. Onlara heyecanlı laflar edip iyice çoşturduktan sonra kendi grubumuzun güçsüz olduğundan da yakınıp dururarak acınası bir hava yaratırdım mutlaka.
-Bak oğlum benim adama ya, şu kollara bak nası atsın koca taşı taa karşı tarafa? İş yok benim adamlarımda... (Arkadaşta sinsice sırıtırdı bu arada)
 Böylece düşman grubu olacak bu arkadaşlar nazlı ve çekingen adımlarla savaşın yapılacağı yere doğru yaklaşmaya başladılar. İlk anda sordukları şey onların nereye mevzileneceği oldu doğal olarak. Kum düzlüğüne çıktıklarında ise gördükleri manzara karşısında iştahları kabarmıştı. Açtığımız siperlerde kendilerinin yattığını hayal etmiş olacaklardı ki, hemen orayı sahiplenmeye giriştiler.
-Hayır oğlum burası bizim! Saatlerce uğraştık buraları kazmak için!
-Ohooooldu o zaman biz nerede duracağız siz korunaklarınızı yapmışsınız bile bizede yer verin ohoo zaman?
-Oğlum burada nasıl savaş yapacağız Allah aşkına! Daracık yeri mi paylaşalım şimdi? Oldu, biz yapalım size verelim!
-Taam o zaman savaşmayız bizde, siz bomba attığınızda biz nereye saklanacağız?
Tam o sırada aklıma kum düzünün Ana Bölgeye bakan (İlk haritada var) tarafı geldi. Adam boyu yüksekliğinde bir uçurum olan bu taraf düşman grubu için iyi bir siper olabilrdi. Ayrıca dik bir eğimi olduğundan düşman grubunun bize yapacağı ani hücumları da engelleyebilirdi.
-Bak aklıma ne geldi siz bu tarafa gelin bakın ne kadar yüksek bir siper var, hem bizim siperler kumdan, burası sert topraktan, bakın ne kadar geniş, biz size asla yaklaşamayız!
Çocuklar tav olmaya başlamıştı. Aşağı inip uçurumu gözden geçirdiler... Bir kaç dakika sonra bir çıkıntı aradan sıyrılıp:
-Eee biz nereden bomba atacağız burası çok yüksek siz bizi buranın tepesinden şişlersiniz?
+Olurmu ya öyle şey bakın yumuşak toprakta var burada işte elinize sopayı alıp( Göstererek) şu şekilde vura vura buraya ayak koymak için oyuklar açacaksınız böylece sizde kendi siperinizi açmış olacaksınız. 
 Ve işte sıra en can alıcı harekete gelmişti. Önce gerildim, sonra biraz uzaklaşıp uçuruma doğru koşarak bir sıçrayışta yarısına kadar zıplayıp uçurum kıyısındaki otlara tutundum ve uçurumu aşıp ve tepeye çıktım.
-Bakın! işte bize böyle hücum edeceksiniz!
Ve sonunda tav olmuşlardı... Aklımdan tepeye çıkmaya çalışırken ki şişleyeceğim çocukları geçirmiştim gülerek.
            -Diplomasi- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı -Kum Düzü- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı Kum Düzü...(Mahalle İçi Savaş Anıları) Uğraşı Savaş Anı. (Kum Düzü Savaşı) Uğraşı. Saydam Yüzey (Cam, CD Kapağı vb.) Bakır Levha Ve Bakır Oksit Eldesi Güneş Pili Güneş Pili Nasıl Çalışır? (Çalışma Prensibi) Klor Gazı Üretimi Elektroliz Şeması Pas (Küf) Nasıl Sökülür, Çıkarılır Direnç Hesaplama Programı Zırh (Miğfer) Zırhlara Bürünmüş Görünümüm Roma Lejyoneri (Roman Legioner) ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay öykü anı günlük anıları basit easy eğlenceli eskiden oynanan oyun oyunlar çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment mahalle içi savaşlar anıları eski hatıralar günleri eylenceleri eylencesi kartopu çamur siper planı haritası tüftüf mazı kağıt uçak siper taş toprak kazma kazı sopa kum günlüğü anısı eğlenceli zaman geçir karakalaem resim çalışmaları çalışması nasıl çizilir çiz kurşun kalem animasyon öykü roman hikaye şiir canlandırma animasyon kılıç kalkan zırh filmi topuz osmanlı 1. dünya 2. dünya franpiyus marşı bayrağı parası saldırısı meydan bozgunu bayrak hile hileleri taktikleri taktik harabeleri kalıntıları arkeolojik yıkımı perspektif olay yeri resmi tablosu  
Resim2: Şu Adamın Kollarına Bak!... Düşman Tarafını Savaşa Girmesi İçin İkna Etme Çalışmalarımdan Bir Sahne. Kendi Askerlerimin Güçsüz Ve Zayıf Oldukları Düşüncesi, Karşı Tarafa Mutlaka Aktarılmalıydı. (Yutturulmalıydı).

Savaş Hazırlıkları.

 Dibi sert ve ıslak olan inşaat kumuna açtığımız mezar şeklinde siperleri gözden geçirmeye başladık hemen. İşleri hızlandırmalıydık çünkü karşı taraf sopa sallamaktan bıktığı zaman savaş isterdi, istediğini alamazsa da oyun alanını terkederdi.
O anda işin ciddiyetini ve kötülüğünü de kavramıştım:                                           Taşla yapılacak bir savaşta bizler yere yatarak, keklik gibi avlanacaktık ayakta taş atan düşman tarafınca. Siperler arası yakın sayılırdı, düşman grubunun da görünürlüğü biz düzlüğün kör tarafında olduğumuzdan sıfıra yakındı.
 Olamaz! Yan kanadımız da büyük bir açıklık vardı! Düşman siperinin sahip olduğu uçurum, bizim siperimizin sağ kanadını, yerini düzlüğe bırakarak çepeçevre sarıyordu. Düşman, uçurumun dibinden sürüne sürüne sağımıza sızmaya çalışırsa, dik bir şekilde anayurda dönük kazılmış siperlerimizde sağa doğru taş atmak olanaksızlaşacak ve yerimizden o tarafa taş atmak için doğrulduğumuzda sap gibi karşı yönden taşları yiyecektik.
 Düşman bu açığımızı akıl etmediği sürece bu açığımızı onlara hissettirmemeli ve en kısa zamanda sağ arkamızda bir duvar inşa edip korugan haline getirerek karşı yöne gizlice sızmak için de üs olarak kullanmalıydık.
Siperler Kendini Aşıyor.
Kısa bir keşif gezisinden sonra, kendi siperimi daha korunaklı yapmak için gereken araç gereçleri topladım. Kaldırım inşaatından kalmış uzun dikdörtgen ve altıgen beton döşeme taşları, oluklu kartonlar, sivri sopalar, ezilip yayvanlaşmış pet şişeler ve doğayı çöp sanan insanlar tarafından atılmış plastik bir toz küreği ağzı...
Mezarlarımızın(!) baş tarafını korumamız şarttı. Bacağıma yediğim bir taş beni etkilemezdi ama başıma gelen bir taş, savaşı acı bir sonla noktalayabilirdi.
Uzun ve ağır yükseltme taşını el derilerimi soymasına izin vererek zorlanır bir şekilde siperimin baş tarafına dikelttim. Karşı tarafa da aynı şekilde bir taş bulup koydum ve Köprü ayağı şekline gelen bu iki yapının üstüne plastik küreğimi yerleştirdim, uzun oluklu kartonuda bir güzel yerleştirip üstüne de ağırlık yapıcı taşlar koydum ve  kumlarla da bir örtü tabakası yaptım . Daha sonra Bu iki beton ayağın önüne sopaları çapraz şeklinde batırıp sivri taraflarının iki ucuna da dikdörtgen oluklu kartonu geçirip bir güneşlik yaptım. 
Bunları yaparken benim siperimin korunaklığını  görüp savaştan soğumamaları ve  etkili bir savunma yapıp canlarını da korusunlar diye kendi arkadaşlarıma da benzer korunaklar yapmaları için yardım edip öneriler veriyordum. Gerekirse de kendi malzemelerimi bölüştürüp dağıtıyordum.
         -Cephe Ve Siperler- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı -Kum Düzü- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı Kum Düzü...(Mahalle İçi Savaş Anıları) Uğraşı Savaş Anı. (Kum Düzü Savaşı) Uğraşı. Saydam Yüzey (Cam, CD Kapağı vb.) Bakır Levha Ve Bakır Oksit Eldesi Güneş Pili Güneş Pili Nasıl Çalışır? (Çalışma Prensibi) Klor Gazı Üretimi Elektroliz Şeması Pas (Küf) Nasıl Sökülür, Çıkarılır Direnç Hesaplama Programı Zırh (Miğfer) Zırhlara Bürünmüş Görünümüm Roma Lejyoneri (Roman Legioner) ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay öykü anı günlük anıları basit easy eğlenceli eskiden oynanan oyun oyunlar çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment mahalle içi savaşlar anıları eski hatıralar günleri eylenceleri eylencesi kartopu çamur siper planı haritası tüftüf mazı kağıt uçak siper taş toprak kazma kazı sopa kum günlüğü anısı eğlenceli zaman geçir karakalaem resim çalışmaları çalışması nasıl çizilir çiz kurşun kalem animasyon öykü roman hikaye şiir canlandırma animasyon kılıç kalkan zırh filmi topuz osmanlı 1. dünya 2. dünya franpiyus marşı bayrağı parası saldırısı meydan bozgunu bayrak hile hileleri taktikleri taktik harabeleri kalıntıları arkeolojik yıkımı perspektif olay yeri resmi tablosu kurgan Resim3:Koruganlar...
İşte tüm bunlar sürerken olmasından korktuğum bir başka şey başıma geldi. Gün batımı yönünden, sokakları arşınlayan, bizden büyük abiler geliyordu. İçlerinde tanıdık bir iki kişi vardı ama onların da sırıtmalarından başımıza iş açılacağını anlamış gibiydik.                                                                                                             Beklediğimiz gibi bize doğru geldiler. Hemen işimi bıraktım ve arkadaşlara da bırakmaları yönünde emir verdim. Emrimi pek takmayıp kazmaya devam ediyordu birisi. Ama iş işten geçmişti. Kum düzüne ilk ayak basan bizim tanıdıklar olmuştu.
-Ne yapıyorsunuz burada?
+Hiiiç, öylesine kazıyoruz işte oyun oynuyoruz.
-Bunlar ne la?
-Siper yapmışlar kendilerine.
-Savaş mı yapıyonuz len siz hangi ülke oldunuz?
Bu sırada siperlere yaklaşmış ve ayaklarını sağa sola oynatmaya başlamışlardı. Bu, bir yıkım olacağının ilk göstergesiydi her zaman.  Bu olanları izlerken yaptıklarımızı açıklamaya başlamıştım gerilen ortamı yumuşatmaya çalışarak. Bu sırada gelen grubun diğer üyeleri düşman grubu ile sohbete girişmişlerdi.
''Oyun bozuldu'' diye içimden geçirirken çocukların benim yaşımda olan birisi ayağı ile kazdığım siperin duvarını zedelemiş ve bende üstüne doğru giderek bunu yapmamasını söylemiştim. Çocukların yüzlerinin kapkara olmasına, giydiklerine ve pervasızca sırıtmalarına bakılırsa bunlar aşağı mahallelerden gelen serseri magandalardı.                                                                                                             +Yapma! Ben onunla kaç saattir uğraşıyorum biliyor musun?
-Baa ne? kih kih kih.
+Ne yapıyorsun sen ya? Çekil git şuradan! Analarınız gün gün gezip duracaklarına sizin gibileri eğitsinler de bizim gibileri rahatsız etmeyesiniz?
-Sen bizim anamıza mı küfrediyorsun şimdi? Ne demek bu?
+Hayır, şu anda senin yaptığın şey benim emeğime saygısızlık. Ben bununla ne zamandır uğraşıyorum senin gelip yaptığın işmi şimdi? Düpe düz cahillik.               Bu son söylediklerimden sonra çocuk biraz düşünüp tanıdık abilere göz attı. Birisi oturduğu yerden başını bize doğru umursamazca çevirdi. Sonunda ondan beklediğim söz gelmişti:
-Tamam bırak gidelim bozma... 
           -Magandalar Ve Tedirgin Bekleyiş- (Mahalle İçi Savaşlar) Çocukluk Anıları -Uğraşı- -Kum Düzü- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı Kum Düzü...(Mahalle İçi Savaş Anıları) Uğraşı Savaş Anı. (Kum Düzü Savaşı) Uğraşı. Saydam Yüzey (Cam, CD Kapağı vb.) Bakır Levha Ve Bakır Oksit Eldesi Güneş Pili Güneş Pili Nasıl Çalışır? (Çalışma Prensibi) Klor Gazı Üretimi Elektroliz Şeması Pas (Küf) Nasıl Sökülür, Çıkarılır Direnç Hesaplama Programı Zırh (Miğfer) Zırhlara Bürünmüş Görünümüm Roma Lejyoneri (Roman Legioner) ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay öykü anı günlük anıları basit easy eğlenceli eskiden oynanan oyun oyunlar çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment mahalle içi savaşlar anıları eski hatıralar günleri eylenceleri eylencesi kartopu çamur siper planı haritası tüftüf mazı kağıt uçak siper taş toprak kazma kazı sopa kum günlüğü anısı eğlenceli zaman geçir karakalaem resim çalışmaları çalışması nasıl çizilir çiz kurşun kalem animasyon öykü roman hikaye şiir canlandırma animasyon kılıç kalkan zırh filmi topuz osmanlı 1. dünya 2. dünya franpiyus marşı bayrağı parası saldırısı meydan bozgunu bayrak hile hileleri taktikleri taktik harabeleri kalıntıları arkeolojik yıkımı perspektif olay yeri resmi tablosu
Resim4: Magandalık Irsi Mi? 

Sonra bu serseri grubunun dikkati başka şeylere doğru yönelip bizim düşman grubunun siperine doğru yol aldılar. Bende onların tarafa yönelirken bizim düşman grubundan bana yönelen bir ses yükseldi:
-Sen gelme! Ne yaptığımızı görmeyin!
-Gelme lan! dedi serseri takımından biri de gülerek.
Benim için tehlike geçmemişti henüz ama, daha deminki durumdan iyiydi şu an ki olanlar.
Serseri grubu, aralarında savaşın kimin kazanacağına yönelik bir kaç söz söyleyip kendilerince yorum yaptılar, iki tarafında yaptıkları hakkında karşılaştırmada bulunup sonunda ceplerinden çıkardıkları çekirdekleri çitleye çitleye uzun iskarpinleriyle ana yurdun otluklarını ezerek uzaklaşıp gittiler...
 Bu olaydan sonra bende gerçekten karşı grubun neler yaptığını görmek istemiştim. Bu nedenle yavaşça yanlarına doğru yöneldim ve: Ben sizin siperinize bakayım, sizde bizimkine bakarsınız! diyerek bağırdım. Onlarda bizim cephede neler olduğu üzerine meraklanmış olacaklar ki seslerini çıkarmayıp geriye doğru çekildiler. 
Şaşırmıştım.
Sonradan gelip gruba yeni katılan bir çocuğun atılımı ile bu çocuklar gerçekten iyi bir iş çıkarmışlardı. Uçuruma tırmanmak için oyuklar açmışlar, bolca cephane biriktirmişler, yukarı yükselebilmek için tutanaklar sarkıtmışlar, hatta kendilerine uçurum dibine gizlenme yeri bile yapmışlardı.  ''Acaba hatamı yaptım diye içimden geçirmemiş te değildim. Ama kendi elimle yaptığım siperleri karşıya veremezdim ya... Sıra bizim alana bakmaya gelmişti. Hepsi de sırayla işini bırakıp bizim siperlerin düzenlice kazılmış kuyularına baktılar, son derece sağlam dikilmiş korunakları görüp biraz  isteksizce fikirlerimizi yokladılar ve geri döndüler. O andan sonra görüntü yasağı yeniden gelmişti her iki taraf için.
 Son an ki durumlarından  anladığıma göre bu çocuklar sıkılmaya başlamışlar ve bizim siperlerimizdeki durumu görünce de hayıflanmışlardı.  Bir an önce bu işi bitirmek gerekiyordu. Siperlerin tamamlanmasına yakınlaştığımız sıralarda da zaten karşı taraftan bize doğru yapılan taciz atışları da sıklaşmıştı. Kazma işine dalıp gittiğiniz sırada birden yanınızda patlayan bir taş düşmesi sesiyle irkilebilirdiniz her an. Ve arkasından gelen kikirdeşme sesleri...Ama biz hazırlıklarımızı bu zorluğa rağmen sürdürüyorduk hız kesmeden.
Özellikle son yaptığım yenilik çok ilgi çekiciydi. Saydam pet şişeyi kafa korunağının uç tarafına düzgünce yerleştirip gözetleme camı yapmıştım. Böylece gözlerimde korunmuş oluyordu. 
Son düzenlemeleri yapıyorduk. korunaklarımızı genişlettik ve ıslak toprak kokan soğuk oyuklarımıza boylu boyunca uzanıp rahatsızlık veren yerleri tıraşladık.
           Savaş Haritası (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı -Kum Düzü- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı Kum Düzü...(Mahalle İçi Savaş Anıları) Uğraşı Savaş Anı. (Kum Düzü Savaşı) Uğraşı. Saydam Yüzey (Cam, CD Kapağı vb.) Bakır Levha Ve Bakır Oksit Eldesi Güneş Pili Güneş Pili Nasıl Çalışır? (Çalışma Prensibi) Klor Gazı Üretimi Elektroliz Şeması Pas (Küf) Nasıl Sökülür, Çıkarılır Direnç Hesaplama Programı Zırh (Miğfer) Zırhlara Bürünmüş Görünümüm Roma Lejyoneri (Roman Legioner) ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay öykü anı günlük anıları basit easy eğlenceli eskiden oynanan oyun oyunlar çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment mahalle içi savaşlar anıları eski hatıralar günleri eylenceleri eylencesi kartopu çamur siper planı haritası tüftüf mazı kağıt uçak siper taş toprak kazma kazı sopa kum günlüğü anısı eğlenceli zaman geçir karakalaem resim çalışmaları çalışması nasıl çizilir çiz kurşun kalem animasyon öykü roman hikaye şiir canlandırma animasyon kılıç kalkan zırh filmi topuz osmanlı 1. dünya 2. dünya franpiyus marşı bayrağı parası saldırısı meydan bozgunu bayrak hile hileleri taktikleri taktik harabeleri kalıntıları arkeolojik yıkımı perspektif olay yeri resmi tablosu
Resim5: Kullanılacak Olan Bir Kaç Savaş Haritasında, kum Düzü Ve Çevresindeki Belli Başlı Yerler.(Kuş Bakışı) Kum Düzünün Ucu, (Sıklaşan Çizgiler) Uçurumu Göstermektedir.

Bunların olduğu sırada, arkamızdaki susuz vadiye yapılacak olan tiyatro inşaatı kapsamında döşenen ve bize çok yakın olan kaldırımdan bir adam gelip, büyük tepe yönüne gidecekken bir an durup bizi süzdü ve seslendi:
-Ne yapıyorsunuz bakalım burada?
(Haydaa bu da nereden çıktı şimdi? Sakın ola burası belediyenin kumudur bozun üstünde yaptıklarınızı bakalım gibilerden konuşmasın?) 
+Savaş yapacağız amca siper kazıyoruz!
-Savaşmayın, barışın, barış yapın!
+Hayır amca biz savaşacağız!
İnce gözlüklü amca arkasına aldığı kızılımsı güneşle beraber böylece yoluna devam etti. Barış güvercini dedikleri şey bu olsa gerekti:).
-Savaş Başlasın!
 İki taraf arasındaki hazırlıklar bitmek üzereyken karşı gruptan bir ses geldi:
Savaş başlıyooooooo! Ve  ardından bizim tarafa atılan bir taş...''Küt!''
-Hayırrrrr Lan! Daha biz hazırlanmadık!
 Evet, biz siperlerimizi yaparken çok zaman harcamıştık, karşı taraf ise resmen hazıra konmuştu. Bizim gruba emir verip taş, sopa, ne bulurlarsa getirmelerini emir ettim. Bende sarı çakıl taşları toplamak için boş ceplerimle apartman garajlarına daldım. Bu sırada kimsenin bilmediği gizli cephanemden de kılıcımı alıp savaş alanına geri döndüm.
 Artık zamanın geldiğini anlamıştık. Siperlerimize yattık ve arta kalan kartonları sırt ve ayaklarımıza kapatıp, bacaklarımızı da kumlarla örtüp kendimizi iyice yerleştirdik koruganlarımıza.  
Her şeyin hazır olduğunu gördüğümde kendimi toparladım ve yapsammı yapmasam mı gibi hisse kapılmakla beraber emiri verdim:
+Savaş başladıııı!!!
İlk taşı atmamla beraber düşman sipelerinde bir hareketlenme görüldü. Yükselip inen kafalar kendilerine yeni yerler arayıp duruyor ve tekrar tekrar görünüp, yok olup gidiyorlardı.  Bizim siperlerden gelen düzenli bir atışa karşılık olarak düşman korunaklarından da düzensiz bir şekilde atış başlamış ve ilk taşlar bizlere denk gelmeyip etrafımıza düşmüşlerdi.
Bizim bölgenin kumu kızıl doğal toprağa oranla daha tozsuz olduğu için avucuma yerden alabildiğimce kum alıp savurdum karşıya. Yere düşen yüzlerce minik taşların çıtırtısıyla beraber düşman tarafında bir hoşnutsuzluk olduğu da kesindi. Atılan kumlar havada dağılıp saç diplerine doğru yol almış ve elbiselerin içini bile doldurmuştu.
Bizler depoladığımız taşları bir bir sallarken önüme koca bir taşın düştüğünü görüp irkildim bir an için. Taş yere düşer düşmez bir toprak tabakasını etrafına su sıçramasına benzer şekilde sıçratmış ve hızla ilerleyen taş ve kum parçaları benim göz koruyucu pet şişeme, hırçın bir dalganın dalgakıranlara vurması gibi çarpıp Hışşş!! diye bir ses çıkarmıştı. Pet şişe geriye doğru, bende yere doğru gidip irkilmiştim.
        Savaşı İzleyen Çocuk (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı -Kum Düzü- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı Kum Düzü...(Mahalle İçi Savaş Anıları) Uğraşı Savaş Anı. (Kum Düzü Savaşı) Uğraşı. Saydam Yüzey (Cam, CD Kapağı vb.) Bakır Levha Ve Bakır Oksit Eldesi Güneş Pili Güneş Pili Nasıl Çalışır? (Çalışma Prensibi) Klor Gazı Üretimi Elektroliz Şeması Pas (Küf) Nasıl Sökülür, Çıkarılır Direnç Hesaplama Programı Zırh (Miğfer) Zırhlara Bürünmüş Görünümüm Roma Lejyoneri (Roman Legioner) ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay öykü anı günlük anıları basit easy eğlenceli eskiden oynanan oyun oyunlar çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment mahalle içi savaşlar anıları eski hatıralar günleri eylenceleri eylencesi kartopu çamur siper planı haritası tüftüf mazı kağıt uçak siper taş toprak kazma kazı sopa kum günlüğü anısı eğlenceli zaman geçir karakalaem resim çalışmaları çalışması nasıl çizilir çiz kurşun kalem animasyon öykü roman hikaye şiir canlandırma animasyon kılıç kalkan zırh filmi topuz osmanlı 1. dünya 2. dünya franpiyus marşı bayrağı parası saldırısı meydan bozgunu bayrak hile hileleri taktikleri taktik harabeleri kalıntıları arkeolojik yıkımı perspektif olay yeri resmi tablosu  
Resim6: Kafamıza Ve Vücudumuza Yağan Onca Taşa Rağmen, Manzarayı Seyrettiğim Bazı ''Bir Kaç Saniye'' lerden Birisi. Bu Anlar Oyunun Zevkine Vardığım Doruk Noktalarıydı. Ayrıca Savaş İçin Plan Yapmamı Sağlayan Genel Gözlem Anlarıydı da. Arkasına Gizlendiğim Şey Gözlerimi Toz Toprak Sıçramalarından Koruyan Saydam Pet Şişedir.

Tüm bunlar olurken arkadaşlarımın da yaptığı oturaklı atışları görmek beni cesaretlendiriyordu. 
Düşman grubunun elinde bulundurduğu  doğal korunağı kendine yetmiyormuş gibi, uçurum eşiğine ve tepe eteklerine uzanan uzun hat boyunca aralıklarla bizden görerek küçük surlar şeklinde kaldırım taşları ile duvarlar yapmışlardı. Bu duvarlar bizi iyice körleştirdiği için iri taşlarımızla bu duvarları ve çul çaputları yıkmak yolunda atışlarımızı tek yöne doğru sıklaştırmıştık.
-Ohaaaooohaaa o kadar büyük taş atmak yoook, kafamıza gelse noolur biliyomusun?
Ama duvarı yıkmanın başka yolu yoktu.
       Savaş Haritası -Savunma Hatları- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı -Kum Düzü- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı Kum Düzü...(Mahalle İçi Savaş Anıları) Uğraşı Savaş Anı. (Kum Düzü Savaşı) Uğraşı. Saydam Yüzey (Cam, CD Kapağı vb.) Bakır Levha Ve Bakır Oksit Eldesi Güneş Pili Güneş Pili Nasıl Çalışır? (Çalışma Prensibi) Klor Gazı Üretimi Elektroliz Şeması Pas (Küf) Nasıl Sökülür, Çıkarılır Direnç Hesaplama Programı Zırh (Miğfer) Zırhlara Bürünmüş Görünümüm Roma Lejyoneri (Roman Legioner) ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay öykü anı günlük anıları basit easy eğlenceli eskiden oynanan oyun oyunlar çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment mahalle içi savaşlar anıları eski hatıralar günleri eylenceleri eylencesi kartopu çamur siper planı haritası tüftüf mazı kağıt uçak siper taş toprak kazma kazı sopa kum günlüğü anısı eğlenceli zaman geçir karakalaem resim çalışmaları çalışması nasıl çizilir çiz kurşun kalem animasyon öykü roman hikaye şiir canlandırma animasyon kılıç kalkan zırh filmi topuz osmanlı 1. dünya 2. dünya franpiyus marşı bayrağı parası saldırısı meydan bozgunu bayrak hile hileleri taktikleri taktik harabeleri kalıntıları arkeolojik yıkımı perspektif olay yeri resmi tablosu
Harita1: İki Tarafında İlk Ve Genel Yerleşme Durumları. (Açık Mavi Bizim, Koyu Mavi Karşı Taraf). Arada Kalan Mor Hat, Bizim Yaptığımız Ön Savunma Hattıydı, Aynı Zamanda Sınırdı. Mavi Renkteki Düzensiz Hat İse Düşmanın Saldırı İçin Kullandığı Uyduruk Duvarlardı. Kırmızı İle İşaretlenmiş Kuvvetler Liderleri Göstermektedir. Doğal Olarak Bizim Grubun Lideri Ve Tek Plan Yapıcısı Bendim. Düşman Grubunda Göze Çarpan İlk Şeyde Birleşmiş Ve Tek Parça Savunma Hatlarının Olmasıdır. Bunun Nedeni Hepsinin Uçurum Dibine Toplanıp Bu Doğal Duvarı Kullanmalarıydı. Bizim Grupta En Ağır Savunma Görevi Benimdi. Hem İleri, Hem Sağ Kanat Hem de Arkamızda Kalan, Küçük Bir Savunma Hattı Olarak Görülen Sonradan Yapılma Arka Hattı. 
Düşman yıkılan karton ve taş siperlerini bir kaç kez onarmaya kalktıysa da kafasını çıkarana taş savurduğumuzu bildiklerinden sonunda pes edip yıkık bir şekilde duran korunakları onarmayı bırakıp gelişigüzel düzensiz siperlerini bıraktılar ve ana savunma hatlarına doğru kaçtılar. Dik uçuruma kazdıkları ayak koyma oyuklarını da yükselmek için ne kadar ustaca kullandıklarını gözden kaçırmamıştım doğal olarak...
 Karşılıklı taş atışları sırasında bizler savaş havasına iyice girmişken sağ tarafımda bir hareketliliğin olduğunu sezdim.
-O da ne? Sağ kanattaki uçurum eşiğinde bir düşman askeri farkında olmadan bize doğru kayarak atış yapmaya başlamıştı sırıtarak. Taş ve eline gelirse ufak sopalar fırlatıyordu. Hemen bir emir vererek tüm atışları bir anda sağ kanada yönlendirdim.
Sağımızdaki asfalt yolda havai fişek patlamasından sonraki çatırdamaları andıran sesler gelmeye başlamıştı.
-''çatır çatır çıt çıt çıt çıt çotanak!!''
Bu hücum, onlarca taşın asfaltta sekmesi sonucu çıkan seslerle beraber püskürtülmüştü. Seken taşların herhangi bir araca fırlamasından korkarak atışı kestirdim.
Ama düşman bir kere sezmişti burayı. Mutlaka bu açığı ilerleyen dakikalarda kendi yararımıza döndürmeliydik.... Ayağımda hissettiğim basınç şoklarından, içine girdiğim kumların bana atılan taşların etkisini emdiği anlaşılıyordu. Bunu düşündüğüm iyi olmuş diye geçirdim içimden.  
Arada sırada düşman yeni bir atağa geçmek hevesi ile bağırıp çağırarak üstümüze doğru çıkıp gelmeye çalışıyordu ama yaptığımız etkili savunma sonucu, ana bölge ile uçurumu birbirine örtü gibi bağlayan tümseklere dağılıp, yeniden korunaklarına dönüyorlardı.
Bizim atağa geçme şansımız yoktu, çünkü sap gibi yere yatık bir durumda yalnızca keskin atışlar yapmakla yetinebiliyorduk.
           Savaş Haritası -Bekleyiş- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı -Kum Düzü- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı Kum Düzü...(Mahalle İçi Savaş Anıları) Uğraşı Savaş Anı. (Kum Düzü Savaşı) Uğraşı. Saydam Yüzey (Cam, CD Kapağı vb.) Bakır Levha Ve Bakır Oksit Eldesi Güneş Pili Güneş Pili Nasıl Çalışır? (Çalışma Prensibi) Klor Gazı Üretimi Elektroliz Şeması Pas (Küf) Nasıl Sökülür, Çıkarılır Direnç Hesaplama Programı Zırh (Miğfer) Zırhlara Bürünmüş Görünümüm Roma Lejyoneri (Roman Legioner) ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay öykü anı günlük anıları basit easy eğlenceli eskiden oynanan oyun oyunlar çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment mahalle içi savaşlar anıları eski hatıralar günleri eylenceleri eylencesi kartopu çamur siper planı haritası tüftüf mazı kağıt uçak siper taş toprak kazma kazı sopa kum günlüğü anısı eğlenceli zaman geçir karakalaem resim çalışmaları çalışması nasıl çizilir çiz kurşun kalem animasyon öykü roman hikaye şiir canlandırma animasyon kılıç kalkan zırh filmi topuz osmanlı 1. dünya 2. dünya franpiyus marşı bayrağı parası saldırısı meydan bozgunu bayrak hile hileleri taktikleri taktik harabeleri kalıntıları arkeolojik yıkımı perspektif olay yeri resmi tablosu  
Harita1: Düşmanın Ek Saldırı Duvarları Yok Edilmişti.  
Tüm bu keşmekeş böylece sürüp gidiyordu.
Bir anda başımın üstünde ani ve büyük bir patlama sesi duyarak irkildim ve korkudan ıslak kumun içine siniverdim.
Bir kaç saniye öylece donup kaldıktan sonra ne olduğunu anlamak için oyuğun içinde sürünerek geriye çekildim ve yavaşça doğruldum. Bir de ne göreyim? Başımı koruyan plastik korunak ortadan ikiye çatlamış ve oluklu karton da eğilmişti. Sopalar bir yana hafifçe yatarak bir şeyi engellediklerini belirtircesine yorgunca dikilmeye devam ediyorlardı. Tüm bu yapı, kendi üstünde ağırca bir taşı tutuyordu. Evet! İri bir taş bana doğru atılmış ve bu korunak benim hayatımı kurtarmıştı. Bu sahne karşısında donup kalmıştım.
+Ohoooğluum şuna bak koca taşı kafama attılar korunağım beni nasıl korudu! Şuna bak ikiye ahayrıldı resmen! 
+Bu kadar büyük taş atmayın lan!!!  
Kaybedecek vakit olmadığından bir çırpıda korunağımı düzeltip savaşa naralar atarak devam ettim.
Sağ kanattaki açık, sinirimi gittikçe bozmaya başlamıştı. Bu taraftan bize doğru yapılan hücumlar sıklaşmaya başlamıştı ve en sonunda bizimkilere daha iyi savunma yapmalarını emrederek yerimden ayrıldım ve savaş öncesindeki öngörülerime dayanarak geri sağ kanata yapmış olduğumuz küçük korunağa doğru yönelip savunma durumunu aldım. Bunu gören düşman bana bir iki başarısız atış yapıp dikkatini yeniden ana sığınaklarımıza verdi.
Ama ben kararlıydım. Asfalt yolla bizim bulunduğumuz yükselti arasında kalan bu uçurum dibi yolunu kullanarak düşmana ani bir baskın verecektim!
Benim bu küçük sığınakta sürekli duracağımı sanan düşmanlar,  ana siperimin boşalmasını  fırsat bilip daha da hızlanmışlar ve beni unutmuşlardı. İşte tam zamanıydı. Elime geçirdiğim bombalarla aşağı atladım, yolumu hızlıca ve sessizce alarak düşman siperini solundan çevirmek üzere yol aldım. Ama bir de ne göreyim;
 Benim kullandığım bu yolun sonunu düşman cephanelik olarak kullanıyormuş meğer. Yere düzgünce serilmiş bir çok irili ufaklı taşı görerek şaşkınlığa uğradım. Ve önüme çıkan ilk kişiye bombalarımı fırlattım. Bu arada hatırlatmada yarar var ki önemli vücut bölümlerimize güçlüce taş atmamaya özen gösteriyorduk.  
           Savaş Haritası -Operasyon- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı -Kum Düzü- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı Kum Düzü...(Mahalle İçi Savaş Anıları) Uğraşı Savaş Anı. (Kum Düzü Savaşı) Uğraşı. Saydam Yüzey (Cam, CD Kapağı vb.) Bakır Levha Ve Bakır Oksit Eldesi Güneş Pili Güneş Pili Nasıl Çalışır? (Çalışma Prensibi) Klor Gazı Üretimi Elektroliz Şeması Pas (Küf) Nasıl Sökülür, Çıkarılır Direnç Hesaplama Programı Zırh (Miğfer) Zırhlara Bürünmüş Görünümüm Roma Lejyoneri (Roman Legioner) ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay öykü anı günlük anıları basit easy eğlenceli eskiden oynanan oyun oyunlar çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment mahalle içi savaşlar anıları eski hatıralar günleri eylenceleri eylencesi kartopu çamur siper planı haritası tüftüf mazı kağıt uçak siper taş toprak kazma kazı sopa kum günlüğü anısı eğlenceli zaman geçir karakalaem resim çalışmaları çalışması nasıl çizilir çiz kurşun kalem animasyon öykü roman hikaye şiir canlandırma animasyon kılıç kalkan zırh filmi topuz osmanlı 1. dünya 2. dünya franpiyus marşı bayrağı parası saldırısı meydan bozgunu bayrak hile hileleri taktikleri taktik harabeleri kalıntıları arkeolojik yıkımı perspektif olay yeri resmi tablosu tarih tarihi  
Harita2: Yapılan Atışmalar Sonrası Savaş İçinde Görülen İlk Hamle. Bu Hamleyi Ben Yapmıştım Ve Asıl Amaç Sağ Kanadı Düşmandan Temizlemek, Ard Amaç İse Düşmana Solundan Baskın Verip,  Uçurum Duvarından Uzaklaşmalarını Sağlamak Ve Açığa Çıkmalarının Önünü Açmaktı. Açığa Çıkan Askerler Kolay Hedef Olurdu...

 Düşman, kendi askerini vurduğumu görmesi ile bu dar geçite, üstüme doğru yığılmaya başladı.
Sıkışacağımı hissedince ana sığınaklarımızdan uzak olduğumu da hatırlayıp hemen geri çekilmeye başladım. Bu sırada ayağıma yediğim bir kaç taşın acısını da içime gömmüştüm çoktan.
Geri çekilirken yere serilmiş taşları topladım ve kalanları acele içinde savurduğum tekmelerle dağıtmaya çalıştım. 
-Ya napıyosun yaa bırak onları onlar bizim cephanemiz!
+İyi ya işte, cephaneliğinizi dağıtıyorum!
(Ayağıma sarılarak ve gülerek):
-Bıraksana len!
Meğer bu sırada bizimkiler bu boğuşmayı görüp siperlerini bırakmışlar ve bizi izliyorlarmış. Durumu kavrayınca kendimi tutamadım ve kahkahaları bastım. Bir yandan gülerek bir yandan ayağımla tekmeler atarak yerleri dağıtıyordum. İyice gevşemiş ve işi eğlenceye dökmüştük bu anlarda.
           Savaş Haritası -Operasyon- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı Savaş Haritası -Operasyon- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı -Kum Düzü- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı Kum Düzü...(Mahalle İçi Savaş Anıları) Uğraşı Savaş Anı. (Kum Düzü Savaşı) Uğraşı. Saydam Yüzey (Cam, CD Kapağı vb.) Bakır Levha Ve Bakır Oksit Eldesi Güneş Pili Güneş Pili Nasıl Çalışır? (Çalışma Prensibi) Klor Gazı Üretimi Elektroliz Şeması Pas (Küf) Nasıl Sökülür, Çıkarılır Direnç Hesaplama Programı Zırh (Miğfer) Zırhlara Bürünmüş Görünümüm Roma Lejyoneri (Roman Legioner) ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay öykü anı günlük anıları basit easy eğlenceli eskiden oynanan oyun oyunlar çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment mahalle içi savaşlar anıları eski hatıralar günleri eylenceleri eylencesi kartopu çamur siper planı haritası tüftüf mazı kağıt uçak siper taş toprak kazma kazı sopa kum günlüğü anısı eğlenceli zaman geçir karakalaem resim çalışmaları çalışması nasıl çizilir çiz kurşun kalem animasyon öykü roman hikaye şiir canlandırma animasyon kılıç kalkan zırh filmi topuz osmanlı 1. dünya 2. dünya franpiyus marşı bayrağı parası saldırısı meydan bozgunu bayrak hile hileleri taktikleri taktik harabeleri kalıntıları arkeolojik yıkımı perspektif olay yeri resmi tablosu tarih tarihi savaşları  
Harita3: İlk Hamle Sonrası Oluşan Saldırı Ve Savunma Durumları.( İçbükey Hatlar Saldırıyı, Dış Bükey Hatlar Savunmayı Gösteriyor.) Bu Hamle Sonrası Tüm düşman Grubu Sürü Psikolojisi İle Bana Yüklenmişti. 

 Hemen kendime gelerek ''Beni Koruyuun!'' diye bağırdım bizimkilere. Siperde kalan son adamım da bu sesime kulak vererek bana yardıma koştu. Bu son gelen çocuğu, siperini bırakmaması için uyardım ama, şamatayı gören çatıştığımız noktaya koşuyordu neler olduğunu görmek için.
 Sağ kanattaki uçurumun üstüne dizilmiş askerlerim dar geçitteki düşmanlara taş savurarak beni korudular ve böylece elime aldığım taşlarla geri çekilmeye başladım.
               Savaş Haritası -Çatışma- (Mahalle İçi Savaşlar) Savaş Haritası -Operasyon- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı Savaş Haritası -Operasyon- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı -Kum Düzü- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı Kum Düzü...(Mahalle İçi Savaş Anıları) Uğraşı Savaş Anı. (Kum Düzü Savaşı) Uğraşı. Saydam Yüzey (Cam, CD Kapağı vb.) Bakır Levha Ve Bakır Oksit Eldesi Güneş Pili Güneş Pili Nasıl Çalışır? (Çalışma Prensibi) Klor Gazı Üretimi Elektroliz Şeması Pas (Küf) Nasıl Sökülür, Çıkarılır Direnç Hesaplama Programı Zırh (Miğfer) Zırhlara Bürünmüş Görünümüm Roma Lejyoneri (Roman Legioner) ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay öykü anı günlük anıları basit easy eğlenceli eskiden oynanan oyun oyunlar çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment mahalle içi savaşlar anıları eski hatıralar günleri eylenceleri eylencesi kartopu çamur siper planı haritası tüftüf mazı kağıt uçak siper taş toprak kazma kazı sopa kum günlüğü anısı eğlenceli zaman geçir karakalaem resim çalışmaları çalışması nasıl çizilir çiz kurşun kalem animasyon öykü roman hikaye şiir canlandırma animasyon kılıç kalkan zırh filmi topuz osmanlı 1. dünya 2. dünya franpiyus marşı bayrağı parası saldırısı meydan bozgunu bayrak hile hileleri taktikleri taktik harabeleri kalıntıları arkeolojik yıkımı perspektif olay yeri resmi tablosu tarih tarihi savaşları Harita4: Yetersiz Kalan Saldırı Hareketim Sonucu Zor Duruma Düşmem, Arkadaş Kuvvetlerimin Beni Desteklemesi İçin Mevzilerini Boşaltmaları İle Sonuçlanmıştı. Düşman Grubunu Korkutup Süreceğim Yere, Onları Sağ Kanada Yüklenmelerine Yol Açtım Bir An İçin. Geride Kalan Kuvvetlerim Hem Boğuşmalarımı İzliyor, Hemde Sağ Kanada Yönelen Birisi Olursa Taş Atışı Yapıyorlardı. Yanımdaki Kuvvet İse Saldırılarımı Yaparken Tehdit Atışları İle Benim Yolumu Açıyordu.
Ama bu sırada gördüğüm bir manzara beni deli etti: Son siperinde boşalmasıyla açıkta kalan kum düzü tepeciği topraklarına bir düşman askeri sızmış ve siperlerimizi tekmelemeye, ön savunma duvarımzı yıkıp dökmeye başlamıştı hunharca gülerek.
           Savaş Haritası -Taciz- (Mahalle İçi Savaşlar) Savaş Haritası -Operasyon- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı Savaş Haritası -Operasyon- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı -Kum Düzü- (Mahalle İçi Savaşlar) Uğraşı Kum Düzü...(Mahalle İçi Savaş Anıları) Uğraşı Savaş Anı. (Kum Düzü Savaşı) Uğraşı. Saydam Yüzey (Cam, CD Kapağı vb.) Bakır Levha Ve Bakır Oksit Eldesi Güneş Pili Güneş Pili Nasıl Çalışır? (Çalışma Prensibi) Klor Gazı Üretimi Elektroliz Şeması Pas (Küf) Nasıl Sökülür, Çıkarılır Direnç Hesaplama Programı Zırh (Miğfer) Zırhlara Bürünmüş Görünümüm Roma Lejyoneri (Roman Legioner) ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay öykü anı günlük anıları basit easy eğlenceli eskiden oynanan oyun oyunlar çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment mahalle içi savaşlar anıları eski hatıralar günleri eylenceleri eylencesi kartopu çamur siper planı haritası tüftüf mazı kağıt uçak siper taş toprak kazma kazı sopa kum günlüğü anısı eğlenceli zaman geçir karakalaem resim çalışmaları çalışması nasıl çizilir çiz kurşun kalem animasyon öykü roman hikaye şiir canlandırma animasyon kılıç kalkan zırh filmi topuz osmanlı 1. dünya 2. dünya franpiyus marşı bayrağı parası saldırısı meydan bozgunu bayrak hile hileleri taktikleri taktik harabeleri kalıntıları arkeolojik yıkımı perspektif olay yeri resmi tablosu tarih tarihi savaşları
Harita5: Bir Felaket. Haritada Boşluğu Fırsat Bilip Bizim Mevzilerimize Dalıp Çıkan Düşman Kuvvetinin Hareketleri Açıkça Görülüyor. Bu Andan Sonra Toparlanmamız Çok Zor Oldu. Bu Durum, Emirimi Dinlemeyen Tek Bir Askerim Yüzünden Olmuştu. 
3.(SON) KISMI OKUMAK İÇİN TIKLA

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Tüftüf Oyunu Üzerine DEV YAZI Dizisi! (1)

1.KISIM  


Resim1: Tüftüf kullanan bir çocuk


BAŞLI BAŞINA İLGİ VE EĞLENCE ODAĞI
Kapsamlı Bir Tüftüf Çalışması Yapma İsteğinin Altında Yatan Derin Nedenler: Basit Bir Şey İçin Neden Bu Kadar İstek?

İnsanlar düşünsel olarak ya da fiziksel olarak büyüdükçe üzerinde durdukları olgular, olaylarda değişiyor ve bu değişimler ilgi duydukları alanlara, olaylara bakış açılarına ve becerilerine de yansıyor, bir yetenekleri var ise de o yetenekleri daha fazla gelişiyor.

En güzel anılarımı yaşadığım, eski oturduğumuz yer de her ne kadar doğa ile iç içe olsam ve mutlu olsam da sosyal açıdan doyurucu bir yer değilmiş ki yeni yerimize taşındığımda yaşadığım değişimlerin çok azını bile görememişim.

İlkokul yıllarında, taşınmamızdan sonra askeri üsten kalkan savaş uçaklarının inişe geçtiği zaman iyice alçalarak bizim mahallemizin tepesinden geçmesi bende aşırı derecede savaş uçağı merakı doğurmuş ve epeyce büyüğümü bu konuda sıkmayı başarmıştım.

43 tane değişik modelde savaş uçağı oyuncağının yanı sıra kendi yaptığım, satın aldığım ve üsle ilişkisi olan kişilerin üstüne üstüne giderek savaş sanayisi ile ilgili çıkan dergileri almam ve biriktirmem bu ilginin sadece ufak bir kısmı idi.

Ardından Titanik filminin ve 2.Dünya Savaşı sonrası Holywood yapımı savaş filmlerinin etkisi ile gemilere ilgim oldu, maketler yaptım ve alüminyum levhalardan yaptığım nice yelkenli gemi maketlerini sularda batırdım. Hatta güzel bir yüzen denizaltı modeli yapmışlığım da oldu doğal olarak. Almanların U Bot serisi denizaltılarına benzer olarak yaptığım denizaltıyı suya hızlıca attığım çelik iğnelerle ve bir şırınganın suyun içinde yarattığı basınçlı su şokları ile yaralayıp batırmakta ayrı zevkti.

Atatürk'ün Ve Cumhuriyetimizin anısına Tüm Türkiyeyi dolaşan Cumhuriyet Treninin şehrimize gelmesiyle de çılgınca bir buharlı tren merakı başladı bende. Evde buharla çalışan bir motor yapmak için ne kadar çok zamanımı harcamıştım o zamanlar...

Ardından savaş topları, mancınıklar, kılıçlar, tanklar, benzinli motorlara benzeyen maketler silsilesiyle epeyce uğraştım.



Resim1a: İlham Ve Uğraşı Kaynaklarımdan Biri Daha. 2000 Yılı, Cumhuriyet Treni Şehrimizde.YAŞASIN CUMHURİYET!

Resim2: Uğraşıya giden yolda beyni saran imgeler...

TÜFTÜF MACERASI BAŞLIYOR
Mahalle İçi Savaşlar.

 Mahalle içinde erkek çocuklarının büyük bir zevkle oynadığı tüftüf ( Diğer adları fişek veya boru gibi isimlerdir) oyununa benim pek ilgim yoktu aslında. Çünkü benim gönlümde her zaman ağır taşlar atan, değdiği yere saplanan oklar atan, ardı ardına çakıllar atan hayali silahlar yatıyordu. Mancınık ve ok yapma çalışmalarım olmuş olsa da bunlar güldürücü bir çalışma sergiliyorlardı. Savaş oyunlarında bana tüftüfle veya boncuklu tabanca ile saldıran arkadaşlarıma ben kendi geliştirdiğim kolay bir atış yöntemiyle kısa boylu düz çubuklar veya çeşitli katmanlara sahip olan çamur topları atardım.

 Savaşlar(!) sırasında genellikle kendi yaptığım, resimlerle süslenmiş kartondan zırhlar giydiğimden de tüftüflerin veya tabancaların etkisi olmazdı. Üstüne boncuk, kâğıt, boru gibi araç gereçlere gereksinimim de yoktu, kısa bir doğa yürüyüşü yapıp uygun sopaları ve çamurları bulmam yeterliydi.(Laf aramızda nişancılık yeteneğim fazla olmadığından tüftüfte keskin nişancı olan arkadaşlara karşı bende böyle bir yöntem geliştirmiştim. Belirtmekte yarar var ki ilkel silahlar her zaman modern görünümlü silahlardan daha ürkütücüdür, bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ayrıca Tüftüf çok sağlıksızdı! Sokaklarda ağızla temas eden silah ve kâğıtlar mikrop kaynağıydı, bende titiz bir çocuktum.) Sokak savaşları ile ilgili anılarımı başka bir yazımda anlatacağım.
TÜFTÜF NEDİR?

 Tüftüf, nefes gücü ile bir boru aracılığında huni şeklinde sarılmış kâğıt fişek atan bir çocuk oyunu silahıdır. Aynı türden silahı bambudan yapılmış borularla amazon yerlileri kullanır. Yerlilerin fişekleri avlanmak içindir ve uçlarında hayvanların öd sıvısından veya başka bir kaynaktan alınma zehirler bulunur.

 Örnek bir tüftüf; 30 cm uzunluğunda kesilmiş bir elektrik borusundan, fişeği ise bir kalem boyundan biraz daha kısa olarak sarılmış kâğıt bir huniden oluşur. Huni sarıldıktan sonra ucu tükürükle ıslatılıp yapıştırılır.(Benim gibi titizler, bu kısmı bant veya uhu ile yapardı.


Resim3:Süslenmiş, basit bir tüftüfün bölümleri.(A:Kibrit kutularından oluşmuş tutanak, B:Plastik Elektrik Borusu, C: Kesik Borudan Yedek Fişek Koyma yeri, D: Nişangah borusu)

Fişek arkadan yerleştirilir, güçlü nefesle borunun içine üflenilir ve fişek hızla ilerler.(Bazı fişeklerin rüzgarsız havalarda apartmanların 5.katına eriştiğini gördüm) Tüf Tüf ‘’ŞİŞTİ’’ denilen şişme durumuna geçmediyse, yani borunun içindeki hava basıncının ve buharın etkisi ile parçalanıp fırlamamışsa sizden keyiflisi olmazdı.

Tüftüfe iki-üç kibrit kutusunun elektrik bandı ile birleştirilerek eklenmesi ile de basit ve hoş görünümlü tutacak yerde yapanlar olurdu. Aslında bunu herkes yapardı, bu da yetmezdi ve elektrik borusundan yüzük şeklinde ufak parçalar kesilerek alt alta yapıştırılır ve bu deliklerden üstteki nişangâh, alttakiler de yedek fişeklikler olarak kullanılırdı. Bu durumu ile tüftüf artık bir makineli silaha benzerdi.

Tüftüfe iğne koyup tehlikeli hale sokmak her çocuğun aklına geldiysede hayat boyu sakatlığa sebep verebileceğinden yapmış olan benim bildiğim kadarı ile yoktur. Mantarların fişeğe takılması yolu ile patlayan fişekler yapan çocuklar vardı ama.
Resim4: Haftalık Mizah Dergisi Penguende Çıkmış Bir Tüftüf Karikatürü. Tüftüfe İğne Koymak Gerçekten Tehlikeli, Aptalca ve Haince Bir Şeydi. Fişeği Fırlatan Adamın Belinden, Yeni Fişek Yapmaya Yarayan Uzunlamasına Kesilmiş Kağıtlar Sarkıyor.Tıpkı Eski Günlerde Olduğu Gibi.
TÜFTÜFE GERİ DÖNÜŞ 
 Tüftüf benzeri çocukluk oyunlarının çok gerilerde kaldığı ve benimde üniversite sınavına hazırlandığım günlerde apartmanımızın önünden ayrılmayan ve herkesin baktığı dişi bir köpek ortaya çıkmıştı. Hepimizin onu çok sevmesine karşın mahallenin tüm erkek köpekleri apartmanın etrafında doluşup kavga ediyor, havlıyor, uzaklaşsalar da birkaç saat içinde yeniden hıra güre başlıyorlardı. Ders çalışma saatlerimde her ne kadar bu sesleri göz ardı etsem de gecenin geç saatlerinde uyurken bu seslerin düşlerime kadar girmesi artık beni çileden çıkarmıştı. O günlerde Almayanın 2. Dünya savaşı sırasındaki savaş sanayisine de pek meraklıydım. Von Braun’un V2 Roketleri, acımasız Alman Tiger tankları, Flak 88 uçaksavarları, Paris Topu ve daha niceleri. Evet, bu da benim savaşım olacak gibiydi...

Resim5 Ve Resim 6: İlham Kaynakları, İleri Hatları Gözleyen Askerler Ve Saldırı Anındaki Tanklar
 Taktiğim köpeklere herhangi bir fiziksel zarar vermeden apartmanımızın çevresinden sürekli rahatsızlık vermek ve onları bu bölgeden ürkecek duruma getirmekti.

Hemen kendime bir silah bulmalıydım. Çok karmaşık şeyler yapabilirdim ama elden geldiğince kolay kullanılan, bozulmayan ve hammadde sıkıntısı çekmeyeceğim bir şey olmalıydı bu. Hayal dünyamdan harıl harıl çalışan savaş mühendisleri ve üretim tesisleri geçiyordu artık. Sapan kullanmak tehlikeli idi. Hızla yerdeki yollara çarpan taşlar sekip istenmeyen yerlere sıçrayabilirdi. Ayrıca evin içinden atış yapacağım için kendi camlarımızı da kırabilirdim. Elimle taş atsamda uzağa gitmezdi pek. Zaten dar olan oda camından dışarıya doğru ne kadar sağlam bir atış yapabilirdim ki? Boncuk tabancaları da attıkları gülünç plastiklerle bırakın metrelerce öteye gitmeyi birkaç metre öteden kendime sıksam elbiseme deyip sessizce düşerlerdi. Su tabancam esintili havalarda bahçe fıskiyesine dönecek, komşularımızın camlarını kirletecekti. Attığını uzağa taşıyan, ses getiren, nişanladığım yerden başka yere düşmeyen, sessiz, tutuşu kolay ve gü  çlü bir silaha ihtiyacım olduğu kesindi. Ama ne olmalıydı bu?

En güvenli silahı bulmuştum: TÜFTÜF.

 Bodrum katımızdan 30 cm.lik bir elektrik borusu buldum hemen. Çocukluğumdan aklımda kalanlarla kendime market kitapçıklarının kuşe kâğıtlarından bir de fişek takımı yaptım.
GELENEKSEL TÜFTÜFLER HAYAL KIRIKLIĞI YARATMIŞTI,
BİR ŞEYLER YAPMAK GEREKLİYDİ.


   Yaptığım tüftüfü hemen denemek için pencereye koştum. Hava durgundu ve bulutluydu. Etrafta köpek falanda yoktu. En önemlisi benim gibi ‘’koca adam’’ olmuş diğer arkadaşlarımın, (özellikle kız olanların!) ve komşularımızdan ortalıkta kimse yoktu.Öyle ya artık liseli bir delikanlıydım :) İlk tüftüfü öylece karşı yola doğru üfleyerek salladım. Evet, iyi gitmişti ilk atış için. Hızlı bir çıkış yapıp sakince süzülerek yere öylece kondu. Gökyüzünden yere doğru süzülen karahindiba çiçeği tohumları gibi.Evet. En azından sessiz ve zararsızdı.

Resim7: Basit Tüftüflere Eklenilen Parçalar Süsten Başka Bir Şeye Pek Yaramıyordu.

İkinci tüftü salladım ardından. O da nesi? Havada yalpalayarak kendi ekseni etrafında dönüşler yaptı ve aptalca yere yapıştı. Bu tüftüfle belki birkaç köpeği vurabilirdim, ama sadece evin önünde sap gibi duranlarını. Birkaç gün sonra onuda yapamayacağımı anlamam için çok beklemedim. Canlı hedef olarak sınırlarıma giren ve sürekli havlayan, atışımı yaptığım bir köpek, tüftüften çıkan ‘’pohh’’sesini duyarak bana baktı önce. Fişeğin ayağının dibine düşmüş olduğunu bile fark etmeden gözümün içine bakarak arkadaşlarına havlamaya devam etti…Kahrolası bir kâğıt parçası ile ne yapmaya çalışıyordum ki.
ARTIK TARİHİN, BİLİMİN VE FİZİĞİN ZAMANI GELMİŞTİ.

 İnternetten ve elimdeki savunma sanayisi dergilerinden araştırma yapmanın zamanı çoktan gelmişti. Çünkü elimde rüzgâra kapılıp atış yaptığım yer ile ilgisiz olan her yere düşen çocukça kağıt fişekler vardı sadece. (Ha birde borusu vardı.) Zırh delici top mermileri, zırh kalınlığının ve eğiminin dayanaklığa etkisi, namlu uzunluğunun mermi çıkış hızına etkisi, yere göre en iyi atış açıları, hava sürtünmesinin etkileri, aerodinamik bilimi, havalı tüfekler…Bunlar bana doğrudan olmasa da manevi olarak destek verdiler araştırma yapmam için.
BİR DEVRİM BAŞLIYOR, GELENEKSEL TÜFTÜF, YERİNİ YENİLİKÇİ FİKİRLERE BIRAKTI.
Rüzgârın Uçurtmaya Çevirdiği Fişekler.
 Elimdeki fişekler kâğıttandı. Doğal olarak kâğıtlar çok yeğniydi (hafif) ve rüzgarın etkisiyle sürüklenip kendi başına uçup gidebilirdi. Ama ağırlığını artırırsam dolaylı olarak hızı artabilir ve belkide esintilerin etkisini biraz olsun atlatabilirdim, çünkü kütlesi arttıkça depolayabileceği enerji miktarı da artıyordu. Hemen ağırlık artırıcı yöntemler düşünmeye başladım. Kalın bir kartondan yapacağım bir fişek hem beni zorlardı, hem de kaynaklarımı. Hem kartonla kâğıt arasında pekte bir fark olacağını sanmıyordum.Fişeğin ucuna bir demir koyarsam, en kolayı bir çivi, bir aşama kayıt edebilirdim. Aynı zamanda ağırlığın ters bir etki yapması olasılığı da aklımdan çıkmıyordu.
‘’Bir nesnenin uçup uçamaması onun ağırlığına bağlı değildir, önemli olan ona yeterli gücü verebilmektir.’’ tümcesini hatırladım okuduğum kitaplarda birinden. Harekete geçme zamanı gelmişti.
Resim8: Deneysel Tüftüf Fişeği Üretim Çalışmalarından Başarısız Olarak Çıkan Bir Model.
 Deneme fişeğini attığımda bir şaşkınlık yaşadım. Rüzgârın sürükleme gücüne karşı koyamıyordu fakat fişek dah uzağa gidiyordu.Hemen lise fizik kitaplarımı açtım. Rüzgâr hızı sadece yatay konuma etki ediyordu. O zaman ileri hıza etki eden şey fişeğin içine koyduğum çiviydi.

 Ağırlık Arttıkça Fişekler Daha Hızlı Ve Daha Güçlü Oluyorlardı. Fişeğin içine koyduğum çivi birkaç atış denemesinden sonra anladım ki yerini pek beğenmemişti. Eylemsizlik kanununa göre fişek hızlandıkça çivi yerinde durmak istiyor ve fişek namludan çıktığında çivi banttan sökülmüş durumda içeride kalıyordu.Çivi, daha iyi bir şekilde oturtulmalıydı. En akıllıca yöntem çiviyi burun tarafına yerleştirmekti. Ama kesinlikle sivri tarafını değil, hem yerinden yeniden çıkmaması için, hem canlılara zarar vermemek için, hem de arabaların tekerlerini patlatmaması için. Zaten sivri uçları zımpara ile iyice kütleştirmiştim. Önemli bir ayrıntı da, cam çivisinin uçtaki geniş kısmının bağlandığı sopa kısmına az bir uhu sürüp, öylece ile fişeğe sokmuş olmamdı. Basınçlı hava, çiviyi fırlatıp kağıdı usulca namludan çıkardığında ayırt etmiştim bunu.
Resim9: İşe Yarayan İlk Fişek

Artık iki çiviyi birbirlerinin tersi olacak şekilde de buruna yerleştirip atabiliyordum ve ağırlık arttıkça fişeğim daha uzağa gidiyordu. Ama bir ağırlık sınırı vardı doğal olarak. Ağırlık arttıkça daha güçlü bir nefese gereksinim duyuyordum, fişeğin iç hacmi de dardı. ‘’Kütle arttıkça, içinde biriktireceği enerji miktarı da artıyor olmalı ve bu da gittiği yolu artırıyor olmalı’’ diye düşündüm.Sonuçta ben hava direncine ve yer çekimine karşı iş yapıyordum.

P=mXv

Momentum=kütle X hız

Bu formüle göre ilk basit fişeklerim hızlı olabilirdi ama kütleleri azdı. Şimdi hem hızları hem kütleleri fazlaydı.

Ben Çöplüğe Doğru Ateş Ediyorum Amacım Cam Kırmak Değil! Yağmur fırftınalarının en şiddetli olduğu zamanlar bile köpekler oradan oraya koşturarak benim sessizlik sınırlarımı tehdit etmeye devam ediyorlardı. Attığım tüftüf fişekleri ise ne kadar hızlı olurlarsa olsunlar hedefi bulmaktan çok uzaktılar. Saçma sapan yerlere düşerek beni deli etmeyi başarabiliyorlardı. İster yukarı ister tam hedefe doğru atmak isteyeyim esintiler beni ve tüf tüfü yeniyordu.

Aerodinamik Ve Fizik Yardıma Koşuyor.

‘’Bir cismin hava ile karşılıklı temas ettiği alan ne kadar büyürse havanın ona karşı gösterdiği dirençte artar’’ Belkide fişeklerimin havada paraşüt gibi savrulmasının temel nedeni budur. Tüm çocukların ve meraklıların kullandığı fişekler; Bir kalem uzunluğunda ve oldukça büyük, fişekler parmaklar yardımı ile yapıldığından daha küçüklerini elde etmek çok zordu. Üstelik kısa olanalarını yapan arkadaşlarımın olduğunu da hatırlıyorum. Ama fişek kısaldıkça hafifliyor ve daha dayanıksız oluyor. Tüm bunlara karşın benim elimde normal bir fişekten daha farklılaşmaya başlayan bir şey vardı artık. Fişeğin ağırlığı 1-2 çivi ile desteklenmişti ve fişeği ıslatarak değil, elime bile zor kopardığım dayanıklı kırtasiye bantları ile tutturuyordum. Sonunda da fişeğin boyunu, eskisinin yarısının da yarısı olacak şekilde kısalttım ve bu geniş gereksiz ksımları kesip attım. Arkasını da iyice genişlettim ki kesildiğinden dolayı küçüldüğü için havayı borunun iç kenarlarından kaçırmasın. Artık fişeği kesmeden, doğrudan çok kısa kâğıt parçalarından yapıyordum hunilerimi.


Resim9: Büyük Bir Atılım. Bu Fişek Uzak Mesafelerin Ve Keskin Vuruşların Habercisiydi. Boyu Oldukça Kısa Ve Bir O kadar Da Sağlam Yapılıydı Çünkü Bir Kaç Kat Sarılabiliyordu.

 Yeni bir deneme daha yapmanın zamanı gelmişti. Bu iş için rüzgârlı bir hava seçmiştim. İlk atışımı heyecanlı ve umutlu bir şekilde yapmıştım ve evet! İşte olmuştu! Fişek, üstüne damlayan yağmur damlalarına ve gövdesine çarpan rüzgârın acımasız vuruşlarına pekte aldırmayarak düz sayılabilecek bir doğru çizerek benim doğrultumda ilerlemiş ve düşmüştü. Ardından gelen ikinci denemeyi de gökyüzüne doğru yapmıştım. Bu atışında sonucuna başarı diyebilirdim. Çünkü Esintili bir havada en iyi sonucu almıştım.

Resim10: Hızla Akan Bir Nehirde A Noktasından Tam Karşıdaki B Noktasına Gitmek İsterseniz, Mutlaka C Noktası Gibi Akış Yönünün Gösterdiği İlgisiz Bir Yerde Çıkarsınız. B Noktasına Yakın Bir Yerde Çıkmak İsterseniz Eğer, Hızınızı Olabildiğince Artırmalısınız. Ben Bu Açığı, Fişeğimin Yanal Yüzey Alanını Küçülterek Kapattım. Artık Fişeklerim Rüzgara Karşı Torba Gibi Davranmaktan Kurtuldu.
AÇILAR
 Fizik derslerinde öğrendiğime göre bir atışın en uzak mesafeyi bulabilmesi için namlunun eğiminin 45 dereceyi bulması gerekiyordu. Bu iyi bir ayrıntıydı ama kullanışta elimin bu açıyı görmesini sağlamam zorlayıcı olacaktı. Aklımda bir fikir var olmasına karşın elimdeki namlunun boyu bu fikri gerçekleştirmeme olanak vermeyecek kadar kısaydı.

ÖNEMLİ BİR SORU: NAMLU UZUNLUĞU MESAFEYİ ETKİLER Mİ?

  Bu soruyu uzunca zamandır aklıma yakmıştım ve bazı araştırmalarda da bulundum. Avcılık sitelerinde bu konu ile ilgili o lan tartışmalarda da gördüğüm kadarı ile bir belirsizlik havası vardı. Tam bu sırada Dünya savaşlarından birisinde Almanların yaptıkları ‘’Paris’’,’’Gustav’’,’’Dora’’ adlı topların videolarına denk geldim. Paris topu 90 kg ağırlığındaki mermiler 116 km uzağa, Paris'e kadar ulaştırabiliyordu ve atış yapıldığında sesi Paris ten duyuluyordu. Gustavla ilgili video da dikkatimi çeken şey top namlusunun devasa uzunluğuydu. Bu benim destek noktam olacaktı.

Resim 11: Gustav

DEV GUSTAV TOPUNUN İZLENCESİ (VİDEO)

 Elektrikçiye gidip 1 metreyi aşan bir uzunlukta bir elektrik borusu almadan önce bazı hesaplamaları göz önüne almak zorundaydım. Akciğerlerimden çıkan havanın hacmi borunun iç hacmini dolduramayacak kadar olursa eğer, fişek hızlandıktan sonra yavaşlayabilirdi. Silindirin hacmi hesabına göre ulaştığım sonuçla suyun içine üflediğim havanın hacmini ölçerek ulaştığım sonuçlarda bir sorun çıkmadı.Yanlış hatırlamıyorsam borunun uzunluğunu 1.20 metre olarak belirleyip satın almıştım. (Sıradan tüfütüfler 40-50 cm yi geçmez pek) Artık dev bir Tüftüf borum vardı. Boruyu denemeden önce özel bir destek yapmam gerekiyordu önce. Zaten plastik olan bir boru, ısının etkisi ile iyice yamuluyordu.''Paris'' ve ''Gustav''toplarındaki çelik halatların yerini, benim Tüftüf borumda ince inşaat telleri aldı. Atış testimi evde yapmaya karar verdim, çünkü hatırı sayılır bir güç olduğunu sezip evimizdeki eski ve ince bir çelik tepsiyi test etmek istedim. Odaya kimsenin girmediğinden ve girmeyeceğinden emin oldum. Tepsiyi karşıma hafif eğimli koyup 1 metre öteden yaptığım atışın sonucu bana göre muhteşemdi. Kulaklarımı acıtan bir çınlama sesi evde yankılanmış, ucunda küt bir çivi bulunan fişeğim, tepside derin bir yara açmıştı.

 Açık havada yaptığım deneme ise bir başka hayret vericiydi. 3 elektrik direği mesafesini bulmayı başarabilmiştim.( İki elektrik direği arası mesafe 50 metredir. ) Bu mesafe toplu bir konut alanı için çok fazlaydı. Nice apartmanın tepesini aşabilirdi. Sıradan bir fişekle de bu mesafeye ağır hava koşullarında asla erişilemezdi. Attığım fişekleri havada gözden kaybediyordum, nereye düştüğünü bulabilmek içinse fosforlu kalemlerle üstüne ismimin baş harflerini yazıyordum.

 Ulaştığım Sonuç tahminlerimi haklı kılmıştı. Namlu kısaldığı zaman onu iten gazlar güçlerini borunun içinde uzun süre tutamıyor ve dışarı çıkıp kurtuluyorlardı. Daha da önemlisi fişek tam olarak ivmesini kazanamadan namludan çıkıyordu. Bu sonuca bağlı olarak aşırı uzun namlu kullanmakta, çeşitli vakumlardan ve gazların gücünün tükendiği zaman büzüşerek geri çekilmesinden sonra fişeği yavaşlatabilirdi. Birkaç hafta sonra artık pek görüşmediğim arkadaşlar evimizden belediye parkına attığım fişeklerden bir kaçını bulmuşlar. Önce ne olduğunu bilememişler çünkü bunlar alışıldık fişeklerden değildi. Daha sonra böyle bir şeyi kesin benim yaptığımı anlamışlar. Tahmin ediyorum ki evimizle parkın arasındaki mesafeyi görüp şaşırmışlardır. Olan şanıma oldu, kim anlasın benim çektiğim uykusuz gecelerin acısını?
AÇILARA GERİDÖNÜŞ, SONA YAKLAŞILIYOR.

45 derecelik atış açısını yakalamak için güzel bir düzenek yapıp boruya yerleştirdim. Düzeneğe bağlanmış olan ip, boru 45 dereceyi bulduğunda sabit durumundan kurtulup sallanmaya başlıyor ve ben atışımı mükemmel bir biçimde yapıyordum.


Resim 12: Açı ölçer. Tüftüf Namlusunu Yukarı Doğru Kaldırırsanız Hareketsiz Duran Demir Halka, Tüftüf 45 Dereceye Gelmeden Yerinden Oynamaz. Sallanmaya Başladığı An, Atışın Yapılacağı Andır, Diğer Bir Deyişle 45 Derecelik Açıda Kendini Boşluğa Bırakmaya Ayarlanmış İp, Sallanmaya Başlayarak BuDurumu Size Bildirir...

Resim 13 Ve 14 : Açılarla İlgili Yaptığım Geçmiş Zamanlı Karalamalar. Üstteki Resimde Atış Gücünün Menzile Etkisi, Aşağıda İse Teorik Atış Ve Gerçek Atış Canlandırmaları Yer Alıyor. Teorik Atış Hiçbir Sürtünmenin Olmadığı Atıştır. Gerçek Atışta İse Fişek İlerledikçe Hava Sürtünmesi Nedeni İle Güç Kaybeder Ve Uçuş Yolunun Şekli Bozulur.(Yeşil)
SALDIRI ANLAYIŞI VE TAKTİĞİ DEĞİŞİYOR.

Atışlarım sırasında şunu gördüm ki uzaktaki bir hedefe keskin atışlar yapmak pek mümkün değil. Bunun yerine namluyu hedefe doğrultmadan gökyüzüne yapılan ve hedefe yukarıdan aşırtılan fişekler eğer ses çıkarma veya başka bir dikkat çekici özelliği varsa daha etkili olabiliyordu.

ISLIK ÇALAN OKLARDAN, ISLIK ÇALAN FİŞEKLERE

Büyük kağan Cengiz Han'ın Moğollar ve Türklerden oluşan orduları, gerçekten düşmanı ürküten ilginç silahlar kullanma da ustaydı. En ilginçlerinden, veba hastalığından ölen insanları, mancınıklarla düşman şehirlerine fırlatıyor ve hastalığın yayılmasını sağlayarak biyolojik bir silah kullanmış oluyorlardı. Ama benim dikkatimi çeken şey, Hun Türklerinin hükümdarı Mete Han'ında kullandığı silahları çok iyi kullanmalarıydı. Bunlar ''Islık Çalan Oklar'' dı. Değişik biçimlerde ürettikleri okbaşları atıldığında yüksek desibelli bir ıslık çalarak düşmanın üstüne geliyor ve karşı tarafta bir korku yaratıyorlardı. Bu okların biçimleri değiştiriliyor ve ''Zırh delici ıslıklı oklar'',''Darbe verici ıslıklı oklar'' ve ''Yön gösterici ıslıklı oklar'' ortaya çıkıyordu. Mete Han askerlerine gördüğü bir hedefin yönünü göstermek için bu oktan kullanmıştı.
Resim 15: Cengiz Han'ın Ordularında Kullanılan Ve Mete Han'ın da Kullandığı Islık Çalan Ölümcül Oklar Üstteki Delikli Olan 3 Oklardır.
 Üstünüze birden tiz çığlıklar atarak gelen yüzlerce oku bir düşünün... İşte bu bilgilerden sonra fişeklerime nasıl ıslık çaldırabilirim diye bir düşündüm. Öncelikle flütleri inceledim, daha sonra sapından düdük çıkan lolipop şekerlerinin düdüklerini:) Ama bu iş zorca gibiydi. Flütün sadece ses çıkaran bölümünde bile çeşitli çukur ve koridorlar vardı. Kağıttan yapılmış, attıktan sonra yere düştüğünde ıslanacak, parçalanacak ve mikroplanacak olan tek kullanımlık fişeklerimin içini özene bözene işleyemezdim. Lolipop düdüğü ise zorlama bir ses çıkarıyordu. İyi bir ses çıkarabilmek için nefesimi sıkıştırıyordum ama benim fişeklerim bir hava kütlesini bu kadar iyi sıkıştıramazdı yere süzülürcesine düşerken. Islık fikri suya düşmüştü.
Resim16: Islık Çalan Fişek Denemelerim Bunlara Benziyordu. Sonları Başarısızlık Oldu. Zaten Delikli Bir Fişeğin 2.Nesil Bir Tüftüfte Havayı Tutup İleri Fırlama Şansı Yoktu.
Resim 17: Kızıl Mantarlı Fişek. Tabanca Mantarını Bir Oyuncakçıdan 2 Liraya Almıştım. Mantarın Altını Uhuyla Çiviye Yapıştırıp Üstünü Tek Katlı Buzdolabı Streci ile Kaplıyordum Ve Uhunun İşini Sağlama Alıyordum.
SON SAVAŞ, BİR ZAFER!
 Tüm bu çalışmalardan sonra beklediğim an gelmişti sonunda. Bir düzine köpek sürüsü apartmanımızın biraz ötesindeki asfaltta birikmiş, ders çalışma sürecimi baltalıyorlardı. Mantarlı fişeklerimden en güzelini seçtim, odamın ışığını söndürdüm ve pencereyi açtım. İçeri ılık bir yaz havası girdi ve namlunun açısını 45 dereceden 30'a aldım. Atışımı yaptım ve borunun ucundan boğuk bir basınç patlaması duyuldu.(Namlu uzayınca fişeğin namludan kurtulurken çıkardığı seste artmıştı.
 Köpekler ilk anda bu sesten ürktüler çünkü günler boyunca onlara yaptığım saldırılar iyice huysuzlanmalarına sebep olmuştu.

 Tam 6 saniye sonra topluluğun tam ortasına, asfalt zemine fişeğim düştü ve mavi, sarı, beyaz kıvılcımların arasından bir patlama sesi duyuldu. Köpeklerden bazıları enikleyerek, bazıları sesini bile çıkartmadan var gücü ile koşarak uzaklaşmaya başladılar.

 SONUCA BEN BİLE ŞAŞIRMIŞTIM, BİR DAHA APARTMANIMIZIN YANINDAN BİLE GEÇMEDİLER….

SAVAŞTAN SONRA...

 Bu olaydan sonra artık tüftüfü zevk için kullanmaya başladım.Aylar sonra apartmanın biraz uzaklarında gezindiğimde ağırlık için kullandığım cam çivilerinin, ıslanmış fişeklerde bıraktığı küf izlerinden bu fişeklerin benim olduğunu anlıyordum, çünkü artık bu oyunu sokaklarda oynayacak yaşta çocukta kalmamıştı bizim çevrede...