Google Arama

Custom Search
nasıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nasıl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2020 Perşembe

Japon Yapıştırıcısı Nasıl Korunur?


Görüntü 1-2: Orijinal Japon Yapıştırıcısı, Kutusunda Tayvan Üretimi Olduğu Belirtiliyor. Sağdaki Kutusundan Çıkarılmış Görüntüsü  

 Japon yapıştırıcısı, (piyasada en çok satılan adıyla '502 Evo Bond') uğraşlarda en çok kullandığım mucize yapıştırıcıların başını çekiyor. İçine su çekmiş yağlı derileri, ıslanmış ahşap parçalarına anında yapıştırması, çatlamış ahşap levhaların çatlaklarına damlatıldığında, çatlağın insan gözünün göremeyeceği kadar incelmiş yerlerine kadar sızacak kadar ince bir sıvı olması (bir keresinde çatlağın iki buçuk katı kadar uzunluğunda bir yol alarak, ufak sandığım çatlağın aslında epey içlere ilerlediğini anlamıştım),  yere düşen ahşap parçaların kendileri kırıldığı halde içlerindeki japon damlatılmış bölgelerde kırık olmaması gibi 'ahşabın kendisinden daha sert' bir yapıştırıcı olması gibi özellikleri, bu yapıştırıcının elimin altında olmasını zorunlu kılıyor. Arasının iyi olmadığı tek malzeme plastikler. Plastikleri yapıştırmıyor. Ahşap, deri, ve metallerle arası aşk derecesinde iyi.    

 Piyasada bu yapıştırıcının iki türü var: Birincisi Tayvan malı olan orijinal, ikincisi ise ''çakması'', yani sahtesi...
Çoğu satıcı bu ikisini aynı tezgahta yan yana satıyor. Size ''ucuz olan mı, pahalı olan mı?'' diye soruyor. Pahalı dediği orijinal olanı. Aralarında iki kat fiyat farkı oynuyor. Orijinal olanı 10 TL civarında satılıyor. Ucuz olanını eve sokmayın. Şekerli su gibi, ne olduğu belli değil. sürüyorsunuz ama tutmuyor. Siz mutlaka ''orijinal olanından abi'' diye belirtin.  

Yalnız, Japon yapıştırıcısı gerektiği özenle saklanmadığı ve kullanılmadığı zamanlarda tıkanıp donarak bir süre sonra da bal kıvamına gelip katılaşarak kullanılmaz duruma geliyor. Bu güzel malzemeyi olduğu gibi çöpe atmak can sıkıcı bir durum oluyor. Peki neden böyle oluyor, katılaşmaya başlayan yapıştırıcıyı kurtarmanın bir yolu yok mu? Onu nasıl koruyacağız? Şimdi bunu araştıralım:


1) Özensiz Kullanılan Veya Yanlış Kesilen Kanal Ucu.

 Akışkan sıvı olarak satılan 502 Bond'ların sivri tüpleri oluyor. Kapağı açtığınızda altından çıkan sivri tüpün sivri kanal ağzı kapanıktır. Işığa tutup baktığınızda sivri uçtaki plastik kısmın karaltısını görürsünüz. İşte bir makas yardımı ile hemen bu plastik kısmın alt tarafından kesip plastik kısmı atarak bu kanalı açmanız gerek. Tüpünüzün ağzı ne kadar dar olursa tüpün içindeki yapıştırıcınız da o kadar uzun süre dayanır. Burada olay, tüpün içindeki yapıştırıcının hava ile olan temasını en az düzeyde tutacak delik darlığını sağlamaktır. Kanalın ağzını çok aşağıdan keserseniz geniş ağızlı bir kanal meydana gelir ve hem tüpün içindeki malzeme çabuk kurur hem de ''ince işler'' yaparken gereğinden fazla yapıştırıcının malzemeye bir anda dökülmesine neden olursunuz.
Satın aldığınız kutunun içinden mutlaka, raptiye çivisi gibi bir parça da çıkacak. İşte o parça çok önemlidir, kaybetmeyin. Yapıştırıcıyı malzemeye damlattıktan sonra tüpü dik konuma getirip parmağınızla gövdesinden biraz sıkarak kanal ucunda kalan artık yapıştırıcının kabarcık yaparak patlamasını sağlayın. Kabarcık patladıysa bir peçete yardımı ile hemen tüpün ağzını temizleyip bu raptiyeye benzer ek parçanın çivisini deliğin ağzına bir kere sokup çıkartın. Böylece kanal ağzının tıkanıp kapanmasını ertelemiş ve önlemiş olursunuz. Olur da kanalın ağzı bir şekilde tıkanmışsa yine bu malzemeyi tüpün kanalına sokup çıkararak kanalın ağzını açabilirsiniz. 

 

Görüntü 3-4: Kutudan Çıkan Açıcı Başlık ve Ucu Kesilmiş Tüp Ağzı


2) Sıcaklık

Japon yapıştırıcısını güneş görmeyen ve sıcak olmayan bir yerde tutun. En uygun yer bence buzdolabınızın yumurta ve şişe koyduğunuz raflarından birisidir. Yalnız, evde çocuklar veya yaşlılar varsa bunu önermem. Yapıştırıcıyı yiyecek bir şey sanabilirler. Böyle bir tehlike yoksa 502' nizi buzdolabında tutun. Japon yapıştırıcısı serin yerde geç donar ve uzun süre saklanabilir. Ben eskiden banyo dolaplarında saklardım. Her banyoda sıcak su buharıyla ısınan banyonun içinde Japon yapıştırıcısının ömrü de 6 ayı geçmiyordu. Bunu ne yazık ki geç fark ettim. Soğuk iyidir.


3) Kutunun Konumu

 Kutuyu veya tüpü devirmeyin! Devrilen tüpün içindeki malzeme kanala akar ve içeride donar. Geç fark ederseniz geri dönüşü yoktur. Kanalın içinde ince bir delik açmak için uğraşmanız gerekir. Önerim, toplu iğneyi kerpetenle tutup ateşte kızdırarak kanalın içine sokmak ve içeriye bir tünel açmaktır. Beyaz dumanlar ve küçük patırtılar eşliğinde bu kanal açılabilir. Ancak dumanı kesinlikle solumayın; gözünüze de değmesin. Yoksa canınız yanar. 


4) Katılaşan Japon Yapıştırıcısı Yeniden Çözülebilir Mi?


Bu konuyu epey araştırdım. Elbette, tinerin verniği çözdüğü gibi bu malzemeyi de çözecek ve kurtaracak bir çözücü olmalıydı. İnternette japon yapıştırıcısını çözen bazı ürünlere denk geldim ancak pahalılardı. Aseton, her yerde okuduğum bir çözümdü ancak kozmetikçilerden satın aldığım hiçbir Aseton, tüpün içinde katılaşmaya başlayan malzemeyi kurtaramadı. Aksine, tüpün tümüyle donmasına neden oldular. Sonradan öğrendim ki Asetonun %99 saflıkta olması gerekiyormuş. Kozmetikçilerde satılan asetonlar ise suyla karıştırılmış düşük yoğunluklu aseton çözeltileriymiş. Doğal olarak içlerindeki su ve kozmetik katkılar yapıştırıcıyı bozuyorlarmış. Zaten tüpün içindeki topaklanmalardan bu durum belli oluyordu. 
Saf aseton almak için kimya malzemesi satan yerlere uğradım. Ancak tehlikeli madde sınıfına girdiğinden dolayı ''özel fatura'' ile satın alınıyormuş. Yani kunduracı, sanayici, atölyeci falan olacaksınız ki bu malzemeyi alma hakkınız olsun. Araya tanıdık sokmadıkça zor. Zaten litresini 30 TL ye veriyorlardı. Yeni yapıştırıcı almak daha iyi bir seçenekti. 
 
5) Altın çözüm: Şırınga İğnesi!..

Diyelim ki ilk başta kestiğiniz tüp ucu artık işlevini yitirmeye ve tıkanmaya başladı. Bu aşamadan sonra yapmanız gereken, sıradan bir şırınga iğnesini alıp tüpün ağzına geçirip, yapıştırıcıyı şırınga iğnesinden akıtarak kullanmaktır. 
Bunu yapabilmek için tüpün ucunu makasla dikkatlice biraz daha kesip şırınga iğnesinin ağıza biraz sıkışarak oturacağı kadar ucundan keserek azıcık genişletmektir. Çok aşağıdan keserseniz iğne tüpe geçmez, çok yukarıdan keserseniz de şırınga iğnesi tüpün üstüne oturmaz ve düşer.
Tüpün ucuna sıkıştırılarak oturtulmuş iğnenin içinde yapıştırıcınız rahat şekilde geçip, hassas ve ince biçimde akacaktır. Kullandıktan sonra da şırınga iğnesinin kapağını iğnenin ağzına geçirirsiniz ki iğne sizi yaralamasın.
Önemli olan nokta şu ki büyük olasılıkla bir kaç gün sonra iğnenin içindeki yapıştırıcı kalıntıları donacak ve iğnenin içinden yapıştırıcı akmayacaktır. Bu artık pek sorun değildir. Basit bir çakmak alevini iğnenin ucundan ortasına doğru hızlıca gezdirerek iğnenin içindeki kalıntıların yanarak iğneyi terk etmesini sağlayabilirsiniz. İğnenin ucundan çıkan beyaz dumanı solumayın ve gözünüze gelmesini önleyin. Bu şekilde uzun süre Japon yapıştırıcınızı kullanmayı sürdürebilirsiniz. Gerekirse iğneyi değiştirip başka iğne takarsınız.  


Görüntü 5: Şırınga İğnesi ve Koruma Başlığı 


Görüntü 6: Şırınga İğnesi Tüpe Geçirilmiş. Metal Kısım İleride Çakmak Alevine Tutulup Temizlenerek Açılarak Kullanılmayı Sürdürecek.


2 Aralık 2013 Pazartesi

Çalgı Teli Yapımı


Kolay Çalgı Teli Yapımı (Kendi Buluşumdur)


* Ev yapımı çalgı yapma uğraşılarım süresince genellikle, kullandığım çalgılardan çıkardığım eski tellerle denemeler yapardım. Bu teller dışına çelik sırma sarılmış tellerdi. Kullanıldıkları çalgılar için uygun olmuş olsalarda kendi yaptığım çalgılardan elde etmek istediğim doğal sesi veremiyor, üstüne oldukça sert olmaları nedeniyle kullanımları güçlük çıkarıyordu.

 Bu yazımda özellikle yaylı çalgılarda kullanılabilecek, oldukça doğal bir ses veren ve çok yumuşak olması nedeniyle en dik baskılarda bile falso vermeyen bir telin yapılış yöntemini vereceğim. Mızraplı çalınan çalgılarda olta misinası gibi polyester gereçler kullanılabiliyor, gel gelelim yaylı çalgılarda durum biraz değişiyor. Misina teller yayı çalgılarda üst perdelere çıktıkça falso verebiliyorlar ve kimi çalgılarda temiz ses verirken kimilerinde çalışmak istemeyebiliyorlar. Oysa bu yöntemle üreteceğimiz telin naz yapmayı sevmediğini söyleyebilirim. 


Telimizi yapmak için hiç bir şeye para vermeyeceğiz. Elinizde 0.2 mm lik sıradan bir dikiş ipliği (polyester iplik olmalı) varsa hemen yapıma başlayabilirsiniz. Polyester ipliğiniz açık bir renkte olursa iyi olur, nedenini açıklayacağım.

Öncelikle belirtmek gerekir ki polyester iplik seçmemizin nedeni ucuz, dayanıklı, kolay bulunan bir gereç olmasıdır. Pamuk gibi ipliklerle çalgı teli olmaz, çok az bir gerilmeyle koparlar, üstelik yaylı çalgı için gerekli olan yüzeyin sürtünme özelliklerini taşımazlar. Eski çağlarda Orta Asyadaki yaylı çalgıların telleri için at kılları kullanılırdı. Özellikle Doğu Asyadaki çalgıların telleri de ipek ipliklerinden yapılırdı. Dikkat ederseniz saçlar, hayvan kılları ve ipekler; parlak yapıda olan, elinize sürttüğünüzde bile cırıldayan sesler
 çıkaran ilginç gereçlerdir. Keşke elimize ipek iplik ya da gerçek at kılı geçse de biz de denesek... Bulması olanaksız değil, buna karşın profesyonel bir müzisyen değilseniz para harcamaya da gerek yok, şimdilik elimizde bütçeye çok uygun bir polyester var :)

Ben burada tek bir polyester ipliğin nasıl yapılacağına değineceğim. Ardından bu ipliklerin bir araya getirilip neler yapılabileceğine değineceğim.

SES ÖRNEĞİ :
 (Uyarı: Bu Örnek Kendi Yaptığım Çam Göğüslü Çalgıdan Alınmıştır. Bilindik Türden Yaylı Çalgılardan Ya Da Mızraplı Çalgılardan Bambaşka Sesler Verebilmektedir.)

Bağlantıya Tıklayınız:

http://vocaroo.com/i/s0TJaGanyC8d

Bağlantıya Tıklayınız:

Araç gereçler

Araçlar

*Makas

*İki adet İçi dolu, hafif ağırca düzgün bir silindir çubuk (tükenmez kalem benzeri bir şey de olur.)



Gereçler


*Dikiş ipliği (Polyester iplik -çok ince olmaması gerek 0.2 mm kalınlığından az olmamalı.)


*Japon Yapıştırıcısı ya da tutkal.


*Reçine (yalnızca yaylı çalgılar için gerekli)



Bir polyester ipliği çalgınıza geçirip gerektiği kadar gererseniz ve yeterince reçine sürerseniz ya da mızrap vurursanız ondan hiç ses alamaz mısınız? Neden olmasın; alırsınız doğal olarak. Gel gelelim dikiş ipliği olarak üretilen polyester ipliklerin dış yapısı gerilme altında bırakıldığında bozulmaya uğramaktadır. Polyester ipliklere yakından bakarsanız yüzlerce küçük çaplı iplikçiğin döndürüle döndürüle bir araya gelerek oluşturduğu sarmal bir yapıda olduğunu görürsünüz. Eğer bu ipliği elinize alıp iki yandan çekerseniz. Bu sarmal yapının bozulduğunu, sık bir biçimde sarılmış bu ipliğin sargılarının seyreldiğini görürsünüz. İşte tam da bu nedenden dolayı ipliği olduğu gibi çalgınıza takamazsınız. Çalgınız yüksek ses vermez, verdiği seste bozuk ve istikrarasız olur. Bizim ilk uğraşımız sargıların sayısını ipliğin doğal sarmalını bozmadan arttırmak...
Sakın çözülmüş bir ipliği yeniden sarmaya çalışmayın, makarasından çıktığı andaki ilk düzenli yapısı bozulmuşsa ondan bir daha hayır gelmez.

Yapımı

Ne kadar uzunlukta tel kullanacağınızı ölçün. Sonra da bu uzunluğun bir çeyreği kadar fazlasını alarak iplik kesin.
Kaç santim ip kestiğinizi bir yere not edin. Bu arada ipi keserken çok germeyin ya da gevşek tutmayın. Yoksa ölçüler oynar.

İpliğinizin bir ucunu silindire bağlayın. Yalnız bunu yaparken boşa iplik harcamayın, düzgün ve yeterince ip harcayarak düğüm atın.

Şimdi ipliğinizin öteki ucunu da ikinci silindire önceki gibi bağlayın.


Bu nokta çok önemli:

Silindirin birisini elinizle kaldırın ve silindire çok yakın bir yerden iki parmağınızla ipi tutarken silindiri kendi ekseni çevreinde döndürğün. Silindir çubuk dönerken  parmağınızla onıun arasında kalan bölüme iyice bakın, siz çubuğu döndürürken ipliklerin sarımı çözülüyor mu, yoksa sıkılaşıyor mu? Eğer çözülüyorsa yanlış yöne döndürüyorsunuz demektir. Demek ki ipliğinizin sarım sayılarını sıklaştırmak için tersi yöne döndürmelisiniz.

 İşte bu mantıkla çubuğun birini elinizle havada tutarken, öteki elinizlede alttaki çubuğu iki parmağınızla fırıldak gibi döndürmeniz gereken yöne doğru döndürün. Çubuk hızlı bir biçimde kendi ekseninde dönerken  ipliğinizin hızla sıkışmaya ve sarım sayılarının artmaya başladığını göreceksiniz.
İpliğiniz sarıldıkça boyu kısalmaya başlayacak, en başta gerekenden uzun ip kesmemizin nedeni buydu.

bağırsak, dikiş, el, fiyatı, fiyatları, gitar, ipek, iplik, keman, kemane, kopuz, nasıl, polyester, sırma, tel, teli, telleri, yapılır, çalgı,

Aynı anda ipliğinizin pürüssüz olmaya başladığını, ipin üstüne ışık vurduğunda saydammış gibi ışığı geçirmeye başladığını başladığını göreceksiniz. Sıradan bir ipteki sarmalların yatayla yaptığı açı gerekenden çok az iken, sizin sardığınız iplikteki sarım çizgilerinin  90 dereceye doğru yaklaşan bir diklikte olduklarını göreceksiniz. Bir çalgı için böylesi özellikleri olan bir tel en uygun olanıdır.


Ne kadar döndürülecek?

Eğer çubuğu gerekenden çok döndürmüşseniz ip gerekenden çok sarılmış olur, ardından alt çubuğa yakın olan yerden burulmalar, yamulmalar olmaya başlar. Bu kadar sarmanıza gerek yoktur. Sıradan bir ipliğin iki sarmalının arasındaki uzaklığa sizin yaptığınız telden en az 6 sarmal sığmalı. İpliğinize göz attığınızda oldukça dik ve küçülüp sıkılaşmış sarmal çizgileri görüyorsanız sarım sayısını abartmanıza gerek yok. Yalnız; sarım yaparken arada bir iki çubuktan tutarak telinizi hızlıca gerip gevşetin gerip ki sarımlar iyice yerine otursun. Eğer sarma işlemi yeterliyse ipliğinizin boyunu hemen ölçün. Kısaldıktan sonraki uzunluğu not edin ki, bundan sonra ona eş olacak yeni bir tel sarmak isterseniz sarım sayıları tur sayısına bağlı olarak eş olsun. İlk tel sarımdan sonra 10 santim kısaldıysa, ikinci yaptığınız teli de 10 santim kısalana kadar döndüreceksiniz demektir. Ölçüleri özenle alınız.


 Şimdi ipliğinizin alttaki çubuğunu yere koyun ve elinizde tuttuğunuz çubuktaki ipi halkasını bozmadan çıkarın. Ardından Bu halkanın heman atından düzgün bir zemine bantlayın. İpi çıkarırken ipliğinizin boşalıp çözülmemesine özen gösterin ve çok az gergin tutarak ipliğin iki ucunu birbirinden uzak tutun. Yoksa ipliğiniz kendine dolanır.
İpliğin alttaki ucundaki halkayı da çubuktan kurtarın ve zemine bantlayın. İpliği çok germeyin, çok gevşekte tutmayın. Zeminde düzgün bir biçimde boylu boyunca uzanmış iki ucu zemine bantlı ipliğiniz artık çalgı teli olmak için hazır.

 Bu aşamada aynı iplikten çalgınıza birden çok takacaksanız yaptığınız iplikleri zemine teker teker bantlayarak biriktirebilir, ardından  iplikleri çözmeden onları yerlerinden alarak çalgınıza geçirebilirsiniz. İplikler çalgı burguluklarının delikleirinden geçemeyeceğinden dolayı (çünkü uçları halkalı ve sarılı durumdadır) burguluğa geçecek iplik ucunu bakır bir tele bağlayıp japon yapıştırıcısı ile sağlamlaştırdıktan sonra burguluk deliğine bakır teli sokup o biçimde takabilirsiniz. Diğer yöntem ise halkanın düğümlendiği boğaza japon yapıştırıcısı sürüp ipliğin dağılmaması sağlandıktan sonra halkanın kesilip atılarak ucu japonla sertleştirilmiş ipliği burguluğa geçirmektir. Burguluğa geçen ipliği burguluk attığında çözülmemesi için burguluğa düğümlemeniz çok daha güvenli olur. 
İpliğinizi çalgıya taktıktan sonra yayların sürteceği bölüme bolca reçine sürüp yedirin.
İnce bir iplik yeterli sesi vermeyebilir. Ya birden çok iplik takacaksınız, ki bu iniltili doğal bir ses verir, ya da tek parça kalın bir polyester kullanacaksınız,o da açık bir ses verir. İplikleriniz çok ince olursa bir kaç ayda bir değiştirmeniz gerekebilir, kalın iplik kullandıkça kullanım süresi artar.



Mızraplı Çalgılar İçin Ne Türlü Bir Yöntem Uygulanacak?

Mızraplı çalgılar için üstteki yöntemle ürettiğiniz telden üç-dört tane yapacaksınız. Ardından bütün bu telleri yine sargı yönleri eş olacak biçimde çubuklara bağlayıp yine döndürme işlemi yapacaksınız. Bir araya getirilip hem kendi içlerinde hem dışlarında bu biçimde döndürülerek sıkılaştıtılmış olan tek parça polyester tellerden çok güzel sesler çıkmaktadır. Eğer ipliğiniz kalın ise tek bir polyester iplikten de size gereken teli elde edebilirsiniz.


       Resim 1: Büyütülmüş Görüntüyle Karşılaştırmalar. Kırmızı Çizgiler Sarımların Yaptıkları Açının Son Aşamada Nasıl Düzene Girdiğini Ve Dikleştiğini Gösteriyor.




    

27 Ocak 2013 Pazar

Sabun Yapımı ( Evde )

deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı


 EVDE SABUN YAPIMI

 Sabun yapımını çoğumuz ilk kez Yeşilçam ın ''Gülen Gözler'' filminde, gençlerin evlerine gelen ipoteği kaldırmak için sabun tozu yapımına giriştikleri sahnelerde görmüşüzdür. Filmdeki söz konusu sahnelerde bir sürü cam borular, düzenekler, fokurdayan ilginç sıvılar gözükmekteydi. İlginç işlere girişme eğilimi olan ben gibi çocuklar da, sabun yapımının ne denli karışık bir iş olduğu görüşüne bu sahneler aracılığıyla kapılmış olmalı. Yıllar sonra üniversitede gördüğümüz kimya laboratuarı dersinin notları arasında da sabun yapımına denk gelmiştim. Kolayca yapılabilecek bir kaç aşama var gibi gözükmesine karşın; Molarite hesapları ve teorik anlatımlar gibi bir çok konunun aynı anda anlatıldığı bu deney konuları bana ''neyse artık başka bir gün bakarız'' dedirtmişti...
Ne var ki bundan bir kaç yıl sonra dönüp dolaşıp ''kendi sabunumu yapsam ne güzel olur'' düşüncesiyle yeniden bu konuya yoğunlaşmış, bu kez sıkı bir araştırmayla aslında bu işin ev hanımlarınca bile yapılan kolay bir eğlence alanı olduğunu görüp şaşırmıştım.

İlk denemelerimi, araştırmalarımda denk geldiğim ve yorumlarını okuduğum kişilerin önerdikleri oranlara göre yaptım. Ne yazık ki sonuçlar bir yıkım ve verimsizlik örneğiydi. Elde ettiğim sabunlar, kullandığım yağın kütlece %10 u gibi çok düşük oranlarda üretimden çıkıyordu. Üstelik bu sabunlar oldukça kötü kokuyor ve yapış yapış olarak beklediğim sonuçlardan uzak kalıyordu. Boşan giden yağlar, oranlar tutmadığı için elimi dilimi yakan kostiğin acısını ikiye katlıyordu. Araştırmalarımda  biriktirdiğim yazıları yine yine okudum, orantılardaki ortak yüzdeleri ve püf noktaları gözden geçirdim. Hesap kitap konusuna ucundan bucağından yine girişmiş olsam da, ağzıma kendi elimle çaldığım bir parmak baldan artık vazgeçemezdim.


 Denemelerime aralık vermeden, çocukluğumdam bu yana edinmiş olduğum kullanışlı bilgilerle okulda edindiğim temel bilgileri birleştirip sonunda %100 verime yaklaşmış çok iyi  kalitede sabunu üretmenin yolunu buldum. Çevremdeki kişiler doğal olarak bu kadar uğraştan sonra ürettiğim bu sabunları kullanmakta çekindiler. Gel gör ki ben evdeki sabun noktalarındaki satın alınmış hazır sabunları yok edip kendi sabunlarımı yerleştirince alışmak ve başarımı görmek zorunda (!) kaldılar...Yeni ve eğlenceli bir uğraşı edindiğim  artık kesindi...


Sabun oluşumu üzerine teorik bilgi için (Tıklayınız)

Sabun üzerine bilgi (Tıklayınız) 

Araç Gereçler

Araçlar

-Sıcağa dayanıklı, metal olmayan karıştırma çubuğu (Bambudan Yapılan Çöp Şiş Çubuğu Kullandım)


-Duyarlı Tartı (Hassas Mutfak Terazisi. Kesinlikle önemli. Oranları tutturamazsanız sabun derinizi yakabilir, ya da hiç oluşmayabilir)

-Plastik Bardaklar ( İki tanesi yeter, kullandıktan sonra atılmaları gerek.)


-Paslanmaz Çelik Tencere. (Kesinlikle Önemli. Kabın kimyasal tepkimeye girmemesi gerek)


-Plastik Kaşık (Kostiğe elle dokunamayacağımız için uzun bir plastik kaşık kullanmak gerek, iş bitince o da çöpe atılacak.)


Gereçler

-Saf Su. (Bulamazsanız kaliteli bir içme suyu kullanın. Suda kireç olmamalı)

-Süt Kostik (Katı Kostik) (NaOH - Sodyum Hidroksit) (Temizlik maddeleri satan yerlerden poşet içinde üç lira gibi ucuz fiyata bulabilirsiniz. Dikkatli kullanılmazsa deriyi tahriş eden çok tehlikeli bir bazdır)

-Yağ (Her türlü organik yağ olur. Bitkisel olması daha iyi, hayvansal yağlar koku yapar)

-Alkol (Saf alkol yerine kolonya kullanabilirsiniz; tepkimeyi hızlandırıcı bir özelliği var)

-Tuz (Kaya Tuzu olursa iyi olur, yoksa sofra tuzu da iş görür.)


Kullanılacak Ölçüler:

-Yağ: 100 g.

-Kostik: 16 g.


-Su: 84 g.


-Tuz: 5-6 g.


-Alkol: (Yazıda)


-Koku: Yarım yemek kaşığı kadar konsantre (yoğun)


Kullanılan Oranlar:

-Kostik-Su Karışımı:  %16 lık

-Tuz-Su Karışımı: Derişik Çözelti



deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 1: Bütün Araç Gereçlerin genel Görünümü.

YAPIMI

Çelik Tenceremizi ocağa koyuyoruz ve içine 100 gram sıvı yağı boşaltıyoruz. Ocağın altını kısık ateşe alıyoruz. Böylece yağımız yanmadan ağır ağır ısınacak, bu arada diğer işlemleri yapmak için aralık bulacağız. Yağ ne kadar kızgın olursa tepkime o kadar çabuk olur.


deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 2: Çelik Tencerede Kısık Ateşte Isınan Yağ.


Kostik torbamızı dikkatlice açıyoruz. Kostik torbasındaki tozlar bile elimize değmemeli. Eldiven giyerek bu işlemi yapabilirsiniz. Plastik bir bardağı tartımıza koyup tartıyı sıfırlıyoruz ve plastik bir kaşıkla torbadan 16 gram kostik alıp bardağa koyuyoruz. Önemli uyarı: Tartınızın doğru ölçüm yapıp yapmadığına göz atın, yoksa çabalarınız boşa gider.

deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 3: Kostiği 16 Gram Olacak Kadar Tartıyoruz. 


Kostiği ölçtükten sonra, başka bir boş plastik bardak alıp 84 gram olacak kadar saf suyu bu yeni bardağa koyuyoruz.

Şimdiki işlemi yapmak için evinizin balkonu gibi açık bir havaya çıkmalısınız. Nedeni, kostiğin suyla verdiği tepkime sonucu ortaya çıkan ağılı (zehirli) gaz...
 İçinde 84 gramlık su olan plastik bardağın üzerine öteki bardaktaki 16 gramlık Kostiği boşaltıyoruz. Şu an elimizde 84 gram Su + 16 gram Kostik ten oluşan toplamda 100 gramlık çözeltimiz var.   Önemli uyarı: Kostiğin üzerine su dökmeyin, suyun üzerine kostik dökün. Eğer katı kostiğin üzerine su dökerseniz çevreye sıçrama yapabilir, sakıncalıdır.


Üstüne su boşalttıktan sonra kostik dolu olan bu bardağın hemen ısınmaya başladığını görebilirsiniz. Isı çok yüksek olabilir, bu nedenle bardağı yere koyun ve ahşap karıştırma çubuğu ile uygun biçimde karıştırın ki, katı kostikler çabuk çözünsün. Bu işlemler sırasında bardaktan çıkan gazı solumayın, Bardaktan elinize ya da çevrenize çözeltiyi sıçratmayın.

Kostiğin tümünün çözündüğünü gördüyseniz bu bardağın içine biraz alkol dökmelisiniz. Ben alkol olarak limon kolonyası kullandım. Alkolün miktarı size kalmış. Şişeyi 5-6 kez salladığınızda dökülen miktar yeterli olacaktır. Alkol, sabunlaşma tepkimesini hızlandıracak. Uçucu bir yapısı olduğundan işlemler sırasında arada bir yeni alkol eklemesi yaparsanız ve bardağın ağzını kapatacak bir şey koysanız iyi olur.


deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı

Görüntü 4: Kostik-Su Karışımı...



BAŞLIYORUZ!...

Anımsarsanız ocağa kısık ateşte olacak biçimde içinde sıvı yağın olduğu çelik tenceremizi bırakmıştık. Biz ara işlemleri yaparken yağ iyice kızmış, hatta yavaştan duman çıkarmaya başlamış olmalı. Eğer yağ bu durumdaysa işleme uygun demektir.

Şimdi içinde kostik çözdüğümüz sulu kostik çözeltimizin olduğu plastik bardaktan çok az bir miktarı kızgın yağın üzerine boşaltıyoruz. Önemli uyarı: Döktüğümüz bu azıcık çözelti yağa değer değmez fokurdayacak ve köpükler çıkarmaya başlayacak. Biraz geride durmanız iyi olur, herhangi bir şey size sıçramasın. Ocağın altı, kısık ateşte kalmayı sürdürsün.

İşte köpükler! Bu köpükler sabunumuzun ilk köpükleri!


Önemli Bilgi: Sakın ola bardaktaki tüm çözeltiyi tencereye bir anda ve tek seferde boşaltmayın, yoksa yağ kesilir, sabun oluşmaz. Her çözelti döküşünüzde tenceredeki ısı düşer. Her döküm işleminden sonra ısının yerine gelmesini bekleyiniz. Tencerenin ısındığını yavaşça duman çıkarmasından anlayabilirsiniz. Yarım saat içinde aralıklara bölerek döküm işlemini yapınız.
Ancak yarım saatin sonunda tüm çözeltiyi tüketmiş olmalısınız. 


deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 5: Kızgın Yağa Değer Değmez Köpüren Çözelti.  


Her döküm işleminden sonra tahta çubukla tencereyi karıştırın. Gördüğünüz köpüklenmeler sabun oluşumunun göstergesidir. Çözeltinize yukarıda belirttiğim üzere arada bir kolonya eklemesi yapınız. Tüm bu işlemler süresinde ocağınız kısık ateşte yanmayı sürdürmeli. Tencerenin içindeki yağın gittikçe yoğunlaştığını görebilirsiniz.


deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 6: Karıştır, Karıştır..  


Tenceredeki yağ, artık yağ olmaktan çıktı, köpük yığınına dönmeye başladı. Karıştırmayı sürdürün.


deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 7: Sabun Muhallebisi.

Çözeltimizi azar azar dökmeyi aralıklarla sürdürürken tencerenin içindeki sabunumuz iyice muhallebi kıvamına geldi. Gelin görün ki daha yeterli yoğunlukta değil. Her çözelti dökümünden sonra karıştırmayı sürdürün.

deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı

Görüntü 8: Katılaşmaya Başlayan Sabun. Çözelti Bitene Kadar Eklenmeli. 


Tencere, artık karıştırılamayacak kadar katı bir biçime geldiğinde işlemin bu bölümü bitmiş demektir. Bardaktaki çözeltiniz bu aşamada tümüyle bitmiş olacaktır. Önemli uyarı: Sabununuzun kullanılmaya uygun olup olmadığını basit birkaç sınamayla görebilirsiniz.
Sabun, içine döktüğünüz kostik nedeniyle bazik bir yapıdadır. Eğer kostiğin ayarını kaçırırsanız cildiniz yanabilir. Bunu sınamak için karıştırma çubuğunuzla tencereden bir parça sabun alıp parmağınıza sürün. Dilinizin ucunu hafifçe değdirdiğinizde eğer sabun hiç bir şekilde dilinizi acıtmıyorsa doğru yoldasınız demektir. Eğer diliniz çok yanıyorsa sabunu kullanmayın. Ayrıca çubuğunuza aldığınız bir parça sabunu az miktardaki temiz bir suyla karıştırdığınızda su beyaza dönüyorsa yine doğru yoldasınız demektir. Sabunlu çubuğun kendisini çeşme suyuyla yıkadığınızda eğer çubuk temizleniyorsa yine işlemleriniz doğru demektir.


Şimdi 5-6 gram tuz tartın ve bir bardağa koyun. Üzerine de azar azar sıcak su dökün. Tuzlu suyun aşırı derişik olması gerekiyor. Bu nedenle suyun ölçüsünü kaçırmayın. Tuzun tümü çözündüğünde yavaş yavaş katılaşmış sabunun içine dökün. Tuzu sabunumuzun sert olması için katıyoruz. Ne kadar çok tuz katarsanız sabun soğuduğunda o kadar sert olur. Eğer tuzu çok atarsanız sabun topaklaşır, birleşmesi güç olur. Az atarsanız, her elinizi yıkadığınızda cıvıklaşan sabunla uğraşırsınız. Tuzlu suyu döktüyseniz artık ocağın altını kapatabilirsiniz.
deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı

Görüntü 9: Aşırı Yoğun Tuzlu Su Sabun Üzerinde Gezdiriliyor.    

Koku Eklemek...
Sabununuza yüksek yoğunluklu esanslar koymalısınız, yoksa pek etkili olmaz. Esansı yarım yemek kaşığı olacak kadar sabuna dökebilirsiniz. Dökmeden önce sabunun üzerinde delikler aşarak kokunun içine işlemesini sağlayın ve esansı gezdirerek dökün. Ben oda kokusu olarak kullanılan seyreltilmemiş bir kokuyu püskürtücü yardımı ile sabuna sıktım. Önemli Uyarı: Kokuyu sabun tencerede soğumaya başladıktan sonra ekleyin.

deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı

Görüntü 10: Koku Ekleniyor....
Tahta bir kaşık yardımıyla tenceredeki tüm sabunu toplayın ve bir topak biçimine getirin.

deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 11: Sabunumuzu Kazıya Kazıya, Vura Vura Topluyoruz. 

Sabun, elinizi yakmayacak kadar soğumuş olmalı, buna karşın tümüyle de soğumuş olmamalı, yoksa biçim veremezsiniz. Aşağıda görüldüğü üzere tahta kaşık yardımı ile sabunumuzu kullanılabilecek bir biçime döve döve getiriyoruz.
deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı
Görüntü 12: Bu aşamada Sıcak Sabun Neredeyse Ekmek Hamuru Gibidir. Soğumadan her Türlü Biçim Bir Araç Kullanarak Verilebilir. 


İŞTE SAF ZEYTİNYAĞI SABUNUMUZ!
SOĞUMAYA BAŞLAYAN SABUNUN İÇİNE  HER KERESİNDE DEĞİŞİK BOYALAR, KATKILAR VE KOKULAR KATIP ŞEKİL VEREBİLİRSİNİZ.. ELİNİZİ TERTEMİZ YAPAR, EŞE DOSTA ARMAĞAN OLUR!...


deneyi, deterjan, el, evde, gözler, gülen, hobi, kimya, kostik, NaOh, nasıl, sabun, sabunlaşma, sahnesi, temizlik, tencere, ugrasi, yapımı, yapmak, zeytin yağı

Görüntü 13: Mutlu Son, Ak-Pak Kokulu Saf Zeytinyağı Sabunumuz.




:)

















8 Ağustos 2011 Pazartesi

Duvar Küfü Önlemede Limon Tuzu (Sitrik Asit)




 Soğuk ve nemli duvarlarda olulşan küflenmelere çoğumuz bir çok kez denk gelmişizdir sanırım. Duvarlardaki küflenmelerin görüntü kirliliği yaratmalarının yanı sıra, bir takım solunum yolları hastalıklarıyla da bağlantılı olduğu yapılan araştırmalarca görülmüş. Kış ayının soğuk ve nemli etkisi içinde olduğumuz bu dönemlerde de mantar küflenmelerine apartmanların kıyısında köşesinde denk gelmek olası.

 Bir süre önce çevreme bakınıp dururken gözüme takılan ufak bir küf dizisinin ak duvarlar üstündeki kara görüntüsü, beni bu küf olayına yöneltmeye yetmişti. Küfün giderilmesi için öncelikle  bazı inşaat tadilatlarının yapılması gerektiğini bilmeme karşın önümdeki şu ufacık küf öbekleri böylesine bir çalışma için oldukça küçük ve önemsizdiler. Ama ben aklıma bunlarla kolayca nasıl başa çıkılır diye takmıştım bir kere.


 Daha önceden izlemiş olduğum bir belgeselde hayvan besiciliğinde yapay antibiyotiklere karşı kullanılması düşünülen doğal antibiyotiklerden söz edilirken bu konunun içinde sitrik asidinde önemli bir yer edinebildiğini duymuştum.  Konuyla doğrudan bağlantılı olmasada sitrik asidin bir takım özellikleri aklımda bilgi ışıkları yakmıştı.  Öyle ya, işin tıp yönünü bir yana bırakalım, sitrik asit dediğimiz şey başlı başına bir asitti. Suda çözündürülüp sürüldüğü yerde de vernik gibi yayılıp kuruduğunda ise çıtır çıtır bir tabaka oluşturabilen bir gereçti. Üstelik mutfaklarımız da ''Limon Tuzu''   adıyla da oldukça yoğun olarak bulunuyordu.


Resim1: Küf Mantarının Mikroskop Altında Görünümü.


Araçlar
*Küçük cezve
*Isı kaynağı (Ocak)

Gereçler
*Su
*Limon Tuzu
*Pamuk (Kulak Çubuğu Şeklinde Olanlar Uygun Olur)

 Küçük cezvenin içine limon tuzu tanelerinden bir çimdik alıp atılır ve üzerine tanelerin üzerini kaplayacak kadar su konulur. Su fazla olmamalı ki oluşturacağımız sıvının yoğunluğu az olmasın. Çok az su koymak ta; limon tuzlarının çözünmesini engeller. 

 Ocak açılır, cezve yavaşça sallanarak ısınan suyun içinde limon tuzlarının çözünmesi sağlanır. Tüm parçalar çözündüğünde cezve ocaktan alınıp uygun bir kaba aktarılır. (Tüm bu işlemleri mikro dalga fırında yapmak çok daha kolay oluyor. Mikro dalga kullanacaksanız cam bir çay bardağı işinizin tümünü görür.) İşlem sonunda elinizde şerbet benzeri kıvamlılığı açıkça görülebilen bir sıvı olmalı.

Uygulanış Şekli 
 Öncelikle ıslak bir bezle küflü yüzeyi iyice temizlemeye çalışın. Yüzeyi temizleyip kuruttuktan sonra, küçük kabınıza dökmüş olduğunuz yoğun sitrik asitli sıvınızın içine kulak çubuğunda bulunan pamuğu daldırıp istediğiniz yere uygulayın. Çözeltiyi yüzeye iyi yaydığınıza güveniyorsanız kurumasını bekleyin.  (Bir spreyin içine bu çözeltiyi koyup duvara püskürtmeyi de denemeyi düşündüm ama bunu yapmak için elimin altında boş ve küçük bir sprey şişesi bulamadım)


Resim2: Mermer ve pimapenlerin bağlantı noktalarındaki silikon birleşmelerde sıkça görülen küf tabakaları sitrik asit uygulayarak önlendi.

Son olarak;
 Bu işlem ne kadar güvenilir ve uygulanabilirdir bilemiyorum ama bildiğim tek şey bu uygulamayı yaptığım yüzeylerde haftalardır bir küflenme gözlemlememiş olduğum. Sitrik asit; 3.5 olan Ph asitlik değeriyle küf mantarlarının üremesini engelliyor olabilir. Ayrıca suda çözünen bir gereç olduğundan  duvarda terlemeye de neden olmaz. Üstüne üstlük nem gördükçe nemi oluşturan suda çözünerek sürüldüğü yere yayılır çevresindeki herhangi mikro zerrecikleri içine hapis edebilir. Ben uygulamayı küçük bir alan için yaptım. Belki büyük alanlar için verimli olur ya da olmayabilir, kim bilir? Sonuç olarak bu ufak deneyim başarılı oldu, beni de ilgilendiren buydu :)


Resim3: Bir yanda kara küflerle boğuşan, öteki yanda temizlendiği ilk günden beri aynı renkte kalan yüzey.

Anılarda Kalan Tasarımlarım =Yükseklik Ayarlı Çivi=


UYARI: Tasarımı denemenizi güvenliğiniz açısından asla önermiyorum!

Yükseklik Ayarı Özellikli Patlayıcı Düzenek ''=ÇİVİ=''
Bir önceki konu başlığında tasarımını anlattığım; yere temas ettiğinde patlayan ''ÇİVİ'' adlı tasarımımın işlevselliğine yeni bir boyut katarak oluşturuduğum tasarımdır.
Bir önceki tasarımdaki düzenek; arkasında taşıdığı kanatçıklar yardımı ile atıldığı konumdan patlayacağı yere varıncaya kadar dönerek serbedt düşüş yapıyor ve yere temas ettiği anda kontak yapmaya ayarlanmış anahtarın yardımı ile de düzenekteki patlayıcı kısmı ateşliyordu.
 Bu tasarım ise ''yere değme bağımlılığından kurtulmak ve düzeneğin bırakıldığı yerden belli bir uzaklığa ya da yüksekliğe geldiği zaman patlaması'' üzerine düşünülmüş bir yapıdaydı.
Dış Ve İç Yapısı; Önceki ''ÇİVİ'' tasarımında olduğu üzere aynı araç ve gereçlerden oluşuyordu. Ancak en önemli gözle görülür değişiklikler; Kanatçıkların eğimsiz olması, başlık kısmında ufak bir pervanenin bulunması, İlk ''ÇİVİ'' tasarımında görülen kayaklı sürgülerin olmaması ve patlayıcı başlığın kopuk şekilde durmamasıydı.
Çalışma Biçimi ise eğer uygun yükseklikten yere doğru düşey atış söz konusuysa şu şekildeydi;
''ÇİVİ'' Patlayıcı başlığı altta kalacak şekilde yavaşça yere doğru dikey düşüşe bırakılır ve çok kısa bir süre sonra patlayıcı başlığın ucundaki pervane hava akımının etkisiyle dönmeye başlar... 
Dışarıda dönmekte olan pervanenin bağlı olduğu milde bu sırada dönerken, patlayıcı başlığın iç kısmındaki makaraya bağlı ipi sarmakta ve sarılan ip te kendsine bağlanan elektrik anahtarı görevini üstlenmiş olan esnek bir teli kendisine doğru çeker...
Bu çekiş sonucunda makaraya doğru yaklaşan anahtarlama teli, makaraya değmeden yolunun üstündeki pilin karşı kutbuna bağlanmış olan tele değer ve anahtarlamayı gerçekleştirerek  patlayıcının ateş almasını sağlayacak enerjiyi üzerinden geçirir.
Sonuç olarak karşımıza patlamak için yere değme zorunluluğundan kurtulmuş bir düzenek çıkar. Buradaki en ilginç şey; İp uzunluğunun ayarlanarak  ipin sarılma zamanının ayarlanması ve buna bağı olarak ne yükseklikte patlayacağının isteğe göre belirlenebilir olmasıdır.
Kanatçıklara neden eğim vermediğim konusuna gelince: Eğer bu tasarıma eğimli kanatçıklar eklemiş olsaydım, çivinin gövdesi yapısı nedeniyle havada dönerken, pervane de kendi eğiminin etkisiyle dönmeye çalışacak ve aynı yöne doğru dönmeye çalıştıkları için kuvvetlerini sıfırlayarak pervane hiç bir şekilde makarayı saramayacaktı. Ya da zıt yönlere doğru dönerlerse, ayarladığım yükseklikten çok daha kısa bir uzunluk değerinde ateşleme olacak ve istenmeyen bir durum ortaya çıkacaktı. 
Çalışıp çalışmadığını hiç denemediğim bu tasarımın o yıllarda yapmış olduğum çizimi aşağıdadır... 


Tam Boyut--->

Resim1: Tozlu bodrum katı dosyalarından bloğa... 

Anılarda Kalan Tasarımlarım -Patlayıcı Düzenek ÇİVİ-


UYARI: Tasarımı denemenizi güvenliğiniz açısından asla önermiyorum!
Özel olarak üretilmiş, ağır yapılı ve savaş başlığı takılıp çıkarılabilen bir düzenek yapmak istediğim yıllarda tasarlamış oluğum bir patlayıcı. Düzeneğin çalışma biçimi oldukça anlaşılır, üstüne düşünlecek olursa ortaya koyduğu işin aynısını yapabilen çok daha olay tasarımlar da düşünebilirmişim. Ama asıl amacım eğlenmek olduğu için uğraşmak hoşuma gitmiş olmalı. Adını düşüş biçimi olan ''çivileme'' den esinlenmiş olmalıyım ki ''Çivi'' koymuşum. 
 Düzenek bir kalem boyutlarında, ana kaplaması ince sert bükülebilir kartondan  oluşmuş, arkasında taşıdığı dört büyük kanatçıkla dışarıya füze görünümü veren, uç bölgesindeki başlıkta iki sürgü taşıyan bir dış görünümde.
 İç yapısında ise olası bir alev sıçramasında korunması ve yeniden kullanılabilmesi açısından metal kaplamalı bir pil,  onun önünde anahtarlama sistemi ve hemen altında ise patlayıcı başlığı var. Pilin (-) kutbundan anahtarlama kısmına çekilmiş bir de tel bağlantısı var.
 Çalışma şekli oldukça basit:  ''Çivi'' ele alınır, yüksekçe bir yere çıkılıp yere doğru -bırakılır- ya da yukarı yönde yükseğe doğru atılıp yere doğru düşüşe geçmesi beklenir.
 Düşüş sırasında yöneldiği yere doğru sapmadan ilerleyebilmesi için arkasına koymuş olduğum uçları 20 derecelik açıyla bükülmüş 4 kanat hızlı bir şekilde ''Çivi'' nin kendi ekseninde dönmesini sağlayarak merkez kaç gücü oluşturuyor ve yivli bir namludan çıkan mermiyi andırırcasına hedefinden şaşmadan yere doğru ilerliyor.
 Düşüş sonunda ise patlayıcı başlık yere değiyor ama başlığın hareketli sürgülerle bağlandığı pil ve gövde kısmı, patlayıcı başlıkla ana gövdenin arasında bulunan boşlukta sürgülerin doğrultusunda ilerlemeyi sürdürüyor.
İlerleme sonunda karşılıklı değecek biçimde konulmuş iki tel birbirine değip anahtarlanarak, pilden gelen enerjiyi, ateşlemede kullanılması amacıyla üzerinden geçiriyor. 
 Bu tasarımı kağıt üzerinden gerçeğe taşımak gerçekten güzel olacaktı ama ilgi alanım zaman içinde başka alanlara kaydığından tasarımı yapma konusunda isteksiz davrandım. Daha sonradan kendimi bunu yapmaya zorlayarak ortaya kaba taslak birşeyler çıkardım ama isteksiz yaptığım bu ''Çivi'', oldukça üstün körü bir şekilde yapılmıştı. Patlayıcı başlığı saran ince streç filmin uygunsuzluğu bir yana, hareketli sürgülerin saçma sapan tellerden oluşması, kestiğim kanatçıkların yeterice iyi aerodinamiğe sahip olmaması vb. bir sürü olumsuzluk sayılabilecek başlıca sorunlardı.
 Bu denemeyi yapmama engel olan bir şey de güvenlik sorunuydu. ''Çivi'', ne kadar basit bir tasarım olmuş olsa da, çok hassas bir şeydi. Patlayıcı başlığı yerleştirmeye çalıştığınız bir sırada yanlışlıkla birbirine değecek olan teller, çiviyi elinizdeyken patlatabilir  ve bir felakete neden olabilirdi.
 Her şeye karşın tasarımı bitirdim ve odamın penceresinden aşağı doğru bıraktım. En alt kattaki öğrencilerin apartmanımızdan taşınıp gitmiş olması, camlarının önüne düşüp patlayacak olan bu düzenek ve benim için iyi bir fırsattı.  Büyük bir heyecanla üstünkörü üretimden çıkmış olan çiviyi aşağı doğru bıraktım ve yalpalı düşüşünü izledim.  
 Yere düştü, sürgülü kısmından yamularak öylece yere yapıştı. Evet; patlamamıştı. Ama bu benim için pek te üzücü bir şey değil, beklendik bir sonuçtu. Teoride kusursuz çalışan bu tasarımın, üstünkörü ve isteksiz bir üretimden çıktığı için gerçek dünyada çalışmaması olağandı. Hemen aşağı inip başarısız denememden geriye kalan patlayıcı başlık, pil ve tel gibi yeniden kullanabileceğim şeyleri ayıklamak istedim ama bir sorun ortaya çıktı.
 Ya ben yanına yaklaştığımda bu düzenek birden patlarsa? Doğru ya, düzeneğin içi birbirine değmeye ayarlanmış tellerle doluydu. Ama yapılacak bir şey yoktu. Babamın evde boya yaparken kullandığı ve her tehklikeli deneyimde yanımda bulundurduğum şeylerden birisi olan plastik gözlükleri, ''ne olur ne olmaz'' diyerek başıma geçirdim ve cesaretimi toplayıp aşağı indim. Pencere boşluğuna vardığımda ise yerde harap olmuş şekilde yatan ''Çivi'' me korkar gözlerle baktım. Öyle çok ta zarar verecek olan bir şey değildi ama aniden kulaklarda beliren bir ''güm'' sesi bile insanı sinir edebilirdi. Yavaşça düzeneğin yanına yaklaşıp iyice incelemeye koyuldum kendisini. Tehlikeli bir durum varsa başka yöntemlerle çiviyi imha etme yoluna başvuracaktım artık. Tam olarak ne durumda olduğunu anımsayamıyorum ama gövdeden ve başlıktan tutup bir kerede onları birbirinden ayırmam, korkulacak bir şey olmadığının bir göstergesiydi...
--->Tam Boyut
Osiloskop Simülatörü, Programı (Yazılımı) Direnç Hesaplama Programı Zırh (Miğfer) Zırhlara Bürünmüş Görünümüm Roma Lejyoneri (Roman Legioner) ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay öykü anı günlük anıları basit easy eğlenceli eskiden oynanan oyun oyunlar çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment maketi yazılım program indir bedava ücretsiz freeware direnç hesaplama programı nasıl hesaplanır hesapla renk kodları kod hesaplayıcı download oşiloskop simülasyon görüntüleyici modelleme sinüs dalga kare dalga üreteci frequency oscilloscop patlayıcı barut bomba füze çivi fişek kız kaçıran fünye maytap havai fişek mermi tasarım proje çizim Resim1: Tasarımın o yıllarda yapmış olduğum çizimi.
Osiloskop Simülatörü, Programı (Yazılımı) Direnç Hesaplama Programı Zırh (Miğfer) Zırhlara Bürünmüş Görünümüm Roma Lejyoneri (Roman Legioner) ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay öykü anı günlük anıları basit easy eğlenceli eskiden oynanan oyun oyunlar çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment maketi yazılım program indir bedava ücretsiz freeware direnç hesaplama programı nasıl hesaplanır hesapla renk kodları kod hesaplayıcı download oşiloskop simülasyon görüntüleyici modelleme sinüs dalga kare dalga üreteci frequency oscilloscop patlayıcı barut bomba füze çivi fişek kız kaçıran fünye maytap havai fişek mermi tasarım proje çizim
Resim2: En Eski Cep Telefonu Fotoğraflarımdan: ''Çivi'' üretim aşamasında... 

Anılarda Kalan Tasarımlarım...(Savaş Tankım)



  Lise yıllarımın başında yaptığım savaş tankı tasarımı...
 Bu tankı ana saldırı tankı olarak düşünmeyip, yarı saldırı-yarı taşıyıcı olarak düşünmüştüm. Önde dönen taret (topun olduğu kısım) onun arkasında ise dönen taretten ayrılmış olarak asker ya da başka görevlileri içine alan kalın zırhla korunmuş bir bölme vardı. Ayrıca tankın arkasına savaş topu ve benzeri araçlar da bağlanıp çekilebilecekti. Tankın top namlusunu kısa tutmuştum çünkü bu top daha çok savunma içindi. Ek silah olarak taretin üstünde bir makineli tüfek, onun arkasında ise daha ağır bir silah olan uçaksavar benzeri bir makineli vardı. Olası helikopter saldırılarına karşı düşünmüş olmalıyım. İçeride taşınan görevlilerden birisi ya da önceden hazır bulunan bir asker de bunu kullanmakla görevliydi. Tankın yan kısımlarında tanksavar füzelere karşı önlem olarak tel kafesler koymuştum. Günümüz tanklarında olduğu gibi tanksavar füze tel kafese değdiğinde patlayacak, tank yüzeyine dokunmadan dağılacaktı. 
Aşağıda o yıllarda yapmış olduğum tasarımın çizimi gözüküyor...

->Tam Boyut

Gemi Maketi Yapımı (Minyatür Yelkenli)


-Kendi Çocukluk Tasarımımdır-

 Gemi yapmak, özellikle kağıttan yapılacaksa mutlaka her çocuğun bir zaman uğraştığı eğlenceli bir oyundur. Arkadaşların ya da büyüklerin yardımı ile çeşitli şekillerde katlanmış kağıtlarla yapılan gemicikler kuşkusuz en sevimli oyuncaklar olarak tüm insanların aklında güzel duygular uyandırır. Yağmur birikintileri, küçük derecikler, havuz başları (su ne kadar kirli olursa olsun) en başta gelen gemicilik oyunu alanlarıdır.
 Benim de her çocuk gibi bu türlü eğlencelere (özellikle sulu olanlarına) aşırı bir ilgim vardı o zamanlar. 90 ların ortalarında yaşanan Tuzla gemi tersanesindeki facia, ondan sonra vizyona giren Titanik filmi ve ardından ekranlarda verilen bol korsanlı, bol gemili ve savaşlı filmler de benim bu ‘’gemicilik’’ alanına daha çok eğilmeme ve türlü türlü yüzen araçlar (denizaltı maketleri, motorlu tekne, batmayan alüminyum gövdeli gemiler) yapmaya itmişti. Tuzla faciası beni çok etkilemiş olacak ki epeyce zaman kağıt gemileri yakıp yakıp suya atmıştım yanarak yüzmeleri için. Onları yanarken ve dağılırken izlemek işin en zevkli yanıydı.
 Her şey bir yana yelkenli gemilerin akılda uyandırdığı duygusal esintiler beni büsbütün kendine çekmiş ve benim de artık bir yelkenli gemi filosu kurmam gerektirdiğini anımsatmıştı bana. Kağıt gemilerden ise hiç söz etmiyorum ve etmeyeceğim, çünkü onlar suyu görünce dağılıp giden gösterişsiz ve basit ‘’bebek’’ oyuncaklarıydı. Benim gemilerimin yelkenleri olmalıydı,  batmamalıydılar en önemlisi gösterişli olmaları gerekliydi.
 Kağıt gemilerimden aşağıda verdiğim gemi yapımı türüne gelinceye kadar o kadar çok gemi yüzdürme denemelerinde bulunmuştum ki, 7. sınıfta bu denemelerimi yapılma zamanlarına göre sıralayıp resimlerini çizmiş ve bir ajanda üstüne ‘’Gemilerimin Evrimi’’ adı altında kayda geçirmiştim. İçinde çizdiğim yüzlerce resmi ve yazdığım birçok yazıyı barındıran o defterimi keşke bulabilsem. Yok olup gitti geçmişe…
 ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay basit easy eğlenceli oyun çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment gemi maketi suda yüzen kadırga savaş gemisi yelkenli kağıttan
Resim1: ''Kliper'' denilen yelkenli gemilerin en hızlı türlerinden birisi.

-UĞRAŞININ YAPIMI-
Araçlar:
*Kalem
*Makas 
Gereçler:
*Alüminyum Folyo (Mutfak Folyosu) 
*Kağıt
*Kürdan
*Makas
*Bant
*İp
Uğraşı Gemi Yapımı Maket Yelkenli ugrasi.blogcu.com Ev Yapımı Nasıl Yapılır Kağıttan 
Resim2: Araç Gereçler.
Uğraşı Gemi Yapımı Maket Yelkenli ugrasi.blogcu.com Ev Yapımı Nasıl Yapılır Kağıttan   
Resim3: Ana Gövdeyi Oluşturan Tek Parça Alüminyum Folyo.
 Öncelikle alüminyum folyomuzdan makas yardımı ile düzgün bir dikdörtgen parça kesiyoruz. Burada önem vermeniz gereken nokta alüminyum folyonun sağlam olmasıdır. Üzerinde yırtık veya ufacık bile olsa delik bulunduran folyo ile su almayan bir gemi yapamazsınız...
Uğraşı Gemi Yapımı Maket Yelkenli ugrasi.blogcu.com Ev Yapımı Nasıl Yapılır Kağıttan  
Resim4: Alüminyum Folyoya Bantla Bağlanan Yelken Direkleri. 
 Düzgünce kestiğimiz levhamızı masanın üzerine bırakıyoruz ve iki kürdanımızı da uygun aralıklarla resimde görüldüğü gibi levhamıza bantlıyoruz. Aralıkların ne kadar olacağı sizin yelkenlerinizin ne kadar yer kalayacağına bağlı. Kürdanları düzgünce bantlamazsanız yamulurlar, eğilip bükülürler ve daha da önemlisi yelkenlerinizi taşıyamazlar.  
Uğraşı Gemi Yapımı Maket Yelkenli ugrasi.blogcu.com Ev Yapımı Nasıl Yapılır Kağıttan 
Resim5: Alüminyum Folyonun Ön Kenarlarının Birleştirilmesiyle Geminin Önü Ortaya Çıkıyor. Folyonun Öndeki Birbirine Bakan İki Yüzünün Birleştiği Burun Tarafı Kalınca Gözüküyor, Çünkü O Kısım  Su Almaması İçin Bir Kaç Kere Kendi üzerine Katlanmış.
 Şimdi işin en can alıcı yerlerinden birine geldik: Geminin ön burnunun oluşturulması. Geminin ön direğinin önüne bir parmağınızla sertçe bastırın ve diğer iki parmağınızla aynı anda alüminyum folyonun köşelerini yukarı kaldırıp birleştirin. Bu durumda sivri bir burunun ilk görütüsünü yakalamış olacaksınız ama daha bitmedi. Bu birleşen burnu küçük küçük geriye doğru katlayarak birbirine geçmesini sağlayın. Sonuçta yukarıdaki (resim5) gibi bir görünüm alacak geminizin önü. Bu küçük kıvırmaları iyi yapmazsanız gemiye önden su girer. İyi yaparsanız ne olursa olsun geminiz su almaz. 
Uğraşı Gemi Yapımı Maket Yelkenli ugrasi.blogcu.com Ev Yapımı Nasıl Yapılır Kağıttan 
Resim6: Geminin Yan Kenarları Ufak Bir Hareketle Oluşturuluyor.  
 Ön tarafın kıvrılmasından dolayı geminin arkasında açılarak yavaşça genişleyen bir şekil oluşmuştu. Şimdi geminin ortasına iki işaret parmağımızı  bastırıyoruz ve iki başparmağımızlada , yan kenarları yukarı doğru güzelce kıvırıp düzgün bir yan duvar oluşturuyoruz. Ve bundan sonra gemimiz bir kanal gibi düzgünleşiyor.  
Uğraşı Gemi Yapımı Maket Yelkenli ugrasi.blogcu.com Ev Yapımı Nasıl Yapılır Kağıttan
Resim7: Arka Köşelerin Kendi Kenarlarıyla Bitiştirilmesi.
 Şimdi de yine işaret parmağımızla arka direğin arka köşesine doğru bastırıp diğer elimizin baş ve işaret parmaklarıyla folyonun bir arka köşesini iki parmağımızla sıkıştırıp yukarı kaldırıyoruz ve resimdeki gibi kulakçık oluşturuyoruz. Aynı yöntemi diğer arka köşe için de uyguluyoruz. 
Uğraşı Gemi Yapımı Maket Yelkenli ugrasi.blogcu.com Ev Yapımı Nasıl Yapılır Kağıttan  
Resim8: Bitiştirilen Kenarların Kulakçıkları Katlandığında Gemi Ana Şeklini Almış Oluyor.   
 Kulakçıklar oluşturuldular ama göze batacak derecede çıkıntılık oluşturdular. Kulakçıkları işaret parmağımızla arkadan destekleyerek bir birlerine bakacak şekilde gemiye doğru katlayıp kıvırarak birleştirelim ki geminin arkası düzgünleşsin.
Uğraşı Gemi Yapımı Maket Yelkenli ugrasi.blogcu.com Ev Yapımı Nasıl Yapılır Kağıttan
 Resim9: Hazırlanmış Yelkenler Gemiye Takılmayı Bekliyorlar.  
 Uygun büyüklükte kestiğimiz dikdörgten şeklindeki iki kağıt parçasını üst resimde (rsim9) görüldüğü gibi yuvarlak işaretler koyuyoruz ve o kısımlarından kalem ucuyla hafifçe delik açıyoruz. Bu deliklere yelken direkleri (yani kürdanlarımız) girecek. 
Uğraşı Gemi Yapımı Maket Yelkenli ugrasi.blogcu.com Ev Yapımı Nasıl Yapılır Kağıttan
Resim10: İlk Yelkenin Takılması.                                                                                 
 Ön yüzüne resim çizdiğimiz yelkenin arkasını çevirip önceden deldiğimiz alt delikten kürdana geçiriyoruz.
Uğraşı Gemi Yapımı Maket Yelkenli ugrasi.blogcu.com Ev Yapımı Nasıl Yapılır Kağıttan 
Resim 11: İlk Yelken Tamam.  
 Daha sonra kağıdın boşta kalan ucun yukarı kıvırıp bu kez üstteki deliğe kürdanı kağıdın alt kısmından olacak şekilde geçiriyoruz ve ilk yelkenimiz tamam! İkinci yelkene de aynı işlemleri uyguluyoruz.
Uğraşı Gemi Yapımı Maket Yelkenli ugrasi.blogcu.com Ev Yapımı Nasıl Yapılır Kağıttan
 Resim 12: Geminin Alt Yüzünün Düzeltilmesi. 
 Bu kısım çok önemli! Bütün bu işlemleri bitirdikten sonra geminin yamulan bükülen yerlerini yavaş parmak hareketleriyle düzeltin. En önemlisi ise geminin suya değecek olan alt yüzeyi. Alt yüzeyi tam düzgün ya da içe doğru çukurluk şeklinde olmalı. Bunu yelken direklerinden tutup yine parmaklarınızla aşağıdan hafifçe bastırarak çökertme şeklinde yapabilirsiniz. Eğer alt yüzey dışarı doğru (suya doğru) şişik şekilde olursa çok fazla denge sorunu yaşarsınız.  
Uğraşı Gemi Yapımı Maket Yelkenli ugrasi.blogcu.com Ev Yapımı Nasıl Yapılır Kağıttan
 Resim13: Ön Direk. 
Şimdi ön direği yapacağız. Bir kürdanı alın ve altına yapışkan tarafları birbirine bakacak şekilde iki bant yapıştırın bantların yarı kısımları kürdana yapışık olacak ama diğer yarıları açıkta kalacak. Bu şekilde bantlar bir kıskaç gibi kolları açık şekilde duracak ki, buraların arasına geminin burnunu sıkıştırıp yapıştıralım. (Resim13) 
Uğraşı Gemi Yapımı Maket Yelkenli ugrasi.blogcu.com Ev Yapımı Nasıl Yapılır Kağıttan
Resim14: Ön Direk Geminin Birleştirilmiş Ön Kısmına Kıskaç Şeklinde Bantla Tutturulacak. 
Uğraşı Gemi Yapımı Maket Yelkenli ugrasi.blogcu.com Ev Yapımı Nasıl Yapılır Kağıttan
Resim 15: Gemi Bitti Sayılır...  
Bantın kıskaç şeklindeki kısımlarının arasaına gemi burnunu sokup sıkıştırdık ve yapıştırdık.
Uğraşı Gemi Yapımı Maket Yelkenli ugrasi.blogcu.com Ev Yapımı Nasıl Yapılır Kağıttan 
Resim16: Yelkenler Fora! Gemimiz İçi Su Dolu Leğende Sorusuz Bir Şekilde Yüzmeye Başlıyor.
Gemimiz Bitti! Gemi direklerinin üzerine bir ip keserek herhangi bir şekilde yapıştırırsanız geminiz daha güzel görünür. Bir daha ki yazımda bu gemiye ne türlü eklemeler yapılabileceğini, onunla nasıl oyunlar oyananabileceğini ayrıntısıyla yazacağım.  (Yıllar sonra ilk kez bu blog için yaptığım bu gemi bana en güzel anılarımı anımsattı...Güzel oldu ama:)
ugrasi.blogcu.com ugrasi uğraşı occupation hobi ev el home hand kolay basit easy eğlenceli oyun çocukluk boş zaman oyuncak yapımı made evde nasıl yapılır deney deneyi experiment gemi maketi suda yüzen kadırga savaş gemisi yelkenli kağıttan denizcilik osmanlı  
Resim17: Bir Osmanlı Savaş Gemisi (Kalyon)